Şerden çıkan hayır

Sadece kendimizi görmeyelim, dünyaya bakalım. Dünya varolandan beri ilk defa topyekün aynı sebepten ötürü müthiş etkileşim ve değişim içindedir.
Bu dünya çok savaşlar, zelzeleler, salgın hastalıklar, tabii afetlerin birçoğunu görüp yaşadı. Bu nedenlerden dolayı milyonlarca insan yok oldu.
Bu acıların bir kısmından ders çıkarmak mümkün oldu. Ders çıkaramayanlarda oldu.
Altından çıkamıyacakları konularda hep bahanelere sığındılar. Bazen kader diyerek işin içinden sıyrılmaya çalıştılar. Yahut suçu hep birilerine yüklemeye çalıştılar. Kendilerine ait suçu kabullenmek istemedikler. Verilecek çok örnekler vardır. Bizim acı kayıplar verip yeterince ders çıkaramadığımız Marmara depremini hatırlayalım. Rahmetli Ahmet Mete Işıkara hocanın dediği gibi deprem insanları öldürmedi. Binalar insanı öldürüyor gerçek teşhisini ortaya koymuştu. Niye? Zemin etüdünü, demirini, çimentosunu bilimsel gerçeklere göre değilde tasarruf kurnazlığına göre yapılırsa bu yapı er geç çöküp içindekileri öldüreceği bilinmelidir. Japonya da 9 şiddetli bir depremde bir kişinin bile burnu kanamazken, 6 veya 7 şiddetinde bir yerde binlerce insan ölüyorsa burada suçu kader diye ıskalıyorsak daha çok acıların yaşanacağını beklememiz ve bilmemiz gerekiyor.
Kısaca olaylardan ders çıkarılmadığı ve bilimsellikten uzak kalındığı zaman acılarla yaşanacağının bilinmesi gerekir.
Dünyayı tahakküm altına alıp inim inim inleten virüs ne İngiltere başbakanını nede tek kutuplu dünyada süpergüç Amerika'nın başkanını dinliyor. Hepsini tir tir titretiyor.
Bu kadar kayıpların sayısının hızla artmasının başlıca nedeni kişilerin ve devletlerin olayı ciddiye alıp gerekli tedbirleri zamanında almadıklarının bedelini ödemektedirler. Tıpkı İtalya, İspanya ve Amerika gibi vurdum duymaz örnekler verebiliriz. Ölüm oranları arttıkça korku içinde peşpeşe geç kalmış tedbirler alınmaya başlandı. İnsanlar bilinçsizliğin ve ciddiyetsizliğin bedelini ödemektedirler. Temenni miz bu kadar hasarla sağlıklı günlere biran önce kavuşmaktır.

KOCAELİ EMNİYET MÜDÜRÜ

Geçen hafta makalemde Polis Gününü esas alarak duygu ve düşüncelerimi dile getirmeğe çalışmıştım. Polislerimizin bu toplumun içinden çıkan bizden birileri olduğunu anlatmaya çalışmıştım. Polislerimizin adliyenin giriş kapısı olduğunu vurgulamıştım.
Kocaeli İl Emniyet Müdürü Sayın Veysal TİPİOĞLU telefonla arayarak halhatır sorduktan sonra Kocaeli Gazetesi'nde yayınladığınız makalenizi okuduk. Anlatımınız, değerlendirmeniz, teşvik ve takdir duygularınız için teşekkür ediyoruz dediler.
Bende hasasiyetlerinden dolayı kendilerine teşekkür ettim.
Geçmiş yıllarda aynı konuda makale kaleme almıştım. Bu yıl farklı bir anlayış ve hasasiyeti tanımadığım bazı polis memurlarının arayıp bizim günümüzü kaleme almış, yazmışsınız çok teşekkür ediyoruz, kaleminize sağlık dediler.
Bende buradan başta sayın Veysal Tipioğlu Müdürümüze ve arayan polis kardeşlerimize teşekkür ediyor iyi çalışmalar diliyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bilal Dündar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Anket Cumhurbaşkanı'nın açıkladığı normalleşme sürecini nasıl karşılıyorsunuz