Reklamı Kapat

İslâm dininin sağlığa verdiği önem

Sağlık en önemli sorunumuzdur. Sağlıksız insan çalışamaz, üretemez, başkalarına tam faydalı olamaz. Sağlık sorunlarıyla uğraşmaktan dolayı başka işlere tam zaman ayıramaz. Hayat boyu sürmesi gereken eğitim faaliyetlerini aksatır.

 

Yaşadığımız korona tehlikesi karşısında da her hastalık gibi dinimiz gerekli önlemleri almayı ve korunmayı ister.                          

İslam dini kişi ve toplum için yararlı şeylere önem vererek tavsiye etmiş, zararlı olan hususlardan da kaçınılmasını istemiştir. Sağlık, insan ve toplum için çok önemli olduğundan dinimiz üzerinde çok durmuş ve onu bizlere tavsiye etmiştir. Sağlık Allah (c.c.)’ın insanlara İslam’dan sonra verdiği en önemli nimettir. Çünkü sağlıksız insan ne kendisine ve topluma faydalı olabilir, ne de Rabbine ibadet edebilir. Sağlık kadar önem taşıyan başka bir şey yoktur. Kişi sağlığının kıymetini bilip şükrünü eda etmelidir. Kanuni sultan Süleyman bir beytinde:

Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi

Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.

Diyerek cihanda sağlık kadar kıymetli bir varlığın olmadığını vurgulamıştır. Kanuni Sultan Süleyman’ın bu özlü şiirinin Almancasını bir Alman hastanesinin koridor duvarında asılı olduğunu gördüm. Altına da Muhteşem Süleyman yazmışlardı.

Sağlığın insan için bu kadar kıymetli olması nedeniyle Peygamberimiz (SAV) in sağlık hakkındaki tavsiyeleri kitaplarda “Tıbb-ı Nebevi” başlığı altında uzun bölümler oluşturmuştur. Fakat biz insanlar bu sağlık hazinesinden tam olarak yararlanamadığımız veya kıymetini tam bilemediğimiz için Peygamberimiz (SAV) “İki nimet vardır ki, insanların çoğu onlarda aldanma içindedir: Sağlık ve boş vakit”[1] buyurmuştur. Bir diğer sözlerinde de: “Kim bedenen afiyet içinde sabaha çıkar, nefsini emniyette bulur ve günlük gıdasına da sahip olursa, dünya ona verilmiş gibidir”[2] buyurarak, sağlık nimetinin önemine dikkatimizi çekmiştir. Gene bir hadis-i şeriflerinde: “Allahtan af ve afiyet isteyiniz. Zira hiç kimseye imani yakinden sonra afiyet kadar büyük nimet verilmemiştir”[3] buyurarak, imandan sonra en büyük nimet olan sağlığın yüce Allah’tan istenmesini tavsiye etmiştir.

İşte biz burada böylesine önemli olan sağlık nimetinin tehlikelerden korunması, tedavisi, insanın beden ve ruh sağlığının dengeli bir şekilde tutulması konularında bazı hususları başlıklar altında kısaca ele alacağız.

SAĞLIĞIN TEMELİ TEMİZLİK EMREDİLİYOR

İslam dininin özünde maddi ve manevi temizlik vardır. Rabbimiz bizlere ibadetten önce temizliği emretmiştir. Gusülsüz ve abdestsiz ibadet yapamıyoruz. Namaz için elbiselerimiz, vücudumuz ve ibadet mahallimizin temiz olması şart koşuluyor. Vücut ve çevre temizliği isteniyor. Temizlenen Kuran’da şöyle övülmektedir: “Allah çok temizlenenleri ve tövbe edenleri sever”[4]. Peygamberimiz (SAV) de : “Gücünüzün yettiği kadar her şeyi temizleyiniz (temiz tutunuz), zira Allah İslamiyeti temizlik üzerine bina etmiştir. Cennete ancak temiz olanlar girecektir.”[5] Buyurmuştur. Temizlik üzerine bina edilen İslam, böylece sağlığın temelindeki temizliği de sağlamış oluyor. Gene peygamberimiz (SAV): “Ümmetimi, (yahut insanları) zahmete düşürmekten korkmasaydım, onlara her namaz vaktinde misvak kullanmalarını emrederdim”[6] buyurarak, diş ve ağız sağlığının esasını teşkil eden temizliği tavsiye etmiştir. “Ellerinizi sildiğiniz et veya kokusu ve bulaşığı olan bezleri (peçete) yattığınız odada bırakmayınız. Çünkü onlar muhtelif hastalıklara sebep olan muzır ve pis maddelerin durağıdır. Onlar, oralarda eğleşir ve ürerler” buyurarak hastalığa sebep olabilecek her türlü pislikten ve kötü davranıştan sakındırmıştır.                                                                                 

