Önlemsizlik ruhu...

Bizim toplum olarak çok tuhaf bir “anlayışımız” var: Olabilecek bir tehlikeye karşı zamanında yeterli önlem almıyoruz. Bu anlayış, küresel bazda salgınlar olduğunda bile etkisini sürdürüyor. Sonuçta tehlike ortaya çıktığında, hazırlıklı olmadığımız için alabildiğimiz tedbirler yetersiz kalıyor. Bu yüzden oluşmuş bir atasözümüz bile var.

Ben bu anlayışın sonuçlarıyla orman mühendisi olarak, meslek hayatımda da  çok karşılaştım. Uzmanlık dalım entomoloji (Böceklerin yaşamını inceleyen bilim koludur) konusunda Türkiye’nin birçok yerinde  konuşmacı olarak seminerlere katıldım. Bunlarda, ağaçlandırma  teknikleri ile  zararlı böceklerin tasallutu arasındaki bağlantılara ağırlık veriyordum. Ama, seminerler sonunda bana, “”Necdet bey.. Sen bize zararlı böcekleri anlatmadın, ağaçlandırmanın nasıl yapılacağını anlattın” diyenler oluyordu. Çünkü onların aklında, böceklerin tasallutunu önleyici tedbirler yoktu. Böceklerin tasallutu olduğunda, sadece kullanılacak ilaçları ve onların nasıl kullanılacağını  bilmek istiyorlardı.

Size bir  başka örneği İzmit’imizde “Yürüyüş yolu” olarak bilinen ama bana göre “yürüyenlerin zehirlendiği” yoldaki çınarlardan vereyim. Büyükşehir Belediyesinin istemiyle, Orman Fakültesi bu çınarlardan devrilme tehlikesi olanları bilimsel incelemelerle belirledi. “Şu…şu ağaçlar devrilebilir …bunlar dipten kesilmeli” dedi. Bu devrilmelerin olmaması için zamanında tedbirler alınmış mıydı? Alınmamıştı. Yani önlemsizlik hastalığı bu konuda da hep geçerliydi..

Şimdi görevlilere soruyorum; Bu tehlikenin önlemi yıkılma tehlikesi olan ağaçları dipten kesmek değil mi? Evet kesinlikle böyle… Peki, o halde ne bekliyorsunuz!  Bunlardan devrilenler olur ve Allah korusun, insanlar ölür veya yaralanır, binalar tahribat görürse, ortada böyle bir rapor varken ne diyeceksiniz? Bu sorumluluğa nasıl katlanacaksınız?. Yoksa bu bilimsel incelemede hangi ağacın ne zaman devrileceği de belirlenmişti ve siz  ona mı güveniyorsunuz. Hayret bir şey! 

Ancak kanun zoruyla aldığı önlemin ruhuna “fatiha” okuyanlar da var. Gecenin ortasında  fırının, süpermarketin  önüne koş, büyük maç öncesi stadyum kapısındaki  itiş kakış benzerliği içinde ekmek al ve  onun üstüne bulaşmış olabilecek virüsün yanı sıra nefesine bulaşan virüsle eve dön. Ekmek yemek,  virüsün akciğerin içine işlemesinden ve başkalarına bulaşmasından daha önemli. Şu öncelik sıralamasına bakar mısınız!

Geçen gün bilimsel bir yayında gördüm. Ağaçlar yakındaki diğer ağaçlarda bir böcek, mantar veya virüs tasallutu olunca, yapraklarından o zararlıları uzaklaştıran gaz ve koku salıyormuş.

Haydi!... Yorumu siz yapın…Doğru söyleyenin dokuz köyden kovulduğu bu ülkede…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Necdet Güler - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Anket Cumhurbaşkanı'nın açıkladığı normalleşme sürecini nasıl karşılıyorsunuz