Reklamı Kapat

Hasan Gümüş ile karikatür üzerine…

Hasan Gümüş ile karikatür ve ilgilendiği diğer sanat dalları üzerine konuştuk. Bize karikatür üzerine bilgi ve düşüncelerini anlattı. Elli yıla yakın bir zamandır çizdiği karikatürlerden, kişisel sergilerinden katıldığı karma sergilere kadar, aldığı ödüllerden, karikatürü seven öğrencilerine kadar konuştuk kendisiyle. Eserleri karikatür ve mizah müzelerine kabul edilmiş Hasan Gümüş’ün.

Hasan Bey bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

1961 yılında Samsun da doğdum. Liseyi Ankara’da olmak üzere İlk, orta ve üniversiteyi de Samsun’da bitirdim. 19 Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim Bölümünden mezun olduğum için desen, resim hep ilgi alanım oldu. Daha sonra, o zaman ki çizer arkadaşlarımın da etkisinde kalarak karikatüre yöneldim. İlk karikatürüm Oğuz Aral’ın sahibi olduğu dergi Gırgır’ın( Orta Doğu’nun ve Balkanların en büyük mizah dergisi)  arka sayfasında “Çiçeği Burnundakiler” diye köşe vardı, oraya karikatürlerimi gönderdim ve orada yayımlanınca bana heves geldi. Liseden başlayıp bugüne kadar yaklaşık elli yıla yakın bir zamandır çizgiyle bir beraberliğimiz var. Üniversite de resim bölümünde okumamın avantajıyla kişisel ve karma sergilerde buldum kendimi. Çizgilerim biraz fark edilince arkasından ödüller geldi. Amerika, Taylan, Kıbrıs, Bulgaristan ve yurtiçinden ödüller gelince arkadaşlarımın da teşvikiyle daha iyi şeyler üretmeye başladım. Mizah yazıları, arkasından değişik bültenlerde, dergilerde, gazetelerde karikatürlerim yayınlanınca kendime olan güvenim daha da arttı ve çiçeği burnunda karikatürcü olmaktan çırak -  usta olmaya doğru bir yol aldım. Aynı zamanda Karikatürcüler Derneği üyesiyim. Bu süreç içerisinde on bir – on iki tane kişisel sergi açtım, sayısını bilmeyeceğim, hatırlayamayacağım kadar karikatür ve resim karma sergilerine katıldım. Karikatür yanında resim de çalıştım. Depremden önce burada atölyem vardı. Piyasa resmi dediğim manzara resimleri çiziyor, Adana, İstanbul ve Kayseri’ye gönderiyordum. Karikatürde biz sözsüz karikatürü tercih ettik. Sözsüz karikatürü bir İtalyan, bir Fransız ya da bir Alman da anlıyor. Ama ülkemizde sözlü karikatür tercih edildiği için mizah dergilerinde sözlü karikatüre yöneldim. Bundan sonraki yıllarda yarışma ve sergiler devam etti. Sonuç; yaklaşık otuz üç – otuz dört tane ödül ve on bir – on iki kişisel sergi ve geldiğimiz nokta.

Sizi “Gez Çiz Yaz – İzmit” projesinde karikatürlerinizle tanıdık. O yüzden ilk sorum, karikatür nedir, karikatürün amacı nedir ve karikatürün ana teması mizah mı?

Karikatür çizgiyle düşündürme, gülerken düşündürme veya gülen düşüncenin çizgiyle anlatımı, duygu ve düşüncelerin sade çizgiyle anlatımı ve az çizgiyle çok şey anlatmaktır. Karikatür koşarken ya da gece dörtte espri bulup sabah beşte çizmektir bazen. Karikatür insanın biraz kendi ilave etmesi, biraz yaşadıkları güncel olaylarla alay etmesidir.  Karikatürde abartı var, olağanüstücülük var. Herkes güneşi sarıya, turuncuya boyarken karikatürcü siyaha boyar. Güvercini uçaklarla savaştırır. Kısaca somuttan soyuta geçen bir gülmece sanatı, gülerken düşündüren sanat türü diyoruz.