İSLÂM DİNİ SAĞLIĞA ZARARLI ŞEYLERİ YASAKLAMIŞTIR

İslam dini insanın ruh ve beden sağlığına zararlı olan hususları, yiyecek ve içecekleri yasaklamıştır. Bunları şöyle sıralayabiliriz:

Ruh sağlığını bozan fiiller yasaktır:

Her günah insan ruhunda menfi bir iz bırakır. İslam dini kişinin ruhunda ve vicdanında sıkıntılar meydana getirerek ruh sağlığı dengesini bozan kötü işleri yasaklamıştır. Bir müslümanın eliyle, diliyle ve davranışlarıyla diğer müslümanları incitmesi yasaktır. İnsan haklarını çiğnemesi yasaktır. Ruh sağlığını dengede tutacak namaz, oruç, zekat gibi ibadetler ise emredilmiştir.

 

Alkol (uyuşturucu) ve kumar yasağı:

Modern tıp, insan beynini sarhoş eden, bedene çeşitli zararlar veren alkol ve her türlü uyuşturucuyu yasaklamıştır. Günümüzde, bütün dünya insan sağlığını korumak için alkol ve uyuşturucuya karşı amansız bir savaş açmıştır. Oysa ki, islamda; sağlımızın düşmanı alkol ve her türlü Allah Teala’nın kitabı, Hz. Peygamber (SAV) sünneti ile yasaklanmıştır. Peygamberimiz (SAV) “Sarhoşluk veren her şey haramdır” buyurmuştur.

İnsanı maddeten perişan eden, toplumu için için kemiren, insanın ruh sağlığını alt üst eden kumar da, İslam dininde yasaklanmıştır.

 

Zina yasağı:

Çeşitli bulaşıcı hastalıkların yayılmasını kolaylaştırıcı frengi, bel soğukluğu, AİDS gibi hastalıkların hızla yayılmasına neden olan zinayı İslam haram kılmıştır. Böylece bu yasakla sağlığın korunması sağlanmıştır. Üstelik neslin korunması temel esastır.

 

Domuz eti haramdır:

İslam dini, insan sağlığı için zararlı olan domuz etinin yenmesini yasaklayarak, insan sağlığının korunmasını amaçlamıştır. Domuzun yaşayış itibariyle pis olması, trişin kisti nakletmesi, etinde mukapoli-sakarit bulunması etinin yağ nispetinin yüksek oluşu ve içinde SHAPE virüsünün bulunuşu bu hayvanın etinin yasaklanmasındaki hikmetleri açıkça göstermektedir.

 

Bulaşığı hastalıklardan korunmak

Peygamberimiz (SAV): “Bulaşıcı hastalıklardan aslandan kaçar gibi kaçınız” buyurmuşlardır. Bir diğer hadis-i şeriflerinde de “Bir yerde veba çıktığını duyarsanız, oraya girmeyiniz, bulunduğunuz yerde veba çıkmışsa oradan ayrılmayınız”[7] buyurarak, bugünkü tıbbın bulaşıcı hastalıklar için uyguladığı Karantina olayını daha o gün uygulamıştır. Hastalıklı olan yere yaklaşma tehlikesi hususunda ise, bir sahabeye: “Orayı (hastalıklı muhiti) tamamıyla bırak, zira hastalığa yaklaşmada helak vardır”[8] diyerek onu bulaşıcı hastalıklara karşı uyarmıştır. Şu durumda bulaşıcı hastalıklardan kaçmak ve korunmak gereklidir.

 

Hastalığın tedavisi

İslam dini, sağlığı koruyucu tedbirleri koyduğu gibi hastalanınca da tedavi olmayı istemiştir. Peygamberimiz (SAV) “Her hastalığın bir tedavisi vardır, hastalığın ilacına rastlanırsa, Allah Teala’nın izniyle hastalıktan şifa bulur”[9] buyurarak hastalıkların ilacının ve tedavisinin bulunduğu, isabetli ilaca rastlanıldığında tedavinin olabileceğini belirtmiştir. Gene bir hadis-i şerifte de: “Allah Teala, verdiği herhangi bir derdin şifasını da verir”[10] diyerek her derdin bir şifasının da bulunduğunu vurgulamıştır. İbn Abbas (r.a.): “Resulallah (A.S) hacemat oldu ve hacematı yapan doktora ücreti ödedi. Ayrıca burun damlası da kullandı”[11] diyerek Peygamberimiz (SAV) bizzat tedavi olduğunu ve tedavi ücretini de doktora ödediğini bildirmiştir. Ayrıca, buradan bir nevi kan aldırarak tedavi olunan hacematla da günümüzde kan verilmesine işaret edilmiştir.

 

Hastalıklara karşı dua edilmesi

Cenab-ı Hak: “Dua edin, icabet edeyim”[12] diye emrederek, kendisine dua etmemizi istemektedir. Ayrıca, “Duanız olmasa, Allah nazarında hiçbir kıymetiniz yoktur” [13] buyurarak bizleri mutlak şekilde dua etmeye teşvik etmektedir. “Dua” nın manası Allah’dan istemek olduğuna göre bu ilahi davete “bütün hastalıklardan şifa” dahil her şeyin Allah’tan talep edilmesine bir çağrı vardır. Resulullah (SAV) hastalıklarımıza Allah’tan şifa istemeye, daha açık ifadelerle bizleri çağırmış ve kendisi de bu konuda fiili örnekler vermiştir. Hz. Ali (r.a.) anlatıyor: “Resulullah (SAV) a bir hasta getirildiği zaman şu duayı okurdu: “Ey insanların Rabbi! Acıyı gider, şifa ver. Sen Şafiisin, senin şifandan başka şifa yoktur. Senden hiçbir hastalığı hariç tutmayan şifa istiyoruz”[14] Resulullah (SAV) in bu duası, hastalıklardan kurtulmak için dua yapılması konusunda fiili örnektir. İslam bilginleri, hadislere dayanarak “En faydalı ilaç duadır” anlayışıyla “dua, belanın düşmanıdır, onu sürüp çıkarır, henüz gelmemişse gelmesini önler, gelmiş ise hafifletir. Dua, müminin silahıdır” derler.

Fakat duanın kabulü için ilaçlara tevessül edilmesi, perhiz, soğuk ve sıcaktan korunmak gibi tevessül edilmesini de gerekli görmektedirler.

 

Kur’an şifadır

Kuran-ı Kerim’i şifa niyetiyle okumak, gönüllere ferahlık verir. Fussilet suresinde: “De ki; bu (Kuran) müminlere doğruluk rehberi ve gönüllerine şifadır”[15] buyrularak, Kuran’ın bir doğruluk rehberi olduğu gibi gönüllere şifa olduğu vurgulanmaktadır. Yunus Suresinde ise: “Ey insanlar! Size Rabbinizden bir öğüt, gönüllerde olan dertlere bir şifa, müminler için bir hidayet ve rahmet gelmiştir”[16] buyurularak Kuran’ın gönüllerdeki dertlere şifa olduğu belirtilmiştir. İsra suresinde ise: “Kuran’dan müminlere rahmet ve şifa olan şeyler indiriyoruz”[17] buyurularak Kuran’ın içinde rahmet ve şifa olan ayetlerin varlığına işaret edilmektedir. Şu bir gerçektir ki Kuran, okuyanların ruhları için bir ferahlıktır. Ebu Saidi’l-Hudri (r.a.) anlatıyor “Resulullah (SAV) cinlerden ve insanın göz değmesinden çeşitli dualar okuyarak Allah’a sığınırdı. Muavizeteyn (nasr ve felak sureleri) nazil olunca bu iki sureyi esas aldı, diğerlerini terketti.”[18]

Toplum sağlığı için işbirliği

-  Toplum için son derece önemli olan sağlık konusunda toplumun bütün fertleri gerekli duyarlığı göstermeli, herkes kendisinin ve çevresinin temizliği ve sağlığı için üzerine düşeni yapmalıdır. Bu konuda yapılan çalışmalar katılmalıdır

-  Belediyeler, muhtarlıklar, sanayi kuruluşları, vakıf ve dernekler, eğitimciler, Diyanet mensupları ile tüm gönüllü teşekküller sağlık konusunda dayanışma ve işbirliği içinde olmalıdırlar.

-  Çevre ve sağlık konusu sınır tanımaz. Üstelik dünya ulaşım ve iletişim kolaylıkları ile küçültülmüştür. İnsanlar gittikleri her ülkede kaliteli sağlık hizmetlerinden yararlanmak isterler. Hastalanma endişesi taşımadan rahatça seyahat etmek isterler. Küçülen dünyada sağlık hizmetlerini aynı kalitede standartlaştırmak ihtiyacı doğmuştur. Bu yüzden bütün dünya ülkeleri çevre ve sağlık konusunda ortak hareket etmeli, işbirliği içinde olmalı ve hep birlikte çözümler üretmelidirler.

 

İbadetlerimizi yaparak Allah (C.C.) ‘a kulluk ve insanlara hayırlı hizmetler sunmak, çalışmak, ilerlemek, huzurlu olmak, iki dünya mutluluğunu elde edebilmek ancak sağlıklı bir yaşayışla mümkündür. Bunun için islam dini kişinin ruh ve beden sağlığına son derece önem vermiştir. Hastalıklardan korunmayı, hastalanınca tedavi yollarını aramayı emir ve tavsiye etmiştir. Bunun için peygamberimiz (SAV) sağlığın kıymetinin bilinmesini istemiş ve şöyle buyurmuşlardır: “Beş şey gelmezden önce, beş şeyin kıymetini biliniz: Ölüm gelmeden önce hayatın, hastalık gelmeden önce sağlığın, meşguliyet gelmeden önce boş vaktin, ihtiyarlık gelmeden gençliğin ve fakirlik gelmeden önce zenginliğin kıymetini (biliniz)”[19].

**

Not: Bir ay süreyle Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Fizik Tedavi Hastanesinde tedavi gördüm. Altında kaplıcası var. Her türlü modern aletlerle donatılmış. Tedavi tatillerde bile sürdürülüyor. Kaplıcası olan Kocaeli’de neden böyle bir tesis kurulmaz

[1] Buhari Tec. Ter. C. XVII, s.389.
[2] Buhari
[3] Nesai
[4] Bakara: 222
[5] Ramuz’ul-Ehadis, s.258
[6] Riyazu’s-Salihin, no: 1201
[7] Buhari, Tıbb 30, Enbiya 50, Hiyel 13; Müslim, Selam 92 (2218); Muvatta, Cami 23, (2, 896); Tirmizi, Cenaiz 66, 1065.
[8] Ebu Davud, Tıbb 24 (3923)
[9] Kütüb-i Sitte Muhtasarı, Tercüme ve Şerhi, c.11, s.258, Ankara 1991.
[10] Buhari, Terc. C. 12, s.81
[11] Buhari, Tıbb 9; Müslim, Selam 76, (1202); Ebu DAvud, Tıbb 8, (3867); Tirmizi, Tıbb 9.
[12] Mü’min: 60
[13] Furkan: 77
[14] Tirmizi, Da’avat 122, (3560); Buhari, Marda 20, Tıbb 39
[15] Fussilet: 44
[16] Yunus: 57
[17] İsra: 82
[18] Tirmizi, Tıbb 16, (2059); İbn-u Mace, Tıbb 33,(3511)
[19] Fethü’l-Kebir, I/203

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fahri Kayadibi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket Corona virüsü için alınan tedbirleri yeterli buluyor musunuz?