Reklamı Kapat

Belediye başkanları, mal varlıklarını neden açıklamıyor?

Bir yıl önce…

31 Mart seçiminin yaklaştığı günlerde…

Belediye başkan adaylarına, “mal varlıklarını açıklama” çağırısında bulunmuştuk.

Dediler ki, “Hele bir seçilelim, mal varlığımızı açıklayacağız…”

Seçim bitti, seçilen seçildi, kaybeden kaybetti, bekledik, acaba bizim seçim öncesi çağırımızı hatırlayıp “mal varlığını açıklayan” olacak mı diye.

Bir ay, iki ay…

Baktım başkanlar oralı değil, 28 Haziran 2019’da, “Belediye başkanlarından mal beyanı bekliyoruz” başlıklı bir yazı yazdım.

Hatırlatayım istedim.

Öyle ya, ilk ayların heyecanı ve yoğunluğuyla unutmuş olabilirler.

 

Belediye başkanlarına şöyle seslenmiştim

                                     

“Siyaset “meslek” değildir.

Siyaset, belirli bir dönem topluma hizmet için “sorumluluk” almaktır.

Sorumluluk alan kişi, hesap verir.

Görevi sona ererken ortaya çıkar, “Ey halkım, bana güvendiniz, bana oy verdiniz, beni seçtiniz… İşte hesabım” der.

Başkanın, görevinin sonunda “hesap verebilmesi” için, görevinin başında, yani koltuğa oturduğunda “hesap açması” gerekir.

“Hesap açmak”, mal beyanında bulunmaktır.

Kendisinin neyi var?

Eşi nelere sahip?

Çocuklarının durumu ne?

Başkanların “mal beyanında” bulunmasının anlamı şudur:

*Belediye başkanı olmak için sizden oy istedim, beni seçtiniz.

*Belediye başkanlığını; kendimi, ailemi, akrabalarımı ve yakın çalışma arkadaşlarımı “zenginleştirme aracı” olarak kullanmayacağım.

*Size dürüstlük sözü veriyorum.

*Belediye bütçesinin bir kuruşunu dahi israf etmeyeceğim.

*Rant ve ihale peşinde koşanlara, belediyenin kapısı her zaman kapalı olacaktır.

*Tüyü bitmemiş yetimin hakkını kimseye yedirmeyeceğim.

*Hizmet ederken adaletli davranmak, hak-hukuk gözetmek en büyük prensibim olacaktır.

Başkanların mal beyanında bulunmasının anlamı budur.

Mal beyanında bulunun ki, toplum size güven duysun!

Siyasetçinin “şeffaf” olması gerekir.

Neyi var neyi yok, ulaşılır olmalı.

Bu nedenle belediye başkanlarını “mal varlıklarını” açıklamaya davet ediyoruz.

Mal-mülk-servet… Neleri varsa…

Kendilerinin, eşinin ve çocuklarının…

Bu davranış, toplumda güven yaratır.

Seçmen, “Demek oy verip seçtiğim kişinin gizlisi saklısı yokmuş” diye düşünür.

Mal beyanınız, görev yaparken vatandaşın elinde bir “sizi kontrol belgesi”dir.

Gereksiz dedikoduları da önler.

Başkanlık görevini yaparken, yaşantınız açıkladığınız mal beyanına uygunsa, sorun yok!

Değilse, sorgulanmaya başlarsınız.

“Bak, başkan oldu, şunu aldı, şunu yaptı” diye.

Bu nedenle, belediye başkanlarını mal beyanında bulunmaya çağırırken, hatırlatırım.

“Kendisine güvenen başkanlar”, mal beyanında bulunsunlar.

Başkanlığı “servet edinme makamı” olarak görenlere mal beyanında bulunmalarını tavsiye etmem, sonunda rezil olurlar.

Başkanların mal beyanlarını, tarih belirterek, noktasına virgülüne kadar gazetemizde aynen yayınlayarak, kamuoyuna ilan edeceğiz.

Ve bunları “kendisine güvenen başkanlar” kategorisine alacağız.

Mal beyanını açıklamaya çekinenleri ise ayrıca sizlere duyuracağız.

“Şu şu başkanlar, herhalde çekindikleri bir taraf var ki, mal beyanında bulunmadılar” diyeceğiz.

Nasıl olsa göreve başladığınızda, yasa gereği, devlere mal beyanında bulundunuz.

Aynısını halkla paylaşmanın ne sakıncası var?

Bakın işte İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Ekrem İmamoğlu, daha mazbatasını almadan kendisinin ve ailesinin mal varlığını açıkladı.

Örnek bir davranış!

Başkanların mal beyanını neden istiyoruz?

Sevgili okurlarım, son yıllarda, son 25-30 yılda, kent yönetimleri “soygun üretme” mekanizmasına dönüştü.