Karikatür ile felsefeyi bağdaştırabilir miyiz, karikatürün felsefesi var mı?

Evet, karikatür evrensel bir dil olduğuna göre felsefesi kaçınılmaz. Karikatür biraz muhalif bir sanattır. Her şeye hoşgörüyle bakmaz, eleştirir. Toplum yaralarını, aksayan yönlerini bulup açığa çıkartır. İşte bu yüzden karikatürler zaman zaman hedef olmuştur. Karikatür düşüncedir, çizgiyle anlatımdır. Karikatürün felsefesi bilime yakın duran, akıla yakın duran, çağdaş dünyaya yakın duran bir sanat türüdür. İnsanların daha mutlu olması içindir. Karikatürde ırk, dil, din ayrımı yoktur. Yabancı ülkede gittiğiniz bir restoranda kaşık, çatal çizerek ne istediğinizi anlatabilirsiniz. Diğer sanat türleriyle kardeş olan evrensel bir dildir. Fotoğrafla destekleniyor, kolaj yapılıyor. Karikatür insanların birbiriyle iletişimi açısından hem evrensel hem felsefi bir dildir. Sayfalar dolusu bir kitabın anlattıklarını birkaç çizgiyle anlattığın zaman edebiyatın net hedefe vuran silahı diye düşünüyorum. Karikatürün tabi ki felsefesi var.

Bir sanatçının, bir sanat eserini üretmesi için, eserlerinin oluşumunu sağlayan kuralları iyi bilmesi, iyi uygulayabilmesi, hatta yeni yöntemler, ilkeler geliştirmesi yeterli midir sizce?

Yeterli değil tabi, sanatçı durağan değildir. Sanatçı günlük basını takip etmeli, yaşadığı kentin yerel basınını takip etmeli. Fotoğraftan anlamalı biraz, edebiyattan, yaptığı alanla ilgili bana göre iyi şairler çok şiir okuyanlardan çıkar. Çok karikatür seven, çok çizilmiş karikatürleri izleyen, onlardan etkilenmek, sanattan etkilenmek kaçınılmaz, kopya değil onu tenzih ediyorum. Yüzlerce şiir kitabı okuyan bir insanın kelime haznesi artıyor. İki bin kelime haznesi varsa bu beş bine çıkıyor. Karikatürde de öyle, bir bakıyorsun yaşadıkları coğrafyadan dolayı İskoçyalı çizer farklı çiziyor, İranlı farklı çiziyor. Bunları takip etmek zorundasınız. Gündemi yakalamak, çağın gerisinde kalmamak için. Hatta bu bir yarış.

Hasan Bey, şiir yazdığınızı da biliyorum bize biraz bahseder misiniz?

Duygusal geçiş ya da boşluk dönemlerinde şiir yazdım ve dost meclislerinde birkaç arkadaşım iyi olduğunu söyleyince Mahir İrfan Benli yayımladı,  Gülderen Canyurt Tay Dergisinde yayımladı. Hasan Uğur Taşçı İstanbul’da bir dergide yayımladı. Birkaç yerde yayımlanınca ben havaya girdim ama sonra bu ben değilim dedim. Bir hevesti benim için. Çünkü benim tarzım değil. Ben şair değilim karikatürcüyüm. Sadece denedim. Şiir denemelerim oldu, mizah yazılarım oldu. Mizah yazılarım Şehiriçi dergisi ve Bizim Sanat dergisinde beş altı yıl yayımlandı. Ayrıca İzmit’te ilk karikatür çizdiğim gazete de kırmızı Kocaeli Gazetesi’ydi.  Kocaeli Gazetesi’nde de karikatürlerim yayımlanıyordu. Kayhan Şöhret’in sanat, hayat, edebiyat diye köşesi vardı ve bana da “onur çizgisi” diye bir köşe verdi, kitabın ismi de oradan geliyor zaten. Orada 1999 depremine kadar çizdim.

Kendi kendinize uzaklaşmak istediğiniz zamanlar oluyor mu ve böyle zamanlarda ne ile ilgileniyorsunuz, hangi sanat dalına yöneliyorsunuz?

