Reklamı Kapat

İran’dan karpuz ithal edelim mi, etmeyelim mi?

Benim bu memlekette en sinir olduğum olaylardan biri de ne biliyor musunuz?

İran’dan karpuz ithal edilmesi…

Nisan ayının ilk günlerinde tezgâhlarda karpuz görünmeye başlar.

Sorarsın, “Nereden bu karpuzlar?”

İran’dan…

İran’ın taaa Afganistan sınırından.

Ne bileyim kaç bin kilometre uzaktan dolarla karpuz satın alıp getiriyoruz…

Neden?

Necip milletimiz zıkkımlansın diye…

İki yıl önce bugünlerdi.

İzmit’te Doğu Marmara Tarım Fuarı’nın açılışı vardı.

Törenden fotoğraflar geldi, baktım “değerli protokol üyeleri” saksı gibi sıralanmış, ellerinde “dilim karpuz”, şapur şupur yiyorlardı.

Yedikleri İran karpuzuydu.

Milli tarım fuarını İran karpuzuyla açmışlardı.

Ağır eleştirmiştim.

Bazıları, suç duyurusunda bulunmuştu.

İnsanların yediğine içtiğine karışarak, “halkı kin ve düşmanlığa sevk etmek” suçu işlemişim.

Bu işler böyledir, kenti yöneten muhteremler İran karpuzu yiyerek milli tarım fuarını açacak, bunu yazan gazeteci suçlu olacak…

Bugünlerde yine “karpuz ithalatı” tartışılıyor

Herkesin koronavirüs salgını nedeniyle burnundan soluduğu şu günlerde, Ankara’da “karpuz ithalatı” tartışması yapılıyor.

İster inanın, ister inanmayın…

Tam “trajikomik” bir durum!

Tarım ve Orman Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı’ndan “karpuz ithalatı” ile ilgili görüş istemiş.

Cevabı, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca adına Halk Sağlığı Genel Müdürü Doç. Dr. Fatih Kara hazırlamış.

Diyor ki Fatih Kara:

“İlgili yazınız ile İran İslam Cumhuriyeti’nden karpuz ithalatının yapılmasına ilişkin görüş talep edilmektedir. Bugün için geçerli olan bilgiler çerçevesinde, taze bitkisel ürünlerin tüketimi ile koronavirüs bulaşması beklenmemektedir. Ürünün tüketim öncesi gıda sanitasyon tedbirlerinin sağlanması halinde ithalatı uygundur.”

Görüyor musunuz memleketin halini?

İşin “sağlık” yönü var, bir de “ekonomi” yönü…

Gece gündüz vatandaşı; pazardan, marketten aldığınız ürünleri eve sokarken şuna dikkat edin buna dikkat edin diye uyarıyoruz…

Diğer taraftan, koronavirüsün ikinci yayıldığı ülke olan İran’dan böyle bir ortamda karpuz ithal edilmesinde sakınca görmüyoruz.

“Akla ziyan” bir tutum!

Olayın ekonomik boyutu daha vahim!

Karpuz, halkın günlük beslenmesinde önemli yeri olan bir ürün mü?

Sağlıklı beslenmede, “olmazsa olmaz” bir yeri mi var?

Karpuz yemezse, vatandaşın bir tarafı mı eksilir?

Şunun şurasında mayıs ortasında, en geç mayıs sonunda Çukurova’da karpuz hasadı başlayacak.

Arkasından ülkemizin dört bir bölgesinde yetişen karpuzlar piyasaya çıkacak.

Kendi karpuzumuzu yesek, daha iyi olmaz mı?

Karpuzu dolarla satın alacak kadar saf mıyız?

Kendi karpuzumuzu yiyelim, hem çiftçimize destek olalım, hem de dövizimiz cebimizde kalsın.

Borç alıyoruz, aldığımız borçla İran’dan karpuz ithal ediyoruz, şu halimize bir bakar mısınız?

Kendi çiftçimizi desteklemek yerine, İran çiftçisini destekliyoruz.

Karpuz üreticimizi eziyoruz…

Tarım Bakanlığı’nın yaptığına bakın!

Sağlık Bakanlığı’na, “İran’dan karpuz ithalatına izin vereceğim, sağlık yönünden bir sakıncası var mı?” diye soruyor.

