Reklamı Kapat

Depremden ders çıkardık mı?

Geçtiğimiz hafta yaşanan 6.8’lik Elazığ depremi nasıl bir coğrafyada yaşadığımızı bir kez daha gözler önüne serdi. Deprem uzmanları yıllardır söylüyorlar, Anadolu coğrafyasının büyük çoğunluğu 6 ve üzeri deprem üretme potansiyeline sahip diye…

Özellikle biz Kocaelililer deprem konusunda yakın tarihimizin en büyük felaketini yaşadığımız için bazı şeylerin ne anlama geldiğini daha iyi anlayabiliyoruz.

Özellikle otuz yaş üzeri hemen herkes depreme karşı bağışıklık kazanmış adeta.

Nerede bir deprem olsa tüm hücrelerimizle 1999 yılındaki depreme dönüyoruz.

 Olan biten gözlerimizin önünden akıp gidiyor.

O bakımdan Elazığ ve çevresindeki insanların ne hissettiğini neler yaşadığını bizler gayet iyi biliyor ve anlıyoruz.

Tekrar geçmiş olsun dileklerimizi iletirken, yıkılan binaların ekranlara yansıyış biçimini görünce tüm hemşerilerim gibi bende eskiye gittim ister istemez. İçinde kum mu toprak mı ne olduğu belirsiz malzemeler, dükkanı büyütmek için kesilen kolonlar…

Dile kolay Kocaeli merkezli büyük depremin üzerinden tam 20 yıl geçmiş ve o günden bugüne deprem sonrası yaşanan manzaralar hemen hemen aynı.

Devletin ve tüm kuruluşların artan hızını saymazsak, manzara neredeyse aynı.

Malzemeden çalan müteahhitler bunlara göz yuman ve hiç bir önlem almayarak insanların ölmesine göz yuman umarsız yöneticiler!

Durumdan vazife çıkaran, “dostlar alışverişte görsün”cü siyasetçi bürokrat ve birtakım insanlar!  Zaman ve mekan değişiyor ancak bu yapıda pek bir değişiklik yok.

20 yıldan bugüne depremle ilgili birçok adım atıldı, atılmadı değil. Deprem yönetmeliklerinde bazı değişiklikler de oldu.

Ne kadarı tam anlamıyla hayata geçirildi, ne kadarı yetkililer tarafından tam olarak kontrol ediliyor orasını bilmiyoruz.

Gel gelelim bugün deprem sonrası hangi yapılarda insanlar rahatça “depreme dayanıklıdır” diye oturabilirler, bunu da kestiremiyoruz.

Kaçımız oturduğumuz binanın yıkılmayacağının garantisini verebiliriz, belli değil.

Halbuki bütün bunları bilmek bilimsel olarak pekala mümkün. Kaderden kaçılmaz elbette ama önlemler alınabilir.

Ne kadar üniversiteler ile entegre olunarak adımlar atılıyor?

Üniversiteler ve yerel yönetimlerin bu konuda yeteri kadar işbirliği içerisinde olduğunu söylemek zor.

Daha yeni yeni çalıştaylar sempozyumlar yapılıyor ama dostlar alışverişte görsün kabilinden olduğunu yine uzmanlar belirtiyorlar.

Yine aynı şekilde deprem için toplanan paraların nerelere harcandığı muamma.

Bir kısmıyla yol köprü yapıldı tamam.

Ancak bunun ne kadarı özellikle deprem bölgesindeki fay hatlarına yakın yerlerde kentsel dönüşüm için harcandı, bilen var mı? Yok…

Halen daha fay hattı güzergahlarına yakın yerlere bir sürü kamu kuruluşu ve özel binalar yapılıyor. İnsanlar ister istemez tedirginlik duyuyor bu durumdan.

Yerel yöneticilerin de çok da umurunda. O zaman vatandaş olarak kendi başımızın çaresine bakmaktan başka bir şey kalmıyor.

Bilim insanları önümüzdeki on yıl içerisinde İstanbul merkezli en az 7 büyüklüğündeki bir depremin olma olasılığını yüzde 70’ler civarı olduğunu belirtirken, bazı şeyleri daha fazla sorgulamamız gerektiğini düşünüyorum.

Başta siyasetçiler olmak üzere tüm yöneticiler ve bizler olası felaket senaryolarını azaltabilmek için ne yapılması gerekiyorsa yapmaktan çekinmeyelim.

Yoksa acı faturayı toplum olarak hep beraber ödeyeceğiz ki, bunun altından maddi manevi kimse kalkamaz…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hasan Altınkaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket Koronavirüs ile mücadelede sokağa çıkma yasağı uygulanmalı mı?