Reklamı Kapat

Zor günlerde Kocaeli’nin sesi olmak

Kocaeli olarak yine “zor günler” geçiriyoruz.

Aslında “zor günlere” alışık bir kentiz.

Çok değil, 21 yıl önce…

1999 deprem felaketinin olumsuz etkilerini dinamik yapımızla kısa zamanda yok etmiştik, bugün dekoronovirüse karşı savaşımız başarıyla sonuçlanacaktır.

Bundan kimsenin kuşkusu olmasın.

Benim üzüntüm şu:

Son yıllarda toplum ve toplumu temsil eden kurumlar, iyice “tepkisiz” hale geldi.

“Tepki” derken, yerli yersiz her olaya karşı çıkmak değil.

Toplumun sıkıntılarını dile getirmek…

Toplum adına yönetenlerden istekte bulunmak…

Sorunların çözümünü istemek…

Sorunların çözümünü izlemek…

Eskiden bu görevleri başarıyla yürüten kurumlar vardı.

Sanayi ve ticaret odaları…

Meslek odaları…

Kısa adı SİAD olan sanayici ve işadamları dernekleri…

Vakıflar…

Bu kurumlar, tek tek veya birlikte, kentimizin veya ülkemizin çıkarı için açıklamalar yayınlardı.

Yönetenleri çekinmeden eleştirirlerdi.

Dile getirdikleri sorunların çözümünü isterlerdi.

“Şu şuşu sorunların acilen çözülmesi gerekir” diye diretirlerdi.

Yani sivil toplum örgütleri, güçlü devletin karşısında toplumun da güçlü olması için görev yaparlardı.

Bugün, son yıllarda yaratılan “siyasi iklim” nedeniyle, hiçbir sivil toplum örgütünün sesi çıkmıyor.

Koronavirüs nedeniyle bir süredir “sıkıntılı günler” geçiriyor muyuz?

Geçiriyoruz.

Esnaf sıkıntıda…

Sanayici ve tüccar sıkıntıda…

Çalışan sıkıntıda…

Herkes sıkıntıda!

İşyerleri kapatıldı, hayat durdu…

İyi de bu sıkıntıları dile getiren var mı?

“Acilen şu şu önlemlerin alınması gerekir” diyen…

Yok!

Oda başkanları, susuyor.

SİAD başkanları, konuşmuyor.

Esnaf temsilcileri, sanki “dut yemiş bülbül”!

Zor günlerde Kocaeli’nin sesi olmak yine bize kaldı.

Esnafın, sanayicinin, tüccarın sorunlarını dile getirdik; “Mücbir sebep kararı alınmazsa, iflaslar peşi sıra gelir” dedik.

Yazdığımız yazılarla, her zaman olduğu gibi, üstümüze düşen görevi bir kez daha yerine getirdik.

Bu satırlar yazılırken, Ankara henüz “ekonomik önlemler paketini” açıklamamıştı.

Paket, beklentileri karşılar veya karşılamaz, bilemem.

Yarın buna da değiniriz.

Deprem nedeniyle yaşadığımız zor günlerden bir anı

Yukarıdaki satırları yazarken, belleğim beni 21 yıl öncesine götürdü.

1999 büyük depremine…

Depremin ertesi günü…

Telefonların bloke olduğu, insanların birbirine zor ulaşabildiği saatler…

Telefonum çaldı, arayan numaraya bakmadan kulağıma götürdüm.

“Alo Tanzer Bey, Cumhurbaşkanımız Sayın Süleyman Demirel sizinle görüşmek istiyorlar…”

Arkasından Süleyman Bey’in sesi duyuldu:

“Tanzer, gözlerinden öpüyorum, geçmiş olsun. Ailede, çalışma arkadaşlarında bir sıkıntı var mı? Sağlıkları yerinde mi? Acilen ne ihtiyacın varsa bana bildir!”

Depremin ilk saatlerinin şokundaydım.

