Savaş mı daha çok öldürür, mikrop mu?

“Tüfek, Mikrop ve Çelik” kitabının yazarı Amerikalı bilim insanı Jared Diamond diyor ki:

*Hastalıklar, insanların ölüm nedenlerinin başında geldiği için tarihi biçimlendirmede de önemli rol oynamışlardır.

*İkinci Dünya Savaşı’na kadar, savaşlarda ölenlerin çoğu savaş yaralarından değil, savaşla taşınan hastalıklardan ölüyordu.

*Büyük komutanları göklere çıkaran bütün o askeri tarihler, insan egosunun balonunu söndüren bir doğruyu hafife alıyorlar: Eski savaşların galipleri her zaman en iyi komutanlara ve silahlara sahip olan ordular değil, çoğu kez yalnızca düşmanlarına bulaştıracak berbat mikropları taşıyanlardı.

*Tarihte mikropların oynadığı rolü gösteren en korkunç örnekler, Kolomb’un 1492 yolculuğuyla başlayan Amerika kıtasının Avrupalılarca keşfiyle ilgilidir. İspanyol kâşiflerinin kurbanı olan Amerikan yerlilerinin sayısı kabarıktı, ama İspanyolların öldürücü mikroplarından ölenlerin sayısı daha kabarıktı.

Jared Diamond’un sözleri böyle.

Bugün de değişen fazla bir şey yok.

Baksanıza, dünyanın en medeni ülkeleri bile mikroba teslim oldu.

Hele ABD…

Dünyaya kafa tutuyordu…

Söz dinlemeyen ülkeleri işgal ediyordu…

“Var mı bana yan bakan” naralarıyla ortalığı inletiyordu…

Şimdi, gözle dahi görülmeyen bir mikrop karşısında ellerini yukarı kaldırdı.

Her gün binlerce Amerikan vatandaşı koronavirüsten ölüyor.

ABD, işgal ettiği ülkelerde bu kadar kayıp vermemiştir.

Demek geçmişte yaşananlardan ders alınmamış.

Hep “savaşlar” konuşulmuş…

Hep “savaşlar” için para harcanmış.

Ordular kurulmuş, komutanlar yetiştirilmiş, silahlar yapılmış…

“Mikrop”, hep göz ardı edilmiş, önemsenmemiş.

Ama işte bir kez daha kapımızı çaldı, “Ben buradayım” dedi.

Sanırım bundan sonra ülkeler, en az ordularına harcadıkları kadar, mikroplara da bütçe ayırmak zorunda kalacaklar.

Artık dünyada “askeri savaşlar” değil, “mikroplarla savaşlar” daha çok konuşulur olacak.

Dünya için sıkıntılı bir süreç başlıyor.

Bugüne kadar, “düşmanı” görebiliyorduk.

Bundan böyle, “görünmeyen bir düşmanla” savaşmak zorunda kalacağız.

Bir şey daha…

Bugüne kadar ülkelerin gücü “ordularıyla” değerlendirilirdi…

Artık “askeri orduların” yerini, “sağlık orduları” alacak.

Yeni bir dünyaya hazırlıklı olalım.

Kamu vicdanı, “örtülü affı” yargılamaya devam ediyor

Vicdan, en büyük yargıdır.

Hele vicdan, anonimse, kamu vicdanıysa…

“Örtülü af” olarak kabul edilen İnfaz Yasası’ndaki değişiklik kabul edildi, 90 bin hükümlü dışarı çıktı, ama tartışma bitmedi.

Kamu vicdanı, çıkarılan affı yargılamaya devam ediyor.

İnce hesaba hiç gerek yok.

Daha önce de yazdım; can alanlar, devleti ve insanları dolandıranlar, hırsızlık yapanlar, benzer suçları işleyenler dışarıda…

Görüşlerini söz ve yazı ile açıklayarak iktidarı eleştiren gazeteciler ve akademisyenler, içeride.

Böyle bir adalet olabilir mi?

Kamu vicdanı, böyle bir adaleti kabul etmiyor.

“İyi suçlu-kötü suçlu olmaz” diyor.

“Fikir özgürlüğü ve basın özgürlüğü hiçbir zaman suç olarak kabul edilemez” diyor.

Yeri gelmişken, bize adaletin önemini hatırlatan o sözleri bir kez daha köşeme alıyorum:

*Bir saatlik adalet, bin saatlik ibadetten hayırlıdır. (Hz. Muhammed)

*Bir ülke yalnız adaletle ebedi olur, adaletsizlikle yıkılır. (Alman atasözü)

*Adaletsiz ülke, güneşsiz dünyaya benzer. (Arap atasözü)

*Adaletsiz bir ülke mezbahadan farksızdır. (Çek atasözü)

*Adalet önce devletten gelmelidir. (Aristoteles)

*Adalet kutup yıldızı gibi yerinde durur ve geri kalan her şey onun etrafında döner. (Konfüçyüs)

*Adalet kâinatın ruhudur. (Ömer Hayyam)

*Gökyüzü kafana düşse de sen yine adaletten şaşma! (Watson)

*Adalet varsa rezalet yoktur. (Türk atasözü)

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Jeom Behzat Gönül. - Yedek Subay Okulunda topçu sınıfında iken, eğitim konuları içinde NBC denen savaş silah yöntemleri konusunda eğitim aldık. Burada 'B' biyolojik silah anlamındadır, korona-19 da bir biyolojik silahtır. Korona-19 bir mikrop türü olup aynı zamanda bir silah türüdür, savaş silahı olarak kabul edebilir mi, uzmanları açıklamalı. (Jeoloji Müh. Behzat Gönül. Kocaeli).

Yanıtla . 0Beğen . 1Beğenme 19 Nisan 01:26


Anket Cumhurbaşkanı'nın açıkladığı normalleşme sürecini nasıl karşılıyorsunuz