Reklamı Kapat

Edebiyat üzerine ve romanda kurgu

Hepimiz okuduğumuz kitaplarda biraz da olsa kendimizi bulur, hatta yaşarız. Kitabı bitirdiğimizde ise etkisinde kalabiliriz. Severek okumaya başlayıp yarıda ya da birkaç sayfada bıraktığımız kitaplar da vardır, zorlayarak başlayıp severek bitirdiğimiz kitaplarda. Bu kişiye göre değişir. Ben eskiden zevk almadım mı kenara bırakırdım. Bazılarını biraz zaman geçince tekrardan okurdum. Şimdi bırakmamaya, inatla bitirmeye çalışıyorum. Çünkü bazı kitaplar okudukça hafızamızda yer edecek kitaplar arasına girebiliyor. Ya da sadece biraz zaman kaybıyla yeni bir kitap okumuş oluyor ve iyi kitapla kötü kitap arasındaki farkı görebiliyoruz.

Her gün yeni kitaplar yayımlanıyor. Kitabın kurgusu güzelse kendisini okutuyor, kötüyse yukarıda yazdığım gibi yarıda bırakabiliyoruz.

Bir eser ne kadar kurgulansa da gerçeklikle ilgisi vardır. Biliriz ki eseri oluşturan yazar belli bir toplumsal gerçekler içinde yaşamaktadır. Dolayısıyla dabunu yazdıklarına yansıtır.

Eser ortaya çıktığında okuyucu eserde kendisini bulur. Aynı zamanda edebiyat, gerçek hayatın yorumlanmasıdır.Dolayısıyla yazmak, bir eser meydana getirmek gerçeklikle ilişki kurmanın bir yoludur diyebiliriz.

Yazar içinde bulunduğu gerçeklere göre eserini oluşturur. Fakat bu gerçekler tam olarak yaşadığı gibi değil, edebiyatın kuralları doğrultusunda esere yansıyandır.  Yazar eserini kurgulayarak şekillendirir ve dış dünya ile bağlantısını, insana özgü davranış ve biçimleri bu yolla dile getirmektedir.

Bir kurgu roman yazılıyorsa, romanın geçtiği dönemin gerçeklerinden, araştırılarak yararlanılmalıdır. Varsa o dönemde yaşayan kişi veya kişiler, gazete ve dergi gibi güncel ve tarih kitapları gibi yayınlar, dönem faaliyetleri, o günkü iş koşulları, bilim, felsefe ve tarih gibi pek çok bilgi yazar tarafından araştırılmalıdır. Basit gibi görünse ya da gözden kaçsa bile romanın geçtiği tarihlerde yenilen yemeğin, kullanılan herhangi bir eşyanın, giyilen kıyafetin bile önemi büyüktür.  Romanda anlatılan dönemin kaynak bilgileri kurguyla işlenir ve yazılır.

Gerçekçi roman yazarı, konusunu gerçeklerden almak, önemsiz olayları bile güvenilir kaynaklara göre anlatmak zorundadır. Hayale kapılmamak, gerçeklerden ayrılmamak gerekir.  Dış çevrenin tanımlanması gerçekçi roman için büyük bir önem taşır ama bu romandaki karakterlerin gözüyle anlatılmalıdır.

Bilimsel metinlerde gerçek olduğu gibi verilirken, edebi metinlerde gerçek, yazar tarafından yeniden kurgulanır.

Edebi metinlerde, gerçekliğin değiştirilip yorumlanmasının amacı, insanı daha iyi anlamaktır.

Edebi metinlerde her yönüyle duyan, düşünen, tasarlayan, yaşayan insan konu edinir.

Anlatılan romanda gerçekçiliği vurgulamak için romanın yaşandığı yere önceden gidip inceleyen, araştırma yapan yazarlar çoğunluktadır.

Edebiyatla ilgili bir kişi olarak kendimi edebiyattan uzaklaşmış gibi hissettim bu aralar.  Uzun zamandır edebiyatla ilgili yazı yazmadığım aklıma geldi ve bu yazıyı yazma ihtiyacı duydum kendimde. Güncel konulardan birazda olsa uzaklaşıp kendimize bir kahve molası gibi bir kitap molası verebilirsek ne güzel olur.

Yukarıda da yazdığım gibi hepimiz okuduğumuz kitaplarda biraz da olsa kendimizi bulur, hatta yaşarız. Sizlere, yarıda bırakmadan severek okuyacağınız bol kitaplı günler diliyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gül Anasal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket Corona virüsü için alınan tedbirleri yeterli buluyor musunuz?