Hâlâ ders almadık mı?

Bağışı AKP’li belediye alırsa evet, diğerleri alırsa hayır mı diyeceğiz?

Yahu memlekette ve dünyada virüs salgını nedeniyle insanlar ölüyor, ekonomiler duruyor, milli ekonomi S.O.S veriyor.

Ama bizde siyasi kavga daha derinleşerek büyüyor.

Devletler yedek akçelerini devreye sokarak vatandaşlarının bu krizde rahat yaşaması için her türlü tedbiri alıyor, her türlü güvenceyi veriyor.

Biz ekonomiyi iyi yönetemediğimiz için yedek akçeleri de tüketmişiz ve vatandaşlarımızdan bağış topluyoruz. Bu arada sıkılmadan bağış kavgası veriyoruz.

Siyaset bağışa hemen bir kılıf buldu.
Efendim, Kurtuluş Savaşında Gazi Mustafa Kemal ‘de Tekalifi Milliye Kararı ile halktan bağış toplamamış mı?  Ne olmuş yani?

 
Pazar günkü Sözcü Gazetesinde Yılmaz Özdil, Tekalifi Milliye Kararının şartlarını, bağış toplamanın nedenlerini ve sonuçlarını çok iyi anlatıyor.
Ayrıntısını bu köşeye sığdırmam mümkün değil.
Ama o zamanki şartların ve toplanan bağışın bugünkü şartlar ve istenen bağış ile hiç bir benzer tarafı yok.
Zaten 1923’te yapılan 328 sayılı kanunla toplanan bağışlar da vatandaşlara aynen iade edilmiş durumda.

Çağdaş ülkelerde Devlet bağış toplamaz, vergi alır, ihtiyat akçelerini tüketmez ve olağan üstü durumlarda vergilerle alınanlar vatandaşa sosyal devlet gereği karşılıksız iade edilir.
Bakınız Almanya, Fransa, Kanada, ABD vs gibi ülkelere böyle yapılıyor.

Bizde de aslında devlet bağış toplamaz.
Bağış işi 2860 sayılı yardım toplama kanunu ile düzenlenmiştir.
Bu kanun gerçek kişiler, dernekler, kurumlar, vakıflar, spor kulüpleri, gazete ve dergilerin hangi şartlarda yardım toplayabilmelerinin Cumhurbaşkanlığının iznine bağlandığı bir kanun.
Bu kanunun belediyelerle bir alakası yok.

5393 sayılı belediye kanununun 14-15-38 ve 59’uncu maddeleri ile 5216 sayılı Büyükşehir Belediye kanununun 18/g ve 23/n maddeleri belediyelerin amaçları doğrultusunda her hangi bir izne tabi olmadan bağış toplayabileceklerini hükme bağlamıştır. Belediyelerde sadece şartlı bağışların alınabilmesinin koşulu belediye meclisinin iznine tabidir.

Hatırlarsınız 2009 yerel seçimlerinden sonra İzmit’in sembol binalarından BELSA-PLAZA, İzmit Belediyesi’ne hizmet binası olmak üzere devredilmişti.

O zaman belediyelerden çöp ihaleleri alan bir firmanın sahibi bu binanın tefrişi şartı ile belediyeye 980 bin TL tutarında bağış yapmıştı.

Bu ŞARTLI BAĞIŞ için belediye meclisinin izni lazım diye verilen gensoru nedeniyle belediye meclisi olağan üstü toplantı yapmış, konu günlerce konuşulmuş, bağış da kullanılmıştı.

Kimse buna şimdiki gibi BLOKE kaymamıştı.

Diğer AKP’li belediyelerin de geçmişte böyle bağışlar aldığına eminim.

Şimdi aynı İzmit Belediyesi’nin diğer belediyeler gibi bağış toplaması kanuna rağmen idari bir kararla yasak.

Büyükşehir Belediyelerinin topladıkları bağışlara da iktidar kullanılmasını önlemek için BLOKE koymuş durumda.

Şartlar olağanüstü, ekonomik durum bağışı zorunlu kılabilir.

Ama böyle bir ortamda hala siyasi kavga olur mu?

Karar hukuka da, vicdana da aykırı.

Ders almak için daha ne lazım.

Bugün siyasi kavga zamanı değil, bütünleşme ve el birliği ile vatandaşa hizmet zamanı.

Bırakın, belediyeler vatandaşa hizmet versinler.

Vatandaşa yazık değil mi?

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fahri Örengül - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Anket Cumhurbaşkanı'nın açıkladığı normalleşme sürecini nasıl karşılıyorsunuz