Reklamı Kapat

Önce özür dile, sonra istifa et!

Prof. Dr. Ziya Selçuk’tan söz ediyorum.

Milli Eğitim Bakanı’ndan…

Göreve getirildiğinde, pek çok yazar- çizer gibi ben de kendisine “geniş kredi” açmıştım.

15 Temmuz 2018 tarihli yazımda, “Yeni Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un görüşleri beni çok şaşırttı” demiştim.

Sahadan geliyordu…

Kuruma yabancı değildi…

“Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı” yapmıştı…

TED Üniversitesi’nin yanı sıra çok sayıda özel eğitim-öğretim kurumunun kuruluşunu gerçekleştirmişti…

İnsan ilişkileri, gelişim, öğrenme, çocuklarda dikkat eksikliği, rehberlik uygulamaları gibi konularda kitaplar yazmıştı…

İlkokuldan üniversiteye kadar eğitimle ilgili düşüncelerini yazı yazarak, röportaj vererek toplumla sürekli paylaşıyordu…

Yazı ve röportajlarını okuyunca, şaşırmıştım.

Eğitimi eleştiriyordu.

“Muhalefet partisi sözcüsü” gibi eleştiriyordu…

Dikkatimi çeken görüşlerini pasajlar halinde köşeme almış, sizlerle paylaşmıştım.

O yazımda Ziya Selçuk’la ilgili şöyle demiştim:

“Şimdi bu isim, Milli Eğitim Bakanlığı koltuğunda.

İyi de nasıl olacak?

AKP iktidarlarının şimdiye kadar uyguladığı “eğitim politikası” belli.

Bilimden uzak “dindar ve kindar nesiller” yetiştirmek!

Partinin eğitimdeki hedefiyle, yeni Bakan Selçuk’un eğitime bakışı birbirine tamamen zıt!

Cumhurbaşkanı Erdoğan, eğitimi Ziya Selçuk’a teslim ederken ne düşündü acaba?

Ziya Selçuk’un milli Eğitim Bakanı yapılması, acaba AKP’nin “Biz değiştik” mesajı mı?

Böyle mi anlamalıyız?

Yoksa Ziya Selçuk’u vitrine koyup, bildiklerini okumaya devam mı edecekler?

Her neyse?

Bir yola çıkıldı, bekleyip göreceğiz.”

1.5 yıl önce bunları yazmıştım.

Ziya Selçuk, kendisine açılan krediyi bitirdi

“Bekleyip göreceğiz” demiştim, bekledik gördük.

Çok geçmedi, Ziya Selçuk’un “bakan” yapılmasındaki gerçek amaç sırıtmaya başladı.

Bakanlık koltuğunda Ziya Selçuk oturuyordu, ama bakanlığı başkaları yönetiyordu.

Yazdığım doğru çıktı, Ziya Selçuk vitrindi, AKP bildiğini okumaya devam ediyordu.

Bu son olay, “Ziya Selçuk gerçeği”ni bütün çıplaklığıyla ortaya döküverdi.

“Son olay” dediğim, Milli Eğitim Bakanlığı’nın rehber öğretmenlere dağıttığı “kılavuz kitap”!

Tam bir deli saçması

Dün ulusal medyaya yansıdı.

Milli Eğitim Bakanlığı, Türk toplumunu, “başı kapalı” ve “başı açık” sembolleri üzerinden, bir kez daha ayrıştırıyor.

Hem de ne ayrıştırma!

Tam bir deli saçması!

Tam bir skandal!

“Başı açık” kadınlara karşı başlatılan bir linç kampanyası!

Yenilir yutulur tarafı yok.

Başı açık kadınlara büyük ayıp!

Kitapta; çocuklarına kötü davranan kadınlar “başı açık”, çocuklarına şefkatli ve sevecen yaklaşan kadınlar ise “başı kapalı” olarak resmedilmiş.

Özetle…

“Başı açıklar kötü kadın, başı kapalılar iyi kadın” algısı yaratılmak isteniyor.

Hedefleri bu!

Adım adım, “toplumsal dönüşümü” tamamlıyorlar.

