KURUMSAL KÖRLÜK

“Kurumsal körlük” kavramı, daha ziyade ekonomi alanında ve şirketlerin işleyişine dair kullanılan bir kavram.

Ancak içeriğine bakıldığında ekonomiye ait kurumlardan daha fazlasını kapsadığını düşünmek mümkün gibi görünüyor.

Devlet yönetimi gibi.

Nedenine gelince:

Kurumsal körlük, şirketlerin başarı oranları arttıkça değişime olan ihtiyaç oranlarının azaldığına işaret eden bir kavram. Daha doğrusu değişimin gerekli olduğuna dair kanaatlerinin azaldığını ifade eden bir kavram.

Zira bu kavram ile başarı arttıkça “her şeyin yolunda olduğu”na dair algının kaçınılmaz bir sonuç olarak oluştuğu ve bu duruma binaen şirketlerin çevrelerinde olup bitene karşı dikkatlerinin azaldığı, dolayısıyla değişim ihtiyacı hissetmedikleri vurgulanıyor.

Kavramın içeriğini oluşturan bir diğer önemli yorum da elde edilen başarının zamanı uzadıkça kurumların “kurumsal bir ideoloji” edindikleri, bu kurumsal ideoloji nedeni ile bir işletme körlüğü yaşadıkları şeklindedir.

Aslında bu ideolojiler, “kurumsal kimlik” kazandırma bağlamında şirketlere kazanımlar da sağlamakta, zamanla kurum içerisinde çalışanları bu kimlik etrafında biçimlendirmektedir. “Bu şirkette biz bu işleri bu şekilde yaparız, bizde böyle” gibi anlayışlar o şirket çalışanlarını adeta istila etmektedir. Bu anlayış, kurumsal aidiyeti kurmada önemli bir etkiye sahiptir.

Her şeyin yolunda gittiği, şirketin kazandığı zamanlarda bu anlayış, kültür ya da kurumsal ideoloji sorgulanmaz. Ta ki gerek iç gerekse dış nedenlerin yol açtığı bir krizin kapıya dayanmasına kadar. Eğer şirketi kolektif veya kurumsal bir aklın yönetmemesi de söz konusu ise tablo çok daha vahim bir hale gelir.

Tam da bu noktada kurumsal körlük, işletmede yaşanan sorunları ve gerçek nedenlerini, dünyada üretim ve yönetimin aldığı en son biçimi ve belki de en önemlisi insan kaynağının anlam, değer ve önemini fark edememe durumudur.

Neticede günlük sorunlarla boğuşup çözüm aramaya çalışırken geleceğin elden kaçıp gittiği görülmez olur.

Peki, yukarıda işaret ettiğimiz üzere bu durum sadece şirketler için mi düşünülebilir?

Bize göre hayır.

Zira şirketler dışında “kurum” kimliği taşıyan birçok yapı için aynı şey düşünülebilir.

Devlet gibi.

Öyle ki tarihi tecrübelere baktığımızda, uzun dönem devlet yönetiminde kalmanın kurumsal körlüğe neden olabildiğini söylemek mümkün. Buna göre mesela zamanla parti ideolojilerinin devlet yönetimine hakim olması, bu hakimiyetin korunmasına yönelik çaba doğrultusunda ideolojinin tartışılmaya kapatılması, zamanın getirdiği değişimi yakalamaya engel olabilmektedir.

Bu “engellilik” hali ise, doğru takip edilemeyen ve tedbir alınamayan değişimlerin ülkelerin gün ve geleceğini, onların inisiyatif kullanmalarına imkan tanımayacak biçimde etkileyebilmektedir.

Zira değişim takip edilip gereken tedbir alınamazsa, değişim sizi, kontrolünüz dışında etkileyecek, bu da istikrarsızlığa zemin hazırlayacaktır.

Yaşadığımız pandemi krizini bir de bu gözle değerlendirelim ve soralım:

Akabinde küresel bir değişimin beklendiğini göz önüne aldığımızda, “kurumsal körlük” gibi bir mazeretle bu değişimi yakalayamamak bizi nereye götürür?

Hem gün hem de geleceğin “körleşmesi”ne, değil mi?

“Çözüm nedir?” derseniz:

Kendi adıma körlüğe mani olacak “doğru soruları sormak” ve yetkili makamlardan bu soruların cevaplarını talep etmek ilk adımdır derim.

Neticede hemen her ilerleme “doğru soru” ile başlıyor, değil mi?

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nihal Özgirgin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Anket Cumhurbaşkanı'nın açıkladığı normalleşme sürecini nasıl karşılıyorsunuz