Özellikle büyük kentlerde yerel yönetimler, “haram yeme sofrası” haline geldi.

Bir avuç politikacı, yanında yandaş müteahhit ve şehir rantçısı, bunlara destek veren yalaka ve tasmalı gazeteci bozuntuları, kentleri “haram sofrası”na çevirdiler.

Ne yazık ki, bütün bu “rant düzenini” bozması ve kovuşturması gereken bazı devlet bürokratları da, bu “haram sofrası”nın müdavimleri haline geldiler.

“Siyasetçi-işadamı-bürokrat ilişkileri”, son yıllarda, bugüne kadar görmediğimiz derecede vıcık vıcık!

İhalenin kime verileceğini, bu üçlü belirliyor.

İmar rantı ile ilgili kararı, bu üçlü veriyor.

“Rant çarkı” böyle çalışıyor.

Bilmeyen yok, herkesin dilinde!

İşte biz bu nedenle belediye başkanlarının “mal beyanında bulunmalarını” istiyoruz.

Görev sonunda da mal beyanı isteyeceğiz.

Mal beyanında bulunan başkanlar, dönem sonunda da mal beyanında bulunacaklarını unutmasınlar.

Koltuğa otururken neleri vardı, koltuktan kalkarken neleri var?

Eksildiyse neden eksildi, arttıysa neden arttı?

Öyle ya, her şeyin bir sebebi var?

Yazımın başında belirttiğim gibi, siyaset “meslek” değildir.

Siyaset, “para kazanma” ve “zengin olma” yeri de değildir.

Siyaset, belirli bir dönem toplum adına “sorumluluk” almaktır.

Sorumluluğu nasıl devraldıysan, öyle devredeceksin.

“Siyasi yaşamında zengin olan, bilin ki hırsızdır.”

Evrensel bir özdeyiştir bu!

Biz, hiçbir belediye başkanının “zengin olmak için” yola çıktığını sanmıyoruz.

Bu nedenle kendilerini “mal beyanına” davet ediyoruz.

Yola çıktığınız bugünlerde mal beyanında bulunun, dönem sonunda da mal beyanınızı açıklar rahat edersiniz.

Ama dediğim gibi…

Dönem sonunda mal beyanında bulunmayacaksanız…

Aradaki zenginliğinizi kem küm ederek geçiştirecekseniz…

Bugün sakın mal beyanında bulunmayın!

Dönem sonunda sıkıntı çekersiniz.

Eski belediye başkanlarından bazıları gibi “mal beyanında bulunmamak için” kıvranır durursunuz.”

 

Bu yazım sanırım belediye başkanlarının gözünü korkuttu

                                              

Seçimlerden hemen sonra 28 Haziran 2019’da yazdığım bu yazı sanırım belediye başkanlarımızın gözünü korkuttu.

Seçimlerden buyana 11 ay geçti, belediye başkanımızdan hiç biri “mal beyanında” bulunmadı.

Demek, şeffaf değiller.

Demek, neleri var neleri yok toplumla paylaşmak istemiyorlar.

Demek, görev süresinde mal varlığında olabilecek değişimleri kimsenin bilmesini istemiyorlar.

Demek, görevleri sona ererken hesap vermekten çekiniyorlar.

13 belediye başkanının 13’ünün de mal beyanında bulunmak istememesinden ben bunu çıkarıyorum.

Kendilerinin bileceği iş!

Ama biz belediye başkanlarımızı toplum adına izlemeye devam edeceğiz ve her birine görevlerinden ayrılırken “Hesap ver öyle git başkan” çağrısında bulunacağız.

Artık İbrahim Karaosmanoğlu gibi, hesap vermeden mi giderler, yoksa hesap vererek mi giderler, bilmem!

“Başkan hesap ver öyle git” dediğimizden, hakkımızda savcılığa suç duyurusunda bulunurlar mı, onu da bugünden kestirmek güç.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Siyaset - Helal olsun Karaosmanoğlu' na SÖZÜNÜN ERİYMİŞ söz verdiği gibi yaptı Başkanlığa başladığında açık açık erkek gibi Mal varlığını açıkladı giderken de açıklayacağı sözünü verdi vede kuruşu kuruşuna açıkladı."Ağacı özünden insan gibi insanı sözünden anlarsınız" sözün doğrulattı velhasıl MERT SÖZÜNÜN ERİ ADAMMIŞ herkese örnek oldu. Nede olsa Hacı vede hoca DİN ADAMI ALLAH KORKUSUNU BİLİR haramı helali bilir el uzatmaz dürüst adam saklayacağı şey yoktur.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 27 Şubat 13:31

Anket Corona virüsü için alınan tedbirleri yeterli buluyor musunuz?