Adım adım, “dindar ve kindar nesil yetiştirme” projesini uyguluyorlar.

Her fırsatta topluma “kin ve nefret tohumları” ekiyorlar.

Zihniyetleri bu!

Hedeflerinden bir santim geri adım atmıyorlar.

Yol yürürken, bazı safları yanlarına alıp “vitrin süsü” olarak kullanıyorlar, kullanma süreleri bitince de kapının önüne koyuyorlar.

AKP’nin geçmişine bakın, hangi dönemde kimlerin “vitrin süsü” olarak kullanıldığını göreceksiniz.

Bunların hepsi, birer “proje”!

Demek Ziya Selçuk da bunlardan biriydi.

Önce özür dile, sonra istifa et!

Bu çağrım Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’a.

Yol ayrımındasın…

Karar verme noktasındasın…

Bu olayı geçiştiremezsin.

Bu olayın üstünü örtemezsin.

Sorumlu noktadasın, bu sorumluluğun gereğini yerine getir.

Eğer bu kılavuz kitabı gördün ve yayınlanmasına izin verdiysen, sen, bakanlık koltuğuna oturmadan önceki Ziya Selçuk değilsin.

O koltuk, senin kişiliğini değiştirmiş.

Yok, “Kitabın hazırlanması ve yayınlanmasından haberim olmadı” diyorsan, Milli Eğitim Bakanı zaten sen değilsin!

Her iki durumda da yapacağın bir şey var.

Eğer “bakanlık koltuğuna oturmadan önceki Ziya Selçuk”a geri dönmek istiyorsan, çık gazetecilerin önüne önce Türk halkından özür dile, sonra da istifanı ver!

Yok, “Ben değiştim, ben yoluma böyle devam etmek istiyorum” diyorsan, uğurlar olsun!

Zaman her şeyin ilacıdır.

Tarih, gün gelir herkesi “hak ettiği” yere oturtur.

Bugün alkışlananlar, yarın çevrelerinde selam verecek kimseyi bulamazlar.

3 görüş

*”Savaş, uluslararası yasalarla düzenlenen ‘Serbest cinayet işleme’ hakkıdır.

*”Ortadoğu’da Mısır’sız savaş, Suriye’siz barış olmaz.” Henry KİSSİNGER

*”Sürüden ayrılanı, sürü sevmez.” Cenap ŞAHABETTİN

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

03

İzmitli - Sayın Tanzer Ünal yazılarınızı takip ediyorum. Dindar ve Kindar kelimesini çokça kullanıyorsunuz. Müslümana kindar yakıştırmasını yapıyorsunuz. Oysa Müslüman Kindar olmaz. Kin gütmek insanın fıtratında var olan birşey. Bunun İslamla Müslümanlıkla alakası yok. Müslümanı yaftalamayın. İsmal dini kin gütmemeyi emrediyor, üç günden fazla dargın kalmamayı emrediyor. Eğer gerçek manada müslüman olsak bu söylediklerinin hiç birisi yaşantımızda olmaz. Olmamalı. Sizin söylediğiniz Kindarlık bu günün bir hastalığı "ya bizdensin yada değilsin mantğı ile bizleri yönetenlerin bu millete dayattiği kötü bir anlayıştır, bunu da müslüman kisvesi altında yapıyorlar. Olay sadece budur.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 25 Ocak 13:56
02

Tekin 41 - DAHA IYI GUNLERIMIZ.MEMLEKETIN CIVISI CIKMIS.ZIYA SELCUK TAN NE BEKLESINKI BU MILLET.BASINDAKI NEKI GERISI BOS MUHABBET.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 25 Ocak 12:13
01

Korkuyorum - Dağ fare doğurdu. Yine de bıkmadan elestirmekte fayda var. İmam Hatip okul beklentisi var mı acaba bu kadar %13 gerceklesen%50 kayıt yapilmayanlari var. Tüm okullarda isteğe bağlı dini eğitim neden verilmez düşündürücü ve üzücü. Gelecek kuşaklar fikir çalışmasına girecek

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 24 Ocak 22:32

Anket CHP'de il başkanı kim olmalı?