“Gazeteciler Günü” konusunda neden bir şey yazmadım?

Beş gün geçti…

Köşemi sürekli izleyenler, “Neden kendi gününüzle ilgili bir şey yazmadın?” diye soruyorlar.

Anlatayım:

BİR: Öncelikle her mesleğin bir “gün”le kutlanmasına karşıyım.

İKİ: Bizim günün ismini “Çalışan Gazeteciler Günü” koymuşlar. Gazetecinin çalışanı çalışmayanı olmaz. Hele “çalışmayan” gazetecilerin sayısının “çalışan” gazetecilerden daha fazla olduğu son yıllarda, böyle bir ad altında gazeteciler gününün kutlanması anlamsız.

ÜÇ: 10 Ocak 1961, basın çalışanlarının haklarını düzenleyen “212 Sayılı Kanun”un Resmi Gazete’de yayınlandığı tarihtir. “Gazeteciler Günü”, bu tarihe dayandırılarak kutlanıyor. İyi de gazeteciliğin ayaklar altına alındığı, yayın organlarının patır patır kapandığı bir dönemde, salt “özel kanunumuz var” gerekçesiyle “gün” kutlamanın ne anlamı var?

DÖRT: Gazetecilik mi kaldı da, “Gazeteciler Günü” kutlanıyor? Gazetecilik o hale geldi ki, o kadar çok gazetecilik türü ortaya çıktı ki, gerçek gazeteciler kimliklerini açıklamaktan utanır oldular. Bakın, “yandaş gazeteciler” var, “yalaka gazeteciler” var, “yavşak gazeteciler” var, “tetikçi gazeteciler” var, “gerzek gazeteciler” var, “şakşakçı gazeteciler” var, “soytarı gazeteciler” var, gün onların günü. Gün, sürekli egemenlere yağ çekenlerin, iktidardakilere övgüler yağdıranların ve bütün bunları “gazetecilik kisvesi” altında yapanların günü.

BEŞ: Ülkemizde medya kan ağlıyor. Son bir yılda 215 televizyon kanalı ve 95 gazete kapandı. Resmi kayıtlara göre, 11 bin 157 gazeteci işsiz. Son 5 yılda 3 bin 804 basın kartı iptal edildi. Halen 91 gazeteci hapiste. 2005’ten buyana, yani son 15 yılda 12 bin gazeteci yargılandı. Geçen yıl 59 gazeteciye toplam 195 yıl hapis cezası verildi.“Basın ve İfade Özgürlüğü” sıralamasında, Türkiye 180 ülke arasında 157’inci. Son bir yılda 40 gazeteci fiziki saldırıya uğradı, saldıranlar cezalandırılmadı. Türkiye’de en çok okunan 10 gazetenin 9’u iktidarın denetiminde. Yine en fazla izlenen 10 televizyonun 9’u iktidar yandaşlarının kontrolünde. Kentimizdeki gazete ve televizyonların durumunu yazmama, bilmem gerek var mı?

Böyle bir ortamda “Gazeteciler Günü” kutlanabilir mi?

Neyin kutlaması?

Gazetelerin ve TV kanallarının kapanmasını mı kutlayacağız?

Gazetecilik mesleğinin itibarsızlaştırılmasını mı kutlayacağız?

Gazetecilerin hapse tıkılmasını mı kutlayacağız?

Gazete tirajlarının yerde sürünmesini mi kutlayacağız?

Gazete ve televizyonların yüzde 98’inin “tek ses” haline getirilmesini mi kutlayacağız?

“Halkın haber alma hakkı”nın kaybolmasını mı kutlayacağız?

Hangisini?

Gerçek gazete ve gerçek gazetecinin yok edilmek üzere olduğu bir ortamda, “gazete çalışanlarının özlük haklarını düzenleyen yasa” olsa ne olur, olmasa ne olur?

Sevgili okurlarım, kendimizle, gazetecilik mesleğiyle ilgili bir konu, ama bizden çok sizi ilgilendiriyor.

Bütün toplumu…

Bir an, sayısı çok azalan “gerçek gazete ve gerçek gazetecilerin” de görev yapamaz hale geldiğini düşünün, Türkiye nasıl bir ülke olur acaba?

Gerçekleri nasıl öğreneceksiniz, kimden öğreneceksiniz?

Atatürk’ü anlamanın kestirme yolu

Bugüne kadar anlamayanlar ve anlamamakta direnenler için yazıyorum.

Atatürk’ün büyüklüğünü anlamak için…

Şöyle İslam dünyasına bir göz gezdirin.

Biraz Irak’a bakın…

Biraz Suriye’ye…

İran, Libya, Yemen’i de unutmayın.

Ayırt etmeden 57 İslam ülkesinin tamamına bakın…

Neden Hıristiyan ülkelerden aldıkları silahlarla birbirlerini öldürüyorlar, anlamaya çalışın…

Neden tamamının toplam ekonomik gücü bir Almanya etmiyor, sorgulayın…

İşte o zaman, çok fazla uğraşmadan, kestirme yoldan, eğer bugüne kadar anlayamadıysanız, Atatürk’ün büyüklüğünü bir çırpıda anlarsınız.

İlkelerinin ve bize gösterdiği yolun değerini bilelim.

AKP oylarıyla seçilen sosyalist milletvekili diyor ki…

“Her yerde siyaset, iktidara gelme sanatıdır. Toplumu ikna ederek iktidara gelmeniz lazım. Türkiye’de muhafazakârlar, çoğunlukta. Sol partiler, muhafazakârları da çekecek söylem ve politika üretmelidir. CHP iktidara gelmek için ona göre program ve söylem göstermesi lazım. Ayrıca insanların bu söylem ve programları inandırıcı bulması gerekir. Ben bunları CHP’li yetkililere de söyledim. Belçika’daki Türkler, kendi sorunlarıyla ilgilendiği için Sosyalist Parti’ye oy veriyor. Ama aynı insanlar, Türkiye seçimlerinde AKP’ye oyunu kullanıyor. Ben sosyalistim, ama buradaki AKP’lilerin oylarıyla seçiliyorum.” Hasan KOYUNCU (Brüksel Bölge Parlamentosu Sosyalist Parti Milletvekili)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket Kocaeli'de en başarılı bulduğunuz milletvekili kim?