Reklamı Kapat

Önce kafalardaki depremle başa çıkalım!..

Deprem, yerkürenin doğal değişiminin yarattığı bir olay.

Bilimsel araştırmalar gösteriyor ki, yerkürede 10 kadar büyük, çok sayıda da küçük levhalar var. Levhalar üzerinde bulunan kıtalar ise yıllık ortalama 1 ila 15 cm. kadar hareket ediyorlar. Levhaları harekete geçiren güç ise “fay hatları.”

Yani, yalnızca bizim ülkemizde değil, dünyanın dört yanında depremler vazgeçilmez doğal olaylar. Üstelik, her deprem ardından dünya ve insanlık için yeni olanaklar da sağlıyor. Örneğin, “Termal sular” ortaya çıkıyor, kimi çorak alanlarda toprak verimlilik kazanıyor, tarihi kalıntılar ortaya çıkıyor.

Ama bizim için aslolan YAŞAMAK…

Zaten kısacık ve kahırla dolu şu dünyada biraz mutlu olmak, biraz daha kaygısız ve korkusuz yaşamak istiyoruz.

Deprem olayları kaçınılmaz. Dünya durdukça depremler yaşanacak. Ancak, depremin yıkıp geçtiği, büyük can ve mal kayıplarının yaşandığı ülkeler olduğu gibi, sürekli deprem yaşayan ama can ve mal kaybını en aza indirebilen ülkeler de var.

Şu gerçeği biliyoruz; “Deprem değil, çürük yapılar öldürüyor!”

Peki ne yapmalıyız?

Özellikle KAMU BİNALARI ve sonra da özel binaları yaparken;

·       Sağlam zeminlerde inşa etmeliyiz,

·       Binaların betonarme iskeletini inşa ederken doğru malzeme kullanmalıyız.

·       İnşaatları konunun uzmanlarınca denetlemeliyiz.

Ekonomik gücü ve aklı yerinde olanlar bu gerçeği biliyor ve uyguluyorlar. Bu yüzden, o binalar yıkılmıyor, o binalarda oturanlar deprem nedeniyle ölmüyorlar.

Ancak, yoksulluğun ve cehaletin pençesindeki insanlar, çürük zeminlerde inşa edilen çürük binalarda ölüyor ya da sakat kalıyorlar.

Gerçekten “Demokratik bir HUKUK DEVLETİ’nde” kamu binaları sağlam zeminlerde, sağlam inşaat tekniği ile, doğru malzemeyle inşa ediliyorlar.

Demokrasinin, “kirli siyasetçiler” elinde oyuncağa döndüğü ülkelerde ise, bir deprem anında en büyük hasar kamu binalarında yaşanıyor!

Çünkü; kamu ihaleleri büyük ölçüde “yandaş firmalara” yaptırılıyor!

Çünkü; ciddi olarak denetlenmiyor!

Bu temel nedenledir ki, depremlerde en çok okullar başta olmak üzere kamu binaları yıkılıyor!

Bakın; 32’si Elazığ’da olmak üzere Malatya, Adıyaman ve Diyarbakır’da toplam 80 okul, ağır hasar nedeniyle yıkılacak!

Yalnıca Elazığ’da 1287 ağır hasarlı bina var.

Büyük deprem beklenen İstanbul’da 6 milyon 700 bin riskli yapı olduğu, resmi makamlarca açıklanıyor. Bunların içinde okullar ve hastaneler başta olmak üzere kaç kamu binası olduğunu bilmiyoruz!

Ama, bir süre önce yaşanan deprem sonrası onlarca okulda eğitim-öğretimin yapılamadığını, öğrencilerin ve velilerin perişan olduğunu biliyoruz! 

Peki, bu ülkeye ve vatandaşlara “HİZMETKAR OLMAK” iddiasıyla iktidara gelenler depreme karşı ne yapıyorlar?

17 Ağustos 1999 depremi sonrası TBMM eski başkanları Bülent Arınç ve Mehmet Ali Şahin’in de aralarında olduğu 122 milletvekili, Depreme karşı alınması gereken önlemler” konusunda Meclis Araştırması istemiş ve 13 milletvekilinin yer aldığı komisyon 4 ay çalıştıktan sonra 50 sayfalık bir rapor hazırlamışlar.

Özetle;

·       Deprem Bakanlığı kurulsun,

·       Okullara deprem dersi konsun,

·       Riskli bölgeler ve dolgu zeminlere kesinlikle yapı izni verilmesin,

·       Hazır beton kullanılsın,

·       İMAR AFFINDAN VAZGEÇİLSİN, demişler…

Hiçbir öneri gerçekleşmemiş! Üstelik, AKP iktidarı 7 kez “İMAR AFFI” çıkarmış! Çünkü, “Üremim ekonomisi” yerine “Konut-beton-rant ekonomisi” egemen olmuş! Bütçe açık verdikçe, İmar Affı ile vatandaştan kaynak sağlanmış!

Düşünün; Pülümür’de “AFET EVLERİ” olarak inşa edilen evler şimdi AĞIR HASARLI!

Bu evleri hangi müteahhit yaptı? Kimler KONTROL etti? KİM hesap verecek?

Depremlerde ağır hasar alan okul ve hastane binalarını hangi müteahhitler yaptı? Kimler denetledi? Kimler hesap verecek?

KIZILAY’daki rezaletlerin hesabı sorulacak mı?

Bir ülkede “MUHALEFET” yoksa, o muhalefet adam yerine konulmuyor ve “Hesap vermeye zaman yok” diye aşağılanıyorsa, böyle bir ülkede demokrasi ve HUKUK DEVLETİ varlığından söz edilebilir mi?

Son söz;

DEPREM DEĞİL, ÇÜRÜK YAPILAR ve KİRLİ SİYASET ÖLDÜRÜYOR!

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Küpçü - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket Koronavirüs ile mücadelede sokağa çıkma yasağı uygulanmalı mı?