Reklamı Kapat

Üzerimizde kara bulutlar…

Ülkemiz son günlerde acı üstüne acı yaşıyor. Elazığ ve Malatya’da gerçekleşen depremin yaraları yeni yeni sarılmaya başlanırken, Van’dan gelen haber içimizi bir kez daha yaktı. Çığ altında kalan vatandaşları kurtarmaya  giden ekibin ikinci kez düşen çığın altında kalması sonucu 33 vatandaşımız şehit oldu. İlk çığda hayatını kaybeden beş kişiyle birlikte sayı 38’e yükseldi. Gözlerimiz henüz Van’da iken, bu kez İstanbul’dan gelen uçak kazası haberiyle içimiz dağlandı. Sabiha Gökçen Havalimanına inişe geçen yolcu uçağı pistten çıkarak yaklaşık 35 metre yükseklikten aşağıya uçtu. Yaşanan kazada üç vatandaşımız hayatını kaybetti. Peş peşe yaşanan deprem, çığ ve uçak kazalarının ardından hayatlarını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum. Umarım bu ara ülkemizin üzerinde dolaşan kara bulutlar bir an evvel yok olur…

Hastane!

Kartepe’nin öncelikli sorunun hastane olduğunu sanırım bilmeyen yoktur. Bu sorun her geçen gün artarak büyümeye devam ediyor. İlçe kurulduğunda 85 bin olan nüfus 125 bine çıktı. Düşünün 10 yılda gelinen durumu! Zaten dağınık olan coğrafyada merkezi bir yerde hastane ihtiyacının olduğunu ilk günden beri herkes biliyor. Bu konuda mücadele eden siyasiler ve bürokratlar oldu ancak pek bir mesafe katedemediler. Sadece ilçenin kuruluş aşamasında belediye hizmet binası olarak düşünülen alana sağlık merkezi kurularak insanların gazı alınmıştı. Sağlık ocağının bir kademe üzerinde hizmet veren bu poliklinik Kartepe’ye cevap verebilecek yeterlilikte elbette değildi. İlçe merkezine yakın mesafedeki özel hastaneler ile yeni yapılması düşünülen şehir hastanesi, ilçeye hastanenin gelmesininin önündeki engel olarak sunuldu hep. Ama Eşme’den Maşukiye’ye, Arslanbey, Derbent, Suadiye ve Uzuntarla gibi yerleşim yerlerini düşündüğünüzde bölgenin hastane ihtiyacının ne kadar gerekli ve aciliyet isteyen bir mesele olduğunu görebilirsiniz. Tabi görmek istenirse!

Şunu artık anladık, bir “babayiğit” çıkıp hastaneyi söke söke bu ilçeye getirene kadar bu iş yapılmayacak! Bugünkü fotoğraf bunu net bir şekilde gösteriyor. Ancak mevcut alanların daha verimli kullanılması konusunda azami dikkat göstermelerini de bekliyoruz. Kartepe’nin lokasyon olarak en uygun bölgesine toplum sağlığı merkezi yapıldığını dile getirmiştik. Bu merkezin hemen yanı başına ise toplum ruh sağlığı merkezi yapılacak. Evet, Kartepe’de sağlık alanı için ayrılmış en güzel nokta ruh sağlığı merkezi yapılarak değerlendiriliyor. Yani bizim hastaneye ihtiyacımız var, alanımız da var derken birileri sanki bu alanı “hiç etmek” için elinden geleni yapıyor. Yarın bir gün “zaten hastane için uygun alan bile yok” denilirse şaşırmayalım diye söylüyorum. Ruh sağlığı merkezi ne kadar öncelikli bir ihtiyaç ki, hastanenin bile önüne geçmiş durumda. Bu demek değil ki bu merkez yapılmasın, ya da ihtiyaç yok… Elbette gerekli, elbette yapılmalı ancak öncelikler neden bir plan program dahilinde yapılamıyor? Üstelik bu merkezin yapılması için ciddi bir kaynak da harcanacak. 8 milyon civarında bir para buraya yatırılacak. Keşke o alan Kartepe’nin büyük çoğunluğunun faydalanabileceği şekilde değerlendirilebilse. Umarım bu işin sonucundan yarın bir gün pişman olmayız…

İrem Derici olayında geç kalındı

İki hafta önceydi. Karfest sonrası yazdığımız değerlendirme yazısına toplumun belirli kesimlerinden tepkiler gelmişti. Büyük oranda insanın bizimle aynı düşündüğünü de belirtmek istiyorum. Gelen tepkilerden bazıları ise sanki Karfest’i gölgelemeye çalıştığımız yönündeydi. Halbuki biz neden İrem Derici’nin tercih edildiğini sormuştuk. Ağzı bozukluğuyla nam salan bir şarkıcının Kartepe’nin bu önemli organizasyonuna ne katacağını sorgulamıştık. Festivalin şehitlerin olduğu günün sonrasında düzenlenmesinin ne kadar doğru olduğunu dile getirmiştik. Yine aynı şeyleri söylüyoruz.

Umarım olaylar çığırından çıkmadan, ulusal basına düşmeden de gerçekleri görmeyi becerebiliriz artık! İyi bir şeyi zaten hep beraber alkışlıyoruz. Önemli olan eksikleri de görebilmek. “Şakşakçılık yaparak her şeyi tozpembe göstermeye çalışma” adında bir hastalık türedi, her dönem belli bir kesim insana bulaşıyor galiba. Uzun süre geçmiyor da! Üstelik destekledikleri adam yeniden aday gösterilmeyince bu güruh bu kez de “her şeye muhalif” virüsünü kapıyor.

Arkadaşlar! Bu devran böyle gitmez diye uyarıyor, hepinize acil şifalar diliyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hasan Altınkaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

hacı - selahattin altınkaya ne yaptıysa yaptı köseköye ve tabikide bu yapılanlar kartepeye miras kaldı .ondan sonra gelen bir Allahın kulu çivi çakmadı

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 07 Şubat 17:01

Anket Koronavirüs ile mücadelede sokağa çıkma yasağı uygulanmalı mı?