Reklamı Kapat

Düşünce!

Günlük yaşamımızda çeşitli nedenlerle, her ortamda çok sık kullanılan; Hiç sevmediğim, asla itibar etmediğim deyişler vardır. Bunlardan bir tanesi de; HER DÜŞÜNCEYE SAYGI DUYUYORUM söylemidir.

En başından söylemek gerekirse, ben herkesin düşüncesine saygı duymuyorum! İnanmadığım, uygun bulmadığım iyilik getirmeyip aksine zarar vereceğini fark ettiğim bir düşünceye saygı duymayı, o düşünceyi örtülü olarak kabul etmek,  o düşünceye ödün vermek gibi düşünürüm.  

Kabul etmediğim, doğru bulmadığım bir düşünceye saygı gösteriyormuşum gibi kabullenip davranmayı, gerçekte olmayan ikiyüzlü bir saygının ifadesi gibi görürüm ki; O’nu da samimiyetsizlik olarak kabul ederim.

Karşımdaki düşünce sahibi, benim düşüncemi ve inançlarımı kabul etmeyebilir. Buna saygı göstermem diye bir durum söz konusu olamaz. Sadece kabul etmediği için eylemsel bir tavır ortaya koymam o kadar! Bir tek istisnası şu olabilir, ortaya  koyduğum  düşüncemin,  bilimsel, mantıklı, teamüli, geleneksel ve ya hayatın olağan akışı içerisinde doğru olmadığına beni ikna ederse; eyvallah!

Karşımdaki düşünceye gelince; İnançlarım, insanlık anlayışım,  yurdum, Aziz Milletim, şahsi varlığım açısından sakıncalı bulmadığım sürece ona karşı da eylemsel bir tavır sergilemem. Ama tersine bir kanıya  varsa tepkim kaçınılmaz olur.

Kutsal saydığım inançlarıma ve değerlerine yönelik, saldırı, tahrip eder, saptırır ve ya yozlaştırır nitelikteki  söylem ve eylemlerin ifadesi olan düşüncelere ve düşünce  sahiplerine asla saygı ve sabır göstermem ve  ödün de vermem.

Atatürk ilke ve inkılaplarına karşı; Ortadan kaldırmaya yönelik ve eylemsel boyuta dönüşecek veya  dönüşmüş düşüncelerine ve düşünce  sahiplerine var gücümle karşı koyarım, zerre kadar da  saygı ve sabır  göstermem.

İnsani değerlere, karşılıklı ilişkilere, şahsen sahiplenmiş olduğum maddi  yada  manevi değerlere  dil ve  akabinde de  el uzatmaya eğilimi olan  düşüncelere  de  saygı  duymadığım  gibi, kayıtsız  da  kalmam, gerektirdiği ölçüde tepki de veririm.

 Hani bir mesel anlatırlar.

 Çocuk babasına demiş ki; Baba caminin imamının anamla ilişkisi var.

 Baba da demiş ki,  boş ver oğlum Allah onun cezasını verir. 

 Çocuk ısrarla birkaç kez söylediyse de, babasından aynı cevabı alır.

Bir akşam vakti Hoca ezan okumak için minareye çıktığında, çocuk da arkasından çıkar, hocayı minareden  aşağıya iter, eve gelir.

Baba sorar, oğlum, ortalıkta bir koşuşturma var bu koşuşturma neyin nesidir?

Çocuk der ki; Caminin hocası minareden düşmüş, ölmüş, onun koşuşturmasıdır.

Bunun üzerine baba der ki;  Gördün mü oğlum ben sana söylememiş miydim,  Allah onun cezasını verir diye…

Çocuk sesini çıkartmaz ama kendi kendine söylenir.  Heee,  ben çıkıp onu aşağıya itmeseydim o çoook daha  anamı bellerdi…

İşte her düşünceye saygılı olmak da buna benzer.

Gerekli düşünceleri üretmezsem;

 İman, inanç,  yurtseverlik,  milletime saygı ve sahiplenmek, kendi öz varlıklarımı korumak  gibi yüce  duygularımı besleyemezsem, bunların kaderini başkalarının keyfine  ve düşüncelerine terk edip, geleceği zamana terk edersem ve Allah’tan beklersem olmaz!

O zaman ne yaparım.

Yukarıda saydığım düşünceleri minareden aşağıya iterim …

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Raif Kandemir - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket Koronavirüs ile mücadelede sokağa çıkma yasağı uygulanmalı mı?