“Sağ olun Sayın Cumhurbaşkanım” dedim, “bizler iyiyiz. Ailede ve çalışanlarımızda ölüm olayı yok. Fakat ortalık perişan, tam bir felaket yaşıyoruz. Can kaybı çok, hastaneler yaralı dolu. İşyerleri kapandı, fabrikalarda üretim durdu. İnsanlar can derdinde! Eğer izniniz olursa, birkaç gün içinde Ankara’ya gelip rapor arz etmek istiyorum… Acilen alınması gereken kararlar var…”

“Ne zaman istersen gel! Yarın, öbür gün… İhtiyaçların için de her zaman arayabilirsin! Tekrar geçmiş olsun. Gözlerinden öpüyorum.”

                                                                       *******

O dönemde, kısa adı KOSİAD olan Kocaeli Sanayicileri ve İşadamları Derneği’nin de başkanıyım.

Bu telefon konuşmasından sonra oturdum, tespit ettiğim ve gazeteye gelen şikâyetleri alt alta yazdım.

Üyelerimize ve üyemiz olmayan sanayici ve işadamlarına da telefon ettim, sorunlarını ve çözüm önerilerini not aldım.

Yönetimde bulunan arkadaşlarıma telefon ettim, “Cumhurbaşkanı Demirel’e depremle ilgili rapor sunacağız. Gelebilecek durumunuz varsa, yarın saat 11’e doğru Çankaya Köşkü’nün kapısında buluşalım…”

Atladım arabaya Ankara’ya gittim, akşam otelde raporu hazırladım, takdim edilecek hale getirdim.

Ertesi gün saat 11.00’de Cumhurbaşkanı Demirel’in huzuruna çıkacağız.

Benim dışımda yönetimden dört arkadaşım daha var.

Kabul salonunun hemen berisindeki bekleme odasındayız.

Görevli geldi, “Buyurun, sizi alıyoruz” dedi.

Ben geri durdum, “İçeridekiler henüz çıkmadı herhalde” dedim.

Gözümün ucuyla baktığımda, salona yeni girenler vardı ve kapısı gazeteci kaynıyordu.

Görevli, “Herkes sizi bekliyor” diye açıklık getirdi.

Kapıdan adımımızı attığımızda gördük ki, salonda gazeteciler hariç 40 kadar görevli var.

Demirel, kapıda hepimizi tek tek öptü, “Geçmiş olsun” dedi, yerlerimize oturduk.

Döndü, “İşte” dedi, “devlet burada. Sıkıntılarınızı anlatın. Neler yaşadınız? Eksiğiniz ne? Ne yapılması gerekir? Sanayi tekrar nasıl ayağa kalkacak? İşadamı vergisini verebilecek, sigorta primini ödeyebilecek durumda mı? ”

İnanılmayacak bir manzara!

Deprem bölgesinden Ankara’ya giden ilk heyetiz…

Depremden sonra üçüncü gün!

Demirel; bütün müsteşarları, müsteşar yardımcılarını, ilgili genel müdürleri toplamış, hepsinin elinde defter kalem not almaya hazırlar.

Foto muhabirleri durmadan flaş patlatıyorlar, TV kameramanları görüntü kaydediyorlar.

Önce bir deprem manzarası çizdim.

Yaşadıklarımı, gördüklerimi, duyduklarımı anlattım.

Sonra sanayicilerin ve işadamlarının ortak isteklerini dile getirdim.

Sigorta primi ve vergi ödemeleri ertelensin…

Kredi geri ödemelerine de erteleme getirilsin…

Onlar sordu, biz cevapladık.

Tam 1.5 saat sürdü toplantı.

Demirel, toplantının sonunda bürokratlara talimat verdi:

“Deprem bölgesindeki sıkıntılar hızla giderilsin. Tanzer Bey’in söylediği konularda acilen kararname hazırlansın!”

Köşkten ayrıldık, İzmit’e doğru yola çıktık.

İzmit’e geldiğimizde, dile getirdiğimiz sorunlarla ilgili kararnameler çıkarılmış, haber bültenlerinde ilan ediliyordu.

                                                                       *******

Sevgili okurlarım, içinde bulunduğumuz zor günleri yazarken, 21 yıl önceki o zor günleri, rahmeti Süleyman Demirel’in deprem sonrası yaklaşımını hatırladım.

O gün “gazeteci ve KOSİAD başkanı” olarak, bugün ise salt “gazeteci” olarak kentime karşı görev yapabilmenin huzuru içindeyim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket Koronavirüs ile mücadelede sokağa çıkma yasağı uygulanmalı mı?