Reklamı Kapat

Yaşlı bir insan olmak

Yaşadığımız Korona Virüs olayı acılarla sürüyor.

Sağlık görevlilerimiz kendi yaşamlarını tehlikeye atarak insanları yaşatmak için çırpınıyor.

Ama, çok yönlü “YOKSUNLUK” içindeyiz;

doktor, hemşire, araç-gereç başta olmak üzere pek çok eksiğimiz var.

Sizce, bu virüs olayı çıktığı andan itibaren alınması gereken önlemler alındı mı?

 Örneğin; “farz” olmadığı halde, on binlerce vatandaşımız Umre’ye neden gönderildi? Döndüklerinde neden tam teşekküllü hastanelerde değil de öğrenci yurtlarında savaş esirleri gibi tecrit altına alındılar?

Çarşı-Pazar, düğün-dernek, asker uğurlama kalabalıklarına neden ilk adımda engel olunamadı?

Bu dünya ve bu ülke ilk kez mi bir salgın hastalık yaşıyor?

Daha önce, nice salgınlar yaşandı. Hiç mi “ders” alınmadı?

Virüs’ün kaynağı olarak bilinen Çin, kısa sürede sorunu çözdü ve şimdi dünyaya yardım etmeye çalışıyor.

İtalya, yanlışlarının bedelini ödüyor. Ya BİZ?

Sorunun ve çözümün en önemli kaynağı olarak “65 yaş üstü insanlarımızı” gördük!

 Camilerde, kahvehanelerde, şehir parklarında bir araya geliyorlar, bedava olduğu için toplu taşın araçlarıyla seyahat ediyorlar diye 65 yaş üstü yaşlılarımıza “EV HAPSİ” koyduk!

Peki, ne yapsın o insanlar?

Kimileri, 80’li yaşlarda Devlet katında yüksek maaşlarla “DANIŞMAN” olmuşlar! Kim ne danışıyorsa?!

Kimileri, “Bakan Yardımcısı” olmuşlar!

Kimileri Milletvekili, belediye başkanı, kamu kurumlarında yönetim kurulu üyesi…

Onlar da “ev hapsine” tabi olacaklar mı?

“Ortalıkta dolaşıyorlar, virüsün yayılmasına neden oluyorlar” dediğimiz o insanların yaşamlarının son yıllarında “mutlu ve huzurlu” olabilecekleri koşulları yarattık mı?

 Örneğin; onların hem hoşça zaman geçirecekleri, hem hobiler edinecekleri, belki üretime katkıda bulunabilecekleri “Emekli Evleri” ni ülke genelinde kurumsallaştırdık mı?

İzmit Öğretmen Evi’nde bir grup emekli öğretmen “Kitap Okuma Grubu” oluşturmuş. İlerleyen yaşlarına karşın, kitap okuyor, yorum yapıyor, mutlu oluyor, “ruhsal dengelerini” koruyorlar.

Parklarda oturan yaşlılarımız ise, kendilerini hayata bağlayacak bir başka seçenek ya da maddi olanakları olmadığı, evlerinde huzur bulamadıkları için oralardalar.

Bir kısmının tek lüksü, ahir vakitlerinde kendilerine sağlanan  “ücretsiz ulaşım” olanağı.

Eş-dost ziyareti yapıyorlar, camileri geziyorlar, bu güne kadar yaşadıkları şehir içinde bile göremedikleri yerleri görmeye çalışıyorlar. Hem de özel ulaşım araçları şoförlerinin manalı bakışlarına ve kimi sitem dolu sözlerine boyun eğerek!

Evet, konu “kaç yaşında olmak” ise, ben de bir “yaşlı insan” örneğiyim.

Kendime göre bir şeyler yapmaya, yaşamdan keyif almaya çalışıyorum. Örneğin, bu satırları yazarken saat gece yarısının ötesinde 01.20’yi gösteriyor. Ve, bir “görev” yaptığıma inanarak yazıyorum. Başka ilgi alanlarım da var;

haftada bir gün ŞİİR İŞLİĞİ ile bir gün de “Kocaeli Dokümantasyon Merkezi” ile ilgileniyorum.

Ama o parklarda ömür tüketen insanları da anlıyorum!

İnsanın ahir vaktinde, ailesi ve “DEVLETİ” tarafından dışlanması, “YARAMAZ ADAM” muamelesi görmesi, ONUR KIRICI bir durumdur! Bu ülkeyi, ilerleyen yaşına rağmen yönetme iddiası ve ihtirası içindeki siyasetçilerin, yaşlı insanları “huzur içinde yaşatma” ödevlerini yerine getirememeleri yüzünden, bugün bu ülkenin yaşlıları “EV HAPSİNE MAHKUM” edilmişlerdir!

Bu, “YARGISIZ BİR İNFAZ” örneğidir!

Bu, “görevini doğru dürüst yapamayan siyaset insanlarının günahıdır!

Unutmayın;

 bir gün ömrü olan her insan yaşlanacak.

Olaya EMPATİ ile yani, kendinizi bir an o parklarda ve camilerde toplanan yaşlı insanların yerine koyarak bakın!..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Küpçü - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Anket Cumhurbaşkanı'nın açıkladığı normalleşme sürecini nasıl karşılıyorsunuz