Reklamı Kapat

“Beyin göçü”nden sonra, “nitelikli iş gücü” göçü de başlıyor

Biz birbirimizle didişmeye devam ededuralım…

Biz sabahtan akşama birbirimizin kuyusunu kazalım…

Biz yıllar önce başladığımız kör dövüşünü sürdürelim…

Biz “üstümüze vazife olmayan” işlere burnumuzu sokalım…

Biz ıvır zıvır işlere zamanımızı ve enerjimizi harcayalım…

Türkiye’nin içini boşaltıyorlar, içini!

“Beyin” dediğimiz, ülkemizin çok iyi yetişmiş meslek ve bilim insanları ile uzmanları, bir başka ülkeye göçtü, göçmeye devam ediyor…

Şimdi de, 1 Mart 2020 tarihinden itibaren ülkemizden “nitelikli iş gücü” göçü başlayacak.

“Beyin”lerimizi kaybettik, kaybediyoruz, “nitelikli iş gücü” de bizi terk ederse, geriye “çölleşmiş bir Türkiye” kalır.

Kim bilir, belki de “böyle bir Türkiye” istiyordur bizleri yönetenler.

Sormayan, sorgulamayan, eleştirmeyen, etliye sütlüye karışmayan, ülkemizin geleceğinde söz sahibi olmak istemeyen, bilgisiz beceriksiz bir toplum yaratmak istiyorlardır…

Öyle ya, Türkiye’ye yön verecek beyinler “lanet olsun” deyip gittiyse, gelişmiş ülkeler “nitelikli iş gücümüze” de göz diktiyse, geriye ne kalıyor?

“Beyin göçü”nde ne durumdayız?

Çok yazılıp çizildiği için öyle uzun uzadıya yazacak değilim.

Türkiye’nin yıllardır beyin göçü verdiği, bu göçün özellikle son 5 yılda kat kat arttığı bir gerçek.

Her gün tanıdığımız, tanımadığımız çok iyi yetişmiş kişilerin yurt dışına gittiğini üzülerek öğreniyoruz.

Göçün nedenleri var.

*Siyasi baskıların artması…

*Bilimsel çalışma yapma olanaklarının azalması…

*İş bulmanın zorlaşması…

*Gelecek kaygısı…

Biz bu beyinlere servet harcamışız.

Bu beyinler bizim zenginliğimiz.

Ülkemizin geleceği… 

Bu yönüyle baktığımızda, giden her beyin ülkemizin daha da “fakirleşmesi” anlamını taşıyor.

Ülkemiz yokluğa ve yoksulluğa itiliyor.

Beyinlerimiz, gittikleri ülkelerin daha hızlı gelişmesini ve kalkınmasını sağlıyor.

Bu, bir “kaynak” transferi!

Hem de “bedeli ödenmeden” yapılan bir kaynak transferi.

Sen yetiştir, onlar kapsın!

Tabii suç beyinleri kapan ülkelerde değil, beyinlerini kaptıran bizim gibi ülkelerde.

Şimdi de sıra “nitelikli iş gücü” göçünde

Altı ay önce konuşulmaya başlandı.

“Almanya, nitelikli iş gücüne 1 Mart 2020’de kapılarını açacak” diye…

İşte o “1 Mart” geldi çattı.

Şunun şurasında 12 gün sonra 1 Mart!

1 Mart’ta ne olacak?

1 Mart’ta Almanya’nın “Nitelikli İş Gücü Göç Yasası” yürürlüğe girecek.

Yani?

Avrupa Birliği dışındaki ülkelerden, örneğin Türkiye’den, Almanya’ya “nitelikli iş gücü”nüngirişi kolaylaşacak.

*”Almanca bilme” şartı kaldırılacak.

*Teknik eğitim almış ve belirli şartları yerine getirenlere “iş bulma vizesi” verilecek.

*İş bulanlar, çalışma izniyle Almanya’da çalışmaya başlayacak.

İşin özeti bu!

Peki, Almanya neden böyle bir yola başvuruyor?

Başvuruyor, çünkü “nitelikli iş gücü” açığı var.

Okullarında kendisi de yetiştiriyor, ama “ekonomik büyüme hedefi” o kadar yüksek ki, ihtiyacına yetmiyor.

Bu nedenle de kapılarını açıyor, bizim gibi ülkelerin “nitelikli iş gücünü” Almanya’ya çağırıyor.

“Yaş sınırı” yok.

“Sektör sınırlaması” yok.

Gidip iş bulup yerleştiğinde eşini ve bekâr çocuğunu da götürebiliyorsun.

Özetle Almanya; “Nitelikliysen gel” diyor.

“Almanca bilmesen” de gel!

“Yaşın kaç olursa olsun” gel!

Nitelikli iş gücü, Almanya gibi ülkelerde bu kadar önemli! 

Bu göçlere karşı biz ne yapıyoruz?

Ülkemizden “beyin göçü” yıllar önce başladı, bütün hızıyla devam ediyor.

1 Mart 2020’den itibaren de “nitelikli iş gücü” göçü başlayacak.

“Türkiye’nin geleceği” insanlar, ne yazık ki Türkiye’yi terk ediyor.

Terk ediyor da, bizim bu göçlere karşı bir önlemimiz var mı?

Ben görmüyorum, gören varsa söylesin.

Göçü önleyecek olan…

*Ülkemizin tekrar demokratik ortama kavuşmasıdır.

*Ülkemizde tekrar hukukun üstün kılınmasıdır.

*Ülkemize özgürlüklerin geri verilmesidir.

*Ülkemizde umut rüzgârının estirilmesidir.

*Toplumsal ayrışmanın sona erdirilmesidir.

*Ekonominin rayına oturtulmasıdır.

*Üretim ekonomisine geçilmesidir.

*İnsanlarımızın iş-aş kaygısından uzaklaştırılmasıdır.

*Yatırımların önünün açılmasıdır.

Bunlar yapılıyor mu?

Yapılmıyor…

Yapılmadığından “beyinlerimiz” göçtü göçmeye devam ediyor, “nitelikli iş gücümüz” göç hazırlığında.

Türkiye’de “tehlike çanları” çoktandır çalıyor, duyan yok!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

02

Tekin 41 - AKP LI DEGILSEN COK ZEKIDE OLSAN ALIMDE OLSAN ICATCIDA OLSAN BIR HICSIN.HERIISIN ARKASINDA AKP....

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 17 Şubat 17:37
01

Jeom Behzat Gönül - Depremlerin önceden tespit çalışmaları, nitelikli meslek bilgisine sahip bir Jeoloji Mühendisi olmayı ve de nitelikli deprem tespit tecrübelerine sahip olmayı gerektirir. Tüm bu nitelikli beyin bilgisi ve nitelikli deprem tespit tecrübesini Saha Jeolojisi disiplininde fiziksel güç de katarak çalışılmalıdır. Tv ve basında ahkam kesip, bulduğun depremi bize gelip söyleyeceksin diye bilimin içine kabadayılık yaparak teneke gürültüsü ile Prof. olanlar kendine gelmeli. Türkiye ve dünyanın bir çok yerinde deprem tehlikesini her insan bilir oldu. (Jeoloji Müh. Behzat Gönül. Kocaeli).

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 17 Şubat 01:57

Anket Corona virüsü için alınan tedbirleri yeterli buluyor musunuz?