İnsan tabii ki yalnız kalmak istiyor, bu insanın kimyasında var. Kaçıyorsun belki de bir şeylerden. Bilmiyorum belki de bilgi birikimi, kültür birikimi olan dolu insanlar için geçerli bu. Ben işte o zamanlarda şiir kitapları, günlük basını, onlarda çok sıktığında karikatür karalamalar, sonra birkaç saat sonra baktığımda bazılarına gülüyorum, bazıları absürt olmuş. Bazılarında da çok iyi şeyler çıkıyor. Yani sanat hem çıkış, hem kaçış yolu oluyor.  İyi bir sanatsal film bulduğumda her şeyi bırakır onu izlerim. İyi bir şiir kitabı bulduğumda onu bitirmeden bırakmam.

Son dönemlerde her alanda workshop çalışmaları yapılıyor biliyorsunuz, karikatür ile ilgili bir workshop çalışması hiç yok, siz yapmayı düşünür müsünüz,  olması gerekir mi sizce?

Olması kesinlikle gerekir, ben en son workshop çalışmasına İzmir’de katıldım. Beni davet ettiler. Büyük Şehir Belediyesinin düzenlediği “Engelsiz İzmir” çalışması vardı. Bizi bir hafta ağırladılar. Bu iş bir projedir ve buna ev sahipliği yapacak bir oluşum olursa neden olmasın. Bunun için insanları davet etmek gerekiyor, ağırlamak gerekiyor, işin maddi boyutu var, keşke olsa. Üniversite yapsa, Belediye yapsa... Bu kentte araştırsak sekiz on tane karikatür çizen çıkabilir. Üniversitede kesin çıkar, elli bin öğrenciden elli çizen öğrenci çıkar. Onlarla birlikte Muhammet Şengöz’ün, Erdoğan Oğultekin bu kentin karikatüristleri. Oğuz Gürel, Ertan Sertöz bu isimleri de buraya çağırıp bizim de içinde olabileceğimiz bir workshop etkinliğinde sadece karikatürcü değil başka değerler de ortaya çıkabilir ama maalesef zaman ve şartlar. Her okuldan ikişer üçer öğrenci gelse, içlerinden dört - beş öğrenci kazanılsa ne kadar güzel olur. İzmit’e ilk geldiğim yıllarda ( 1998 – 1999 ) Fuar Kültür Evlerinde  “özür dileriz poseidon” diye bir sergi açmıştık Muhammet Şengöz ile birlikte. Süleyman Demirel Kültür Merkezinde, Sabancı Kültür Merkezinde açtım.  Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneğinin Yenidoğan Kültür Merkezi’nde açtık.

Katıldığınız “Gez Çiz Yaz – İzmit” etkinlikleri sizde nasıl biz iz bıraktı?

Sizler gibi değerli dostları kazandım. Bu sanat alanlarının paslaşması, kol kola girmesi, beraber yürümek güzel bir şey tabi... Daha güçlü olunuyor, daha çok ses getiriyor. Farklı sanat disiplinlerini bir araya getiren kitlesel bir şölen havasıydı. Buna benzer çalışmaların tekrarlanması gerekir.

Öğrencilerinizden bahseder misiniz biraz, onların karikatüre bakışı nasıl?

Benim öğretmenlik yaptığım Kılıçaslan Ortaokulu’nda ki öğrencilerim arasında karikatür çizenlerde var ve bunların arasında Türkiye birincisi olanlar, kataloglara girenler var. İzmir ve İstanbul’dan ödül alanlar var. Mesela burada daha çok çocuğun çizgiyle buluşması için Üniversitelerin, Belediyelerin duyarlı olması gerekir. Bir öğrencim Ahmet Necdet Sezer’den ödül almıştı. Bunlar benim için çok önemli. Okulumuzda yüz’e yakın öğrenci karikatürü sevdirdi, hala devam eden kulüpleri var ve çalışmalarını burada sürdürüyorlar.

Hasan Bey, bizlere vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederim.

Asıl ben teşekkür ederim Gül Hanım.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gül Anasal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket CHP'de il başkanı kim olmalı?