Reklamı Kapat

Hayatın bir gerçeği deprem…

            Merhaba sevgili Kocaeli Gazetesi okuyucusu dostlarım.

            Bu hafta konum güreş olacaktı ancak hızla değişen gündem gereği mecburen haftaya bıraktım.

Geçen Cuma akşamı televizyonu kapattım, telefonumu sessize aldım ve rahat rahat Sabahattin Ali’nin “İçimizdeki Şeytan” kitabını okumaya başladım.

Gece 12’de Elazığ depremini öğrendim. Gerçekten çok üzüldüm ve günlerce üzüntü içinde izledim.

Evet! Elazığ depremini benim gibi herkes; Türkiye'nin neresinde olursak olalım, canlı canlı televizyonlardan izledik.

Bundan birkaç yıl evvel Van depremini de izlemiştik. Yazın İstanbul’da oluşan ufak sallantıyı kimi yaşadı kimi benim gibi tatil kentlerinden izledi.

 1999 Gölcük, Yalova, Adapazarı ve Düzce depremlerini biz iliklerimize, ciğerimize kadar içimizde yaşarken, Türkiye’nin geriye kalan tüm kentleri canlı canlı televizyonlardan üzülerek izlemişti.

Resmi rakamlara göre 18 bin kişi can verdi. Yaralı sayısı sayılmayacak kadar çok.

Elazığ’ı izlerken o yaşadığımız günler gözümüzün önüne gelince yine üzüldük...

Bu kadar anlatımın içinde bir gerçek var; Deprem korkusuyla bugün yatıp kalkıyoruz ama gelecek günler için hiçbir şey yapmıyoruz.

Gözümüzün önündeki acıları gördükçe geçmişi hatırlıyor, deprem konusunu sık gündeme getiriyoruz. Bilim adamları İstanbul depreminin ne kadar korkunç olacağını gözümüze sokuyorlar. Biz sadece safsataları dinliyoruz. 1999 sonrası da öyleydi.

Hatalardan bahsedilince önce gün birlik günü diyenler çıkıyor. Sonra gündem saptırıcılar ortaya çıkıyor; Aday olmasından korkanlar İmamoğlu’nun tatili ile halkı şişiriyor. Yıldız Teknik Üniversitesindeki şarlatan profesör gibiler küçük kız çocuklarının evlenmesi yasaklandı ondan deprem oldu diyor. Bir başkası kadınlar kot pantolon giydiği için deprem oluyor diyerek gündemi oyalıyor.

Hâlbuki halk zaten birlik gününde birlik içinde olmayan kim? Elazığ ve Malatya’yı sarsan olay az bir olay değil ve millet olarak yekvücut olduk, bunu kimse inkâr edemez.

Kızılay’ın depremden yararlanarak anında milletten para istemesine kızmamıza

rağmen Kızılay, AFAD, Haluk Levent’in AHBAP’INA yada Acun Ilıcalı gibi yardım organizasyonu yapan gruplara maddi destek yağdırdık.

            Ancak bu yardımları yapan bizlerin hatalar karşısında eleştiri yapma hakkı da bulunmaktadır. Hiç kimse kusura bakmasın. Bakın hala soğukta kalanlar var.

            1999 depremi sırasında “ Ele verir talkımı kendi yutar salkımı” diyeceğimiz hocaların deprem ile ilgili söyledikleri abuk sabuk safsataları, İbiza’da, Malta’da, Antalya’da jet ski ile yaptıkları tatilleri hiçbirimiz gündeme getirmedik.  

Biz kan ağlarken bizi seyredenlere, gelip geçmiş olsun diyenlere, yardımı yaptıktan sonra tatile gidenlere sadece Allah razı olsun dedik. Bunların hepsini hepimiz yaşadık.

            Bugün Elazığ ve Malatya’da yaşanan organize hatalarını, Türkiye Cumhuriyeti halkı için harcanmak üzere olan birikimlerin bazı küçük gruplara ya da başka yerlerde harcamalarını eleştiririm ben, kardeşim.

 Bugün ben seyrediyorum belki ancak yarın 1999’da olduğu gibi yaşayacağımız belli olan İstanbul depreminde aynı hataları yaşamak istemiyorum, olay bu kadar basit.

            Çünkü gelmekte olan deprem ne Van’da yaşanan gibi ne Elazığ’da yaşanan gibi nede Gölcük’te ve Düzce’de yaşanan deprem gibi olmayacağını bilim adamları söylüyor. Hatta yetkili kişiler söylemeye başladı.

            Ben bilime inanıyorum, bugüne kadar ne dediler ise harfi harfine yaşadık.

            Ve yine yaşayacağız. Tevekkül elbet ancak bütün tedbirler alındıktan sonra tevekkül. Pisipisine ölmenin, sakatlanmanın hiçbir kitapta yeri olduğunu da sanmıyorum.

            Bakın Karamürsel’de daha toplanma alanları belli değil. Ortalıkta mahalle adları değişmiş olmasına rağmen çok eski hazırlanmış bir liste üstüne belediye logosu yerleştirilmiş dolaşıyor.

            En komiği de fay hattının deniz kenarından geçtiğini bile bile toplanma alanları olarak kaymakamlık önü, deprem anıtının önü belirlenmiş. Geçmiş depremde orası su altında kalmıştı farkında bile değilsiniz.

            Deprem dönemi bağlara sığınan Karamürsel halkına yiyecek yardımları dağıtıyorduk. Bugün hepsinin yerinde yeller esiyor, bina dolmuş.

            Elâzığ’a elinden gelen yardımı yapan tüm belediyelere, kuruluşlara ve başkanlara teşekkür ediyorum. Bu yardımlar gelecekte nasıl organize olunması gerektiğinin bir nevi provası oldu. Organizasyon hatalarının nerelerde ve nasıl olduğunu bizlere gösterdi.

            Ve ben özellikle İzmit Belediye Başkanı Fatma Hürriyet Kaplan’a teşekkür ediyorum. Olağan üstü bir performans gösterdi.

            Elâzığ ve Malatya’da depremde kaybettiklerimize Cenabı Mevla’mdan rahmet yakınlarına sabır, yaralılara şifa, tüm halkımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.   

            Ve deprem gerçeğini kabul edip kurallara uygun tedbirler alma zamanın geçmekte olduğunu hatırlatmak istiyorum. Gelecek çok yakında gelecek.

Ve gelecek Hersek burnunda duruyor uygun zamanı kolluyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bilgutay Bağdat - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Hayriye Doğan - Ders veren ve korkutan bşr yazı. Teşekkür ederiz saygıdeğer hocam. Ciddiye alınması gereken bir listeyi dahi revize edemiyenlerden ne beklenir ki.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 02 Şubat 19:14

Anket CHP'de il başkanı kim olmalı?