Reklamı Kapat

Yavaş deprem

Son birkaç aydır bir yayın hazırlığı içindeyim. Konusu “Kültür varlığı konumundaki eserlere zararlı etmenler”. Bunun için büyük çoğunluğu İtalyanca olan 62 bilimsel yayını inceledim. Bunu yaparken bazı tespitlerim beni o kadar şaşırttı ki hiç sormayın! Örneğin havadaki  karbondioksit oranında artışın antik eserlerin taş duvarlarında yaptığı tahribat. Fark edilemeyen tahribatlar…

Ama bu yayını hazırlarken beni bir başka şey de çok şaşırttı.  Denizde yaşayan canlıların  kültür varlığı taş yapılarda yaptığı tahribata  ilişkin olarak incelediğim bilimsel bir yayında şu yazılıydı:

Alt kısımları denizle temasta olan taş eserlerde en etkili  biyolojik saldırı  “mollusca”lar tarafından yapılır. (Mollusca: Hayvanlar âleminin “yumuşakçalar” sınıfıdır. Ahtapot, midye, salyangoz, sümüklü böcek bu sınıftandır). Bu canlılar mekanik olarak ve asit yapıda salgılarıyla taşlarda  10 cm’den de derin olabilen  delikler açarlar. Bunun en ünlü kanıtı İtalya’da, Napoli kentinin batısında Pozzuoli yakınlarında, sahil kasabası Flegrei’de bulunan antik “macellum”daki (Roma uygarlığında Kapalı Pazar binası) sütunlardır.

Bu sütunların zeminden belli yüksekliğinden sonraki kısımlarında çok belirgin olarak “mollusca”  tahribatı görülmektedir. Bundan anlaşılmaktadır ki yapının günümüze ulaşan sütunları belli periyodlarda deniz suyuna gömülmüş, ancak yeniden yükselerek sulardan arınmıştır.

Bu olay ilk defa 1883 yılında “Yavaş deprem” olarak tanımlanmış. Depremin yavaş olanı. Yani oldukça yavaş gelişme gösterdiği için  oluşumu fark edilemeyen deprem. Yavaş depremde yer kabuğunun belirli kısımları periyodik olarak adeta santim santim alçalmakta veya yükselmektedir. Olayın temel nedeni bugüne kadar tam olarak açıklığa kavuşturulamamıştır: Prensip olarak, volkanik sistemdeki değişikliklerin (toprak altı kayaçlarındaki sıcaklıklarda ve basınçta artış) buna neden olduğu ileri sürülmektedir. Bazı bilim insanlarına göre “Yavaş depremler” genellikle yer kabuğunun altında bulunan magma tabakasının hareket etmesi sonucu meydana gelmektedir. Bu depremler oldukça nadir yıkım ve kayıplara sebep olmakta, yapılarda sadece ufak çapta  restorasyon gerekmektedir.  Dünyada yavaş depremlerin en sık olduğu yer olduğundan Flegrei, günümüzde “Volkanoloji” ve “Yer Bilimleri” açısından uluslararası doğal bir laboratuvar kabul edilmektedir.

Flegrei’de en önemli yükselme 1538’de olmuştur. Öyle ki orada Türkçemizde  “Yeni tepe” anlamında “Monte Nuovo” oluşmuştur. İki yıl süren depremlerin sonucunda toprak onlarca metre yükselmiştir. Bundan sonra da 70’li yıllarda (1970-72) ve 80’li yıllarda (1982-84) hemen yakındaki Pozzuoli  limanında 3.60 m lik bir yükselme tespit edilmiştir. Arazininin 2005 yılından itibaren de yükselmekte olduğu belirlenmiştir.

Bu büyük volkanik aktivitenin neden olduğu risk nedeniyle 1983 yılında 25.000 kişi evlerini terk edip başka yerlere yerleşmek zorunda kalmıştır.  

Depremin bir de yavaş olanı varmış…Bunu da öğrendik. Ama “hızlısı” kadar tehlikeli olduğu kesin.

 

Kaynak: Nimis.P.L. 1999. Opere d'arte e di storia: ecosistemi minacciati. Frontiére della  vita. Treccani. Dipartimento di Biologia. Universita di Trieste. Italia

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Necdet Güler - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket Koronavirüs ile mücadelede sokağa çıkma yasağı uygulanmalı mı?