Odalar, bağış yapabilecek durumda mı?

Ticaret odalarından, sanayi odalarından söz ediyorum.

Üst kurulları olan TOBB, bağış kampanyası başlar başlamaz 10 milyon lira bağışladı ya, odalar, “görev yerine getirildi” havasına girdi.

Bence, 10 milyon lira kesmez.

Göreceksiniz, bütün odalara “Bağışlarınızı bekliyoruz” mesajları gidecek.

Ve her oda; ıkına sıkına, ayıp olmasın ve de hepsinden önemlisi “kara listeye alınmayalım” diye, bağış yapmak zorunda kalacak.

İyi de, odalar bağış yapabilecek durumda mı?

Odalar en nihayet üyelerinin yıllık aidatlarıyla çalışmalarını yürüten kurumlar.

Durumlarını biliyorum, virüsten önce de sıkıntı içindelerdi.

Ekonomik kriz nedeniyle “aidat toplamada” zorlanıyorlar, personel maaşlarını dahi zar zor ödeyebiliyorlardı.

Virüs günleri başladı, aidat ödemeleri de bildiğim kadar ertelendi, ertelenmese de bu saatten sonra kimsenin ödeyecek durumu yok, eee nereden para bulup da bağış yapacaklar?

Odalar bağış kampanyasında nasıl bir görüntü verecek, doğrusu merak ediyorum.

Koronavirüsle mücadelede 2 tahmin

Sağlık Bakanlığı’nın “yukarı” ile paylaştığı verilere göre, koronavirüsle mücadelede…

*İYİMSER TAHMİN: 70-100 bin arasında vaka, 3-5 bin arası ölüm.

*KÖTÜMSER TAHMİN: 200-300 bin arası vaka, 12-15 bin arası ölüm.

Tabii her şey bize bağlı!

Tamam, devletin de sorumluluğu var, ama biz “koronovirüsten korunma kuralları”na uymazsak, devlet ne yapsın?

Virüsün bize unutturdukları

Bin bir sorunumuz vardı.

Yatıyor kalkıyor onlarla uğraşıyorduk.

Virüs çıktı, hepsini unuttuk.

*Demokrasinin rafa kaldırılmasını…

*Düşünce ve fikir özgürlüğünün yok edilmesini…

*Enflasyonu…

*Zamları…

*Yunan sınırına yığılan çaresiz göçmenleri…

*Suriye’yi, Libya’yı…

*Rusya’nın fırsatçılığını, ABD’nin çıkarcılığını…

Hepsini, ama hepsini unuttuk.

Şimdi varsa yoksa koronavirüs!

Diğerleri kayboldu mu?

Sorun olmaktan çıktı mı?

Hayır.

Halının altına süpürdük, orada bekliyor.

Virüs, en yeni kamburumuz.

“Kambur üzerine kambur”, bakalım bu kadar sorunun üstesinden nasıl geleceğiz?

Nasıl olacak?

Hem eve kapanıp çalışmayacağız…

Hem karnımızı doyuracağız…

Hem de devlete para bağışlayacağız.

Nasıl olacak bu?

Bağışta “zorunlu gönüllülük”…

Ne demek, bir anda anlaşılmıyor, değil mi?

Zorunlu olarak bağış yapacaksın, ama “gönüllüymüş” gibi görüneceksin…

Bize özgü, bizim bulup uyguladığımız bir bağış sistemi bu.

Şöyle:

Kampanyayı “en yüksek makam” başlattı ya, tüm devlet kurumları yukarıdan aşağıya “bağış talimatı” yağdırıyor.

Bakan, genel müdürlere; genel müdürler, kendisine bağlı birimlere…

Devletin ana damarlarından kılcal damarlarına kadar bu talimat hızla yayıldı.

“Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başlattığı “Milli Dayanışma Kampanyası”na şöyle şöyle katılın”…

Gönderilen yazılar, öyle “gönlünüzden ne koparsa” yaklaşımında değil, “şu kadarla katılacaksınız, birer maaşınızı bağışlayacaksınız…” şeklinde.

Örneğin, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, vali ve kaymakamlardan birer maaşını istedi.

Diğer bazı bakanlıklar, maaş skalalarına göre alt üst limit koydu.

Şu kadar maaş alanlar, bu kadar…

Maaşı şu rakamın üstünde olanlar, bu kadar…

Bazıları bağış dekontlarını bile istedi.

Hepimiz biliriz, bağışta “gönüllülük” esastır.

Olanakların ne kadarsa…

Gönlünden ne koparsa…

Çıkarır verirsin.

Ama “Sen bu kadar bağış yapacaksın” dendiği zaman, yani işin içine “zorlama” girdiği zaman, bunun adı “zorunlu gönüllülük” olur.

Ne yazık ki, koronavirüsle mücadele için başlatılan kampanya, “zorunlu gönüllülük” ikliminde yapılıyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Turanoğlu - Bağışlar arttıkça malum kesim çıldırıyor mu ne

Yanıtla . 0Beğen . 1Beğenme 04 Nisan 16:35


Anket Cumhurbaşkanı'nın açıkladığı normalleşme sürecini nasıl karşılıyorsunuz