Dostluk üstüne

Dostluk hakkında çok sözler söylenmiştir. “İyi gün dostu, kötü gün dostu, gerçek dostunu kötü gününde tanırsın, hakiki dost iyi gününde ve kötü gününde yanında olur” gibi benzer sözleri günlük hayatımızda çok duyar ve konuşuruz. Ama gene de dostluklarımızda hata ve ihmallikler yaparız.

Dost kazanmak kolay değildir. Emek, fedakârlık ve zaman ister.  Günümüzdeki iş yoğunluğumuz ve telaşlı yaşayışımızda dostluk köprülerini kurmamız kolay değildir. Fakat zorla kurduğumuz bu güzel köprüleri eften-püften sebeplerle bir anda yıkıveririz. Oysa yapmak zor, yıkmak kolaydır. Uzun uğraşı ve fedakârlıklarla kurduğumuz dostluk köprülerini hiç sayılabilecek sebeplerle neden yıkarız ki? Tekrar o dostluk köprüsünü kurmak için ne kadar zorlanacağımızı neden hesap etmeyiz ki?

Hz. Mevlana “ayıpsız dost arayan dostsuz kalır” demiştir. İnsanoğlu bir takım noksanlık ve eksikliklerle yaşar. Ama insanın iyi ve güzel olan insanî tarafları daha çoktur. İnsanını kötülükleri kabul etmeyen ve kötülük işleyince içini sızlatan bir vicdanı vardır. Her işlenen günah ve kötülük insanın içindeki vicdanını sızlatır; huzursuz eder. Zaten insan yaratılışının gereği iyilik yolcusudur. Ne var ki yetiştirilme tarzı, nefsi, şeytanı, menfaatleri bazen kendini bu güzel yoldan saptırır. Bunun neticesi hayat boyunca kötülükleri kabul etmeyen vicdanının cezasıyla karşı karşıya gelir. Hayat boyunca vicdanının verdiği cezayı çekmek ne zor değil mi? O yönden dost saydığın kişide bir hata görürsen onu affetmen senin vicdani azabını azaltır. Diğer taraftan dostluk köprüsünü de yıkmamış olursun. Dost kaybetmeyip daha çok dost kazanmamız gerekmez mi?

Ne var ki dost görünümünde olduğu halde en ufak bir sebepten dolayı dostluk ipini koparan insanlar yok mu? Hem de çok. Bu tip insanların, sevgileri, dostlukları hep menfaatleri kadardır. Haksız da olsalar menfaatlerine bir toz geliyorsa ilgilerini keserler ve dostluklarını koparırlar.  İyi gününde yanında olurlar, kötü gününde seni terk ederler. Bunun için gerçek dostla menfaatçi dostları iyi ayırmak gerekir. Gerçek dost seninle birlikte koşar, seninle birlikte yorulur, ihtiyacın halinde yanında olur ve bazen senin iyiliğin için kendine zarar da verebilir. Bu nedenle gerçek dostlara sıkı sarılmak gerekir. Unutmamak gerekir ki gerçek dostlarını kötü günlerinde tanırsın. Bunun için Âşık Veysel:

Dost dost diye nicelerine sarıldım

Benim sadık yârim kara topraktır

Demiştir. Dostluk konusunda hayal kırıklığına uğradığını vurgulamıştır. İstiklâl Marşı Şairimiz Mehmet Akif Ersoy ise dostlukların devamı için çalışmayı ve üretmeyi ön plana alma gerekliliğini düşünerek:

Kim kazanmazsa bu dünyada bir ekmek parası,

Dostunun yüz karası, düşmanının maskarası.

Diyerek insanın dosta-düşmana karşı yüzünün ak olması için çalışıp kazanması gereğini ön plana almıştır.

Mevlana ise “Küsmek ve darılmak için bahaneler aramak yerine, sevmek ve sevilmek için çareler arayın” demiştir. “Toprakta biten güller solar gider. Gönülde biten ise kalıcı ve hoştur” diyerek insanların gönlünde yer etmeye dikkat çekmiştir. Dostluk için gönül köprüleri kurmak çok önemlidir.

Gönüllere girmek iyiliklerle olur. Bunun için Sadi Şirazî: “En doğrusu dosta düşmana iyilik etmendir; İyilik seven kötülük edemez zaten. Dostun kötülük ettin mi düşmanın olur; düşmanın ise dostun olur iyilik edersen” demiştir.

Kalplere iyilik tohumlarını eken ve onu yeşertip dostluk ağacını yetiştiren kişiler dostsuz kalmazlar.

Bunun için Yüce Kitabımız Kur’an’da “Düşmanlarınıza iyilikle mukabele ediniz; göreceksiniz ki kısa zamanda size sıcacık dost oluverirler.” Buyurulmuştur.

Şunu da iyi bilmemiz gerekir ki gerçek dost insanı iyiliğe götürür; Allah dostları sizi Allah’a götürür. Onun için Allah dostlarıyla dostluğu ihmal etmemelidir.

En iyi dostluk kâinatı yaratıp biz insanoğlunun emrine veren Allah ile dost olmaktır. Allah ile dost olan yolda terk edilmez… Allah ile dost olmak O’nun emir ve yasaklarına uymaktır.

Uluslararası dostluklar ise genelde yayılma, sömürme ve egemen olma politikasına dayandığından çıkarlar bittiğinde atılan dostluk köprüleri bozuluveriyor. Bu konuda ince bir diplomasi izlenmelidir.

İyi günlerinde aldanıp dostlarım var sanırsın. Unutma! Gerçek dostu kötü gününde tanırsın. Ve de düşmanlarınla oturup kalkan asla senin gerçek dostun olamaz.

Gerçek dost yanlış yaptığında seni uyaran, sonrasında ise koruyan kişidir.

Hayatta parayla alınamayacak en değerli şey; senin derdini kendi derdi gibi gören dosttur.

Bunun için Mevlana: “ Mecbur değilim dost; lakin çağırsan çöllere gelirim” demiştir.

Bunun için Atalarımız “Dost kara günde belli olur” demişlerdir.

Dostumuz bol, düşmanımız az olsun.

Dostluğu bozacak davranışlardan ise kaçınmalıyız.

Dostlarımızı çoğaltmalıyız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fahri Kayadibi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket Kocaeli'de en başarılı bulduğunuz milletvekili kim?