Reklamı Kapat

Kime/Neden teslimiyet?

İster dindar olsun ister dine karşı, toplumumuzda bir kesim dinde “mutlak teslimiyetin” sorgusuz sualsiz yer aldığını düşünüyor. Elbette dine bakışlar...

İster dindar olsun ister dine karşı, toplumumuzda bir kesim dinde “mutlak teslimiyetin” sorgusuz sualsiz yer aldığını düşünüyor.

Elbette dine bakışlarına göre bir kısmı için bu durum olumlu bir kısmı için ise olumsuz anlam ifade ediyor.

Ama buluştukları bir ortak nokta var ki teslimiyetin “sorgulama” ile veya “düşünme” ile bir arada bulunamayacağı fikri.

Sorgulama yetisi bulunmayanların “dininin de olmadığı” gerçeği bir yana…

Kabul etmek için anlamanız gerektiği, anlamanın ise sorgulama ile gerçekleştiği hakikati diğer tarafa…

İslam açısından teslimiyetin nasıl ve neden gerçekleştiği onu değerli kılan en önemli hususlardan biridir.

Zira Hucurât Suresi 14. ayette Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor:

“Bedevîler, "İman ettik" dediler. Şunu söyle: "Henüz iman gönüllerinize yerleşmediğine göre, sadece teslim oldunuz (boyun eğdiniz). Bununla beraber Allah’a ve resulüne itaat ederseniz yaptığınız hiçbir şeyi boşa çıkarmaz; Allah çok bağışlayıcı, çok esirgeyicidir."

Ayet, Bedevilerin İslam’a geçiş sürecine dair bir tabloyu dikkatimize sunuyor (Bedevi-Medeni ayrımına dair daha önce ele aldığımız yazımıza bakmanızı tavsiye ederim).

Buna göre Bedeviler, yani göçebe yaşayan, şehir kültürüne dahil olmamış Arap kabileleri Hz. Peygamber’e (S.A.V.) sosyal yardımlardan pay almak üzere gelerek, kendilerinin de iman ettiklerini, bu nedenle bu paylardan almaya hak kazandıklarını belirtiyorlar.

Cenab-ı Hak bu ifadelerine binaen yaptıkları şeyin “iman etmek” olmadığını,  “teslim olmak” olduğunu belirtiyor.

Yani bir başka ifadeyle aslında sadece “güce boyun eğmenin” iman etmekle aynı şey olmadığını vurguluyor.

Peki, iman etmekte teslim olmak yok mudur?

Vardır.

Ancak Bedevilerin durumu ile oldukça farklı bir teslimiyet içerir imana dayalı teslimiyet.

Zira iman etmek için öncelikle “neye iman edeceğinizi” doğru bilmeniz ve anlamanız gerekir ki tahkiki iman, en kamil iman biçimi olarak bu nedenle makbul olandır.

Doğru bildiğiniz, anladığınız ve buna bağlı olarak neden iman etmeniz gerektiğini idrak ettiğiniz andan itibaren, iman ettiğiniz mutlak Yaratıcıya teslim olmak doğal bir netice olarak ortaya çıkar.

Çünkü doğru bildiğiniz, anladığınız ve tanıdığınız bu Yaratıcının gücünü, sizinle ve kainatla ilişkisini “sağlıklı” değerlendirdiğinizde, her şeyi nasıl kuşattığını fark ettiğinizde, ona güvenirsiniz ve güvendiğinize de teslim olursunuz.

Ama bu noktaya gelene kadar ya da bu halin “sağlıklı” gerçekleşmesi için önce “bilmeniz, anlamanız ve tanımanız” gerekir.

Aksi halde yaptığınız şey “iman” değil, aslında “güce teslimiyet” olur ki ayetin işaret ettiği üzere İslam’ın “iman” tanımı bu değildir.

Eğer bu olsa idi, yani anlamadan ya da düşünmeden de teslimiyet dinen asıl arzu edilen olsa idi, çocukların ve zihinsel engellilerin “dinen” sorumlu tutulması gerekmez miydi?

Ya da daha önceki yazımızda ele aldığımız üzere “bedevi” din anlayışının “medeni” din anlayışından daha makbul olması lazım gelmez miydi?

Veya taklidin tahkikten daha evla kabul edilmesi?

Dolayısıyla ister din adına ister dini eleştirmek adına yapılsın, İslam ve teslimiyet dendiğinde akıl ve sorgulamanın devreden çıktığını düşünmek, en hafif tabirle, cahilliktir.

Ya da cahilliğin kullanılması veya kullanılmak istenmesidir.

Din üzerinden kendisine “mutlak teslimiyet” sağlamak isteyenler olabilir…

Dine karşı fikirlerini böylesi bir “teslimiyet” anlayışı üzerinden haklı göstermeye çalışanlar da olabilir…

Ama siz siz olun, Yaradan bile tahkik ile imanı daha makbul kabul etmişken, “kime/neden teslim olduğunuzu” iyi “bilin”…

Nedenlerinizin “doğru”luğundan “emin” olun…

Aksi halde vay halinize…    

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Banu Gürer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Kocaeli Valiliği'nin aldığı koronavirüs tedbirlerini yeterli buluyor musunuz?