Küçücük virüsün başardıkları

Adeta bir rüyanın içerisindeyiz sanki.

Birazdan biri uyandıracak ve kabus son bulacak. Kendimizi sokaklara sahillere atacağız.

Aylardır tüm dünyayı günlerdir de ülkemizi tehdit eden Korona Virüsü, hayatımızda ki pek çok şeyi değiştirdi. Kimini olumlu yönde değiştirdi kimini olumsuz.

Çok değil ya, bir ay öncesine gidelim. 7 Mart 2020’ye…

Günlerden cumartesi, Kocaeli de güzel bir hava var. Sıcaklık 23 derece. Kimsenin aklının ucundan salgın diye bir şey geçmiyordu. Arada bir Cin’de ve diğer ülkelerde yaşanan haberlere gözümüz takılsa da kentimizin gündemleri farklıydı.

Gündemde siyaset, gündemde ekonomi vardı. Ee havada güzel olunca insanların aklına internet üzerinden tatil satın almak geliyordu. Birçoğumuz internet üzerinden yaz tatili satın alıyorduk.

8 Mart, 9 Mart geçti. 10 Mart gecesi sağlık bakanı o acı haberi verdi. Artık Korona Türkiye’ye ulaştı. Ve tüm hayatımız değişti.

İlk olarak okullar kapatıldı, daha sonra AVM’ler, kahveler, lokantalar, mağazalar, berberler, güzellik merkezleri, spor salonları…

Bugün ise durumumuzu şöyle özetleye biliriz;

Kapıda araba var gidecek yerin yok. Akaryakıt fiyatları düştü ama akaryakıta ihtiyacın yok, paran var harcayamıyorsun, gayrimenkulün var kira alamıyorsun, dükkan dolu malın var satamıyorsun evlere tıkıldık kaldık.

Düğün var gidemiyoruz, cenaze var gidemiyoruz, hastayız hastaneye gidemiyoruz, bütün bunları yazarken bile şaşırıyorum.

Düşünsenize, size biri 7 Mart’ta, “Artık camide toplu namaz kılmak yasaklanacak” deseydi, tepkiniz ne olurdu?

Düşünün berberler bile kapalı. 20-22 gündür kapalı olan berberle bir bu kadar daha kapalı kalırsa, hepimiz papaz gibi gezmeye başlayacağız.

Bunlar virüsün bize yaşattığı olumsuzluklar.
Birde virüsün Polyanna bakışı var.

Salgın’ın Türkiye’ye gelmesiyle günle 5-10 kere el yıkamaya başladık, kimseyle tokalaşmamaya başladık, sağlığımıza daha çok dikkat etmeye başladık. Lüzumsuz nedenlerden dolayı hastaneye gitmemeye başladık. Şiddet uyguladığımız sağlıkçıları başımızın tacı yaptık (iyi de yaptık) Şehirde trafik yok, hava kirliliği yok, gürültü yok. Her yer dezenfektanlarla yıkanıyor. İnsanlar birbirleriyle sosyal mesafeyi koruyarak görüşüyor. Sokaktan eve döndüğümüzde direk üzerimizi değiştiriyoruz.

Televizyonlarda bile değişim yaşanıyor. Anlamsız diziler yerine Türk sinemalarına ağırlık veriliyor. Yabancı filmler gösteriliyor. Aileler evlerinde birbirlerini daha yakından tanıma fırsatı buluyor.

Kuşkusuz bu duruma en çok sevinen çocuklar oldu. Anne ve baba hasreti yaşayan çalışan ebeveynlerin çocukları, bayram tadında günler yaşıyor. O unutulmaya yüz tutan eski oyunlar yeniden hatırlanmaya başladı.

Bu durum en fazlada yaşlı vatandaşları etkiledi. Ne evlatlarını görebiliyorlar ne torunlarını ne de yaşıtı olan arkadaşlarını… Eevlere tıkılı kalan 65 yaş üstü vatandaşlar hafta da bir gün dahi olsa sokağa çıkmak istiyorlar. Belirlenen günlerde sağlıklı olan yaşlılar, sokağa çıkabilmek için devlet büyüklerinden destek bekliyor. (Bu isteği de bu vesileyle belirtmiş olayım)

Görüyorsunuz dimi, küçücük virüsün hayatımıza etkisini. Bugün tüm dünya insanlarının düzenini sarsan bu virüs tüm alışkanlıklarımızı değiştirmeye başladı.

Kim bilir belki de bir gün dijital bir virüs tüm internet ağını etkisi altına alır ve bu defa da sanal bir kriz yaşaya biliriz. Ne de olsa bizim nesil, görüle bilecek tüm felaketleri gördü…

Demek ki salgın Türkiye’ye 25 Şubat’ta geldi

Bilindiği üzere 10 Mart tarihinde ilk vaka tespit edildi. Korona Virüsünün 14 günlük kuluçka süresini de göz önünde bulundurduğumuzda ve geriye doğru gittiğimizde elimize 25 Şubat tarihi geçiyor. En iyi ihtimalle 25 Şubat’ta ilk virüs ülkeye girmiş oluyor. Buna göre;

O tarihler arasında bir dizi toplu etkinlik oldu. Belediyelerin STK’ların bu etkinliklerinde insanlar hep iç içeydi. Bunların yanı sıra 28 Şubat’ta Necmettin Erbakan’ın 9. ölüm yıldönümü anma etkinliği yapıldı. Binlerce insan Sekapark Kongre Merkezinde bir araya geldi. 1 Mart tarihinde yine aynı kongre merkezinde CHP’nin kongresi oldu ve salon tıka basa doluydu. 2 Mart’ta STK’lar, Bahar Kalkanı Harekatı’na destek için bir araya gelerek ortak açıklama yaptı. 2-3 ve 4 Mart tarihlerinde belediyelerin meclis toplantıları yapıldı. 5 Mart’ta binlerce kişinin katılımıyla “Kocaeli Mehmetçik İçin Tek Yürek” yürüyüşü ve basın açıklaması yapıldı. 6 Mart tarihinde CHP’nin yeni il başkanının mazbata töreni için yüzlerce CHP’li adliye önünde bir araya geldi. Örnekleri artırmak mümkün. Yani virüs ülkemize girdiğinde çok sakıncalı bir şekilde hep bir aradaymışız. Şöyle düşünüyorum da, hayli riskli dönemde bir araya gelmişiz.

Sanayi Mahallesi’ndeki halk ekmeğinden şikayet var

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin girişimleri, Kocaeli Fırıncılar Odası’nın desteğiyle hayata gecen “Halk Ekmeği” uygulaması uzun bir süredir devam ediyor. Şu dönem saat 10.00 ile 16.00 saatleri arasında açık olan halk ekmeği satış büfeleri, vatandaşa ucuz ekmek satıyor. Ancak aksilikler de yaşanmıyor değil. İzmit Sanayi Mahallesi’nde bulunan halk ekmeği satış büfesinde ekmeklerin bazı zamanlarda bayat olarak satıldığı ihbar ediliyor. Fırınların nöbetleşe bir şekilde ekmek gönderdiği büfelerde zaman zaman bu tür olaylar yaşanıyormuş. Vatandaş, bu şikayetinin dikkate alınmasını istiyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bülent Ekinci - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Anket Cumhurbaşkanı'nın açıkladığı normalleşme sürecini nasıl karşılıyorsunuz