GEL DE İNANMA!

Son yıllarda ülkemizdeki öğretimin kalite düşüklüğünden herkes şikâyetçi. Ben de öyleyim. Çünkü benim neslim, Avrupa’dan geri kalmışlığımızı giderme istemi ile uygulanan yoğun ve kapsamlı bir öğretim görmüştü.

Şimdilerde sık sık duyuyoruz; Eski lise mezunları şimdiki üniversite mezunlarından daha bilgiliydi. Çok tuhaf değil mi?

Tabii bu olgu ülkemizdeki bütün üniversiteleri ve bunlardan mezun olanların tamamını kapsamıyor.

Bana sorarsanız bu durum her yerde  ve gereğinden çok sayıda üniversite açılmasına da bağlı olarak, büyük ölçüde, üniversitelerin  akademik kadrosundan kaynaklanıyor. Çok tuhaf ama bu konu her açıldığında aklıma hemen,  İtalyan profesör Arru’nun (toprağı bol olsun ) bana  anlattığı bir fıkra geliyor:

İtalya’da birisi papağan alacak. Bir dükkana giriyor. Birinin fiyatını soruyor. 20 000 liret. Derler ki bu papağan  sadece söylenen kelimeleri tekrarlar... Peki! bu kaça? 100 000 liret. Neden bu kadar pahalı? Bu papağan 2-3 kelimelik cümleler kurarak konuşabiliyor. Gözüne bir başka papağan ilişir. Tüneğinde dünyaya gelmişliğinden pişman, süklüm- püklüm duruyor. Bu kaça? 300 000 liret. Vay!… Fiyatı neden bu kadar yüksek?

Çünkü diğer iki papağan ona profesör diyorlar.

Ülkemizde son yıllarda bu fıkrada anlatılana paralel olarak  belirlenmiş kısır kıstaslara göre profesör,  doktor, mühendis, veteriner, ekonomist vs  unvanına sahip olunuyor. Bilginin yeterliliği hep ikinci planda, liyakatın önemi yok. Sonuçta kendilerine sorumluluk yüklenmiş, ama gereğince bilimsel bilgi sahibi olmayan kişiler, yaptıkları hataları ve bunlardan doğacak problemleri göremiyorlar.

Sürekli olarak yetersiz olan bilgi dünyalarında dolaşıp duruyorlar.   

Bu konuda o kadar çok örnek var ki… Çevrenize bakın, üniversite diplomalı unvan sahibi bazı kişilerin gazetelerde yazdıklarını,  TV kanallarında söylediklerini görün ve dinleyin. Bunlarda, kendi konularında bile bilgi yetersizlikleri net olarak ortaya çıkıyor.  

Bunun sonuçlarını hep beraber yaşıyoruz. Örneğin birkaç gün önce Çınarlı Camii inşaatı sürerken ana giriş kapısının olduğu duvar çöktü.

Benim devremden, lise mezunu bir kişi o duvarın çökeceğini, giriş kapısının lentosunu görünce hemen anlardı. Gel de inanma!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Necdet Güler - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket Kocaeli'de en başarılı bulduğunuz milletvekili kim?