Reklamı Kapat

Futbol, takım, bilim…

Ne kadar var bilmiyorum ama futbolun takımları içinde bilimin esamisi okunmuyor. Çünkü bunun gereksizliği her zaman açıkça görülüyor. Varsa yoksa futbol, bir takım, oyuncular, antrenörler, yöneticiler, küçük bir grup taraftar, medya ve sonuç odaklı bir sistem…

 

Değerli okurlarım, sayınız çok değil ama futbol ve takım derken işe bilim ekilmezse sonuçların her zaman böyle olacağını bilenlerdensiniz. Spora ve özellikle işin kaliteli yönetim ve bilim tarafına yıllarını vermiş biri olarak gerçekten işin bilim tarafı hep göz ardı edilmiş durumda…

 

İşin ilginç yanı herkes bilimin nimetlerinden alabildiğine yararlanmayı isterken izlediği futbolun daha kaliteli olmasını istemiyor gibi? Bunu gazetelerin spor sayfalarına bakarak değerlendirebiliriz: Sayfaların adı spordur ama futbolun kapladığı alan nerdeyse sayfanın tamamıdır.

 

Bu konuda çok sık karşılaştığım bir tablo şudur: Sayfa sekreterleri ya da spor servisi yetkilileri “Halkımız böyle istiyor ve biz bu sayfaları yapıyoruz” diyorlar. Spor İletişimi ve Medya konusunda bilgi ve görüşlerine itibar ettiği bir arkadaşımın yorumu ise şöyle olmuştu: “Siz halka her gün ekmek verirseniz, pasta verdiğinizde bunu kabul etmezler!” Sonuç itibarı ile spor diye futbol enjekte ediliyor. Ama o ne işe yarıyor, anlayabilen yok!

 

Hürriyet ve insan hakları açısından gıpta ettiğimiz ama bazı konularda yayılmacı ve sömürücü olduğunu bildiğimiz Avrupa, futbolda bilimi kabul etmiş ve ultra derecesinde iyi bir seyir sanatı şekline soktukları bu oyunu eğlencenin parçası haline getirmeyi başarmıştır. Maç esnasında eğer bir takım oyunu yavaşlatıyor ya da pozisyonları iyi değerlendiremiyorsa kendi takımlarını bile eleştiren taraftarları görüyoruz. Bu takımların çoğu, çok ciddi bilimsel alt yapıya sahip antrenman bilimciler tarafından destekleniyor.

 

Hocam anladık da ‘teknik direktörler ne yapıyorlar’ diyebilirsiniz? Takımın maçlarda yönlendirilmesi, hedefe odaklanmalarının sağlanması, oyun konseptlerinin kalıcı hale getirilmesi, medya ile ilişkiler, son zamanların meşhur polemiklerine karşı durabilme gibi işleri sanıyorum teknik direktörler kotarıyorlar.

 

Aslına bakılırsa, bir önceki iki cümle içeriklerinde de bilimin kokusunu hissetmiş olmalısınız? Maç sonrası konuşmaları aklınıza getirin. Hangi cümleden bir şeyler anlayabiliyorsunuz? Teknik adamlar, basın toplantılarında bile iki kelimeyi bir araya getiremiyorlar…

 

İşin özeti, bilime inanmak ve onu alabildiğince kullanma konusunda hemfikir olmalıyız. Uyuduğumuz, yataklar, karyolalar, kramponlar, giydiğimiz eşofmanlar, oynadığımız toplar, maç izlediğimiz televizyonlar, kullandığımız cep telefonları, vb. her şey her ne kadar önce icat edilmiş olsa da bugünlere ulaşmalarının temelinde hep bilim yatmaktadır.

 

Daha kaliteli futbol, daha güçlü takımlar ancak bilim yoluyla ortaya çıkacaktır. Buna ulaşmanın yolunun önce ona inanmakla başlayacağını bilmek de bilimdir! Geriye ne kaldı? Gazetelerin spor sayfalarına bakın, anlayacaksınız?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yavuz Taşkıran - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket CHP'de il başkanı kim olmalı?