Reklamı Kapat

Hile…

Peygamberimiz Hz. Muhammed bir gün bir pazara uğrar. Pazarda gezerken mübarek ellerini bir buğday yığının içerisin sokar. Buğday yığınının üstü kuru altı nemlidir. Elini çektikten sonra satıcıya sorar:

“Neden bunun altı üstü gibi kuru değil?”

Satıcı da mahcup bir şekilde cevap verir: “Ya Resulallah! Altındaki nemli kısmı akşam pazara getirip dökmüştüm; üstüne yağmur çiselemiş. Sabah getirdiğimi de üzerine döktüm. Onun için böyle.”

Peygamberimizin cevabı müthiştir:

“Altı da üstü de aynı olmalıydı. Bizi aldatan bizden değildir.” Yani bir Müslüman’ın diğer bir Müslümanı aldatamayacağını, alış-verişlere hile karıştırılamayacağını şiddetli bir şekilde dile getiriyor.

 Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının yaptığı tespitlere göre 229 firmanın 386 ürününde tağşiş olduğu açıklandı. Şaşma da dur! Müslüman bir toplumda bu kadar hile olur mu? Meğer yediğimiz-içtiğimiz katkıntılı gıdalarmış. Sanki Müslüman mahallesinde salyongoz satıyorlar. Yediğimiz et ürünlerinde at, eşek ve domuz eti bile varmış. Kendilerine yiyiniz desen bilerek yemezler. Biz de bilsek yemeyiz. Ama bir toplumda bir kötülük işlendiğinde toplumun tümü kötülüğü işleyen de dahil az-çok zarar görür. Bu durum bir göle bir taş atıldığında taşın dalgalandırdığı su kıyıya kadar dalga halinde vurur. Gıda maddelerine hile katan kişi de en azından uğradığı bir lokantada ürettiği kendi hileli ürünlerini bilmeden yiyebilir. Kendini de yaptığı kötülük kapsamış olur.

Bu durum bana bir anımı hatırlattı. Yurtdışı görevim esnasında Başkonsolosluktaki odama bir yabancı kadın çocuğuyla birlikte geldi. Kitaplardan araştırarak Müslüman olmuş. Bizim vatandaşlardan biriyle evlenmiş. İki de çocukları olmuş. Fakat beyi evde devamlı huzursuzluk çıkarıyormuş.  Söylediği bir sözü hiç unutamam: “Domuz eti yemez ama domuzluktan hiç de geri kalmaz.” Söylediği bu söz çok zoruma gitti. Beyini buldum ve uzun telkinlerde bulundum. Dinini pek bilmiyordu. Öğretmeye çalıştım. Zamanla aile hayatı düzene girdi. Yuvalarını mutlu bir şekilde devam ettirdiler.

Şimdi söyleyeceğim söz tıpkı o bayanın sözü gibi. Domuz eti yemiyoruz ama menfaatlerimiz için neden yiyeceklerimize domuz eti veya hileli gıda katıyoruz?

Çocukluğumuzda oyunlar oynarken hile yapan arkadaşımızı oyundan çıkarırdık. Daha sonraları hilede devam ederse bir daha oyunlara almazdık. İlgililer, hilelilere bilmem ki ne yaparlar?

Ürünlerimize hile karıştırmamamız gereği kadar GDO’lu ürünlere dikkat etmeliyiz. Genetiği bozulmuş kısır tohumları kullanmamalıyız. Kendi tohumumuzu kendimiz yetiştirmeliyiz. Gıda ürünlerimize sağlığımıza zararlı gübre ve ilaçları atmamalıyız.

Kuran’ın Hut Suresinde “Emredildiğin gibi dosdoğru ol” buyurulur. Bütün mesele emredildiğimiz gibi dosdoğru olamamaktır. Geçici menfaatlerimiz için iki dünya hayatımızı harap etmeğe değer mi?

Hilesiz, katkıntısız gıda sağlık demektir; gelecek nesilleri sağlıklı yetiştirmek demektir. Helal kazanç demektir. Üzerindeki bileşime katkıntılı yazdığınız bir ürünü kim alır?

Ölçme ve tartmada hile yapanlar için de Kuran’da şöyle buyurulur: “Yazıklar olsun eksik ölçüp tartanlara! (Mutaffifin Suresi, 1-3) Bunun için alış-verişlerde düzgün ölçüp-tartarak hile karıştırmamak gerekir.

Şunu da hiç unutmamalıyız ki “Dünya ticaret pazarları kaliteli ürün üretenlerindir. Dünya iş pazarları da iyi eğitilmiş kaliteli meslek sahiplerinindir.” Kalitesiz ürünler ve mesleğinde iyi yetişmemişler dünya pazarlarında tutunamazlar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fahri Kayadibi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket Koronavirüs ile mücadelede sokağa çıkma yasağı uygulanmalı mı?