Reklamı Kapat

Koronavirüs konusunda ABD’li iki doktordan olumlu haber

Bu işin sonunda eve kapanmak, daha doğrusu kapatılmak da varmış.

Geçen hafta her gün gazeteye gittim, çalışmalara katıldım.

Bu hafta evdeyim.

“65 yaş üstü” kuralına uyuyorum.

Madem bütün dünya koronavirüse karşı mücadele veriyor, herkes üzerine düşen görevi yapmalı.

Bunun şakası yok.

Kendini düşünmesen bile çevrendekileri düşünmek zorundasın.

                                               ******

Dün sabah Datça’dan Okan Çağlar aradı.

Gençler bilmez, Okan Çağlar bir dönem Kocaeli’nin önemli isimlerinden biriydi.

Uzun yıllar kısa adı GOSB olan Gebze Organize Sanayi Bölgesi Direktörlüğü’nü yaptı.

Organize sanayi bölgelerinin ülkemizde yerleşip gelişmesine büyük katkısı vardır.

Kendisi mimar, eşi Nurçin Hanım psikologdur.

10 yıl kadar oldu, emekli olup Datça’ya yerleştiler.

Daha önce birkaç defa yazdım, fazla kilolarını attılar, sağlıklı yaşamaya başladılar.

Ve “SAĞLIKLI YAŞIYORUZ” adlı bir internet sitesi kurdular.

Başarıyla götürüyorlar.

Bilim kurulları var, yurtdışından bilgi desteği de alıyorlar.

İngilizceleri çok iyi, sağlıkla ilgili dünyadaki gelişmeleri izliyorlar.

İnanılmaz sayıda takipçileri var.

Okan Çağlar, telefonda, koronavirüsle mücadele konusunda ABD’den ilginç bir bilgi geldiğini söyledi, “Dr. Baybars Türel’in bu konuda yazdığı yazıyı sana gönderiyoruz” dedi.

Bilgisayarı açtım baktım, yazı düşmüş.

Okudum, bugüne kadar konuşulanlardan farklı buldum, sizlerle paylaşıyorum.

Hep içimizi karartan haberler duyuyorduk, ilk kez olumlu bir gelişmeyle karşı karşıyayız.

 

İşte Dr. Baybars Türel’in o yazısı

“Nasıl bir iki hafta geçirdik değil mi; bir aksiyon filmini izler gibi takip ettiğimiz Çin ve İtalya’daki virüs haberleri 11 Mart günü yurdumuzdaki ilk vakanın açıklanmasıyla beraber artık ete kemiğe büründü ve her an her yanımızda olabilecek bu görünmez tehlikenin endişesi ruhsal bir travma yarattı tüm toplumda. Hele bir de şu ana kadar etkinliği yüzde yüz olan bir tedavisinin olmaması ve tam da nasıl olsa bir aşısı vardır diyeceğimiz bir anda aşı gelişimi için verilen en iyimser tarihin bir yıl sonrasını işaret ettiğini öğrenince biraz daha yıkıldık hepimiz. 

Benim bu konuda bizleri bilgilendiren çok değerli bilim kurulu üyelerimizle beraber takip ettiğim her ikisi de ABD’de görev yapan iki meslektaşım var.  İlki Dr. Peter Hotez; Baylor College of Medicine’da Ulusal Tropikal Tıp Okulu’nun dekanı, özellikle tropikal bölgelerdeki bulaşıcı hastalıklara karşı aşı geliştirme çalışmalarının pek bilinmeyen bir kahramanı, diğeri de Dr. ArturoCasadevall, John Hopkins’in Moleküler Mikrobiyoloji ve İmmünoloji Bölüm Başkanı.

Her ikisinin de bu aşı ve tedavi geliştirme sürecini beklerken kullanılabilecek ve etkinliği insanlığın eski salgın deneyimlerimden kanıtlanmış ve şu an itibariyle artık pratiğe de sokulmaya başlanmış bir ortak önerisi var. Hastalığı geçirmiş ve iyileşmiş olan kişilerin serumlarının (kanın alyuvarları ve pıhtılaşmayı sağlayan hücreleri ayırıldıktan sonra kalan kısmı) gerekli işlemlerden geçirildikten sonra hastalığı geçirmekte olanlara ama daha çok hastalığa yakalanma riski yüksek olanlara hele de en önemlisi bu mücadelede en ön safta yer alan sağlık personeline verilmesi. Aslında burada bu kişilere ulaştırılmak istenen hastalığı geçirmiş olan kişilerde bu virüse karşı oluşmuş antikorlar… Yani vücudumuzun bu virüsle yaptığı savaşı kazanmasında etkin rol oynayan, bağışıklık sistemimizin ürettiği moleküler yapılar. 

Diğer tip korona virüs enfeksiyonlarında da (2003’deki SARS-1 ve 2012’deki MERS gibi) başarılı olduğu gösterilmiş bu yöntemin tarihteki ilk uygulamalarından birisi 1934’te Pensilvanya’da gerçekleştirilmiş. Kızamık geçirmekte olan bir ilkokul çocuğunu karantinaya aldıktan sonra bu çocuğun serumunu sınıftaki diğer 66 çocuğa vermişler. Sonuçta şu günkü belalımız  COVID 19’dan birkaç kat daha bulaşıcı olan kızamık virüsünün normalde en az sınıfın dörtte birine bulaşması beklenirken sadece üç tanesinde kızamık kliniği ortaya çıkmış, o da çok daha hafif bir tablo ile. Casadevallve Hotez bir kişinin serumunun yaklaşık 10 kişiye önleyici olarak verilebileceğini ama ağır bir klinik tabloya sahip 1 kişiyi de toparlayabileceğini söylüyorlar. Tabii ki bu serumla verilen koruyucu antikorların birkaç haftalık bir ömrü olacak ama bu uygulama hasta kişiyle daha önce yakın temas halinde olmuş kişileri koruyacak, ancak daha da önemlisi en korkulan senaryoda sağlık personelini yatağa düşürerek  kısa sürede devre dışı bırakabilecek bir durumun önüne geçilebilecektir. 

Artık vaka sayılarının binlerle ifade edildiği ve daha da yaygınlaştırılmış testlerle hastalığı çok hafif semptomlarla ayakta geçirmiş kişilerin de tespit edilebileceğini düşünürsek ülkemiz genelindeki pek çok kan bankasının iyi bir organizasyon ile gerekli serum hazırlama işlemini başarıyla gerçekleştirebileceğini düşünüyorum. Bu bize bu zorlu savaşta hem zaman kazandıracak hem de bireylere zor durumda olan başkalarına yardım etmenin huzurunu tattıracak ve her şeye rağmen bu muhteşem gezegende toplumsal dayanışmanın ne kadar vazgeçilmez olduğunu, ayakta kalabilmek için ne kadar da birbirimize muhtaç olduğumuzu bir kez daha hatırlatacaktır.”                                             

Kardiyolog, Fonksiyonel Tıp Uygulayıcısı Dr. Baybars Türel’in yazısı böyle.

İnşallah Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ve Koronavirüsle Mücadele Bilim Kurulu, ABD’li bu iki doktorun bulgularını dikkate alır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket Koronavirüs ile mücadelede sokağa çıkma yasağı uygulanmalı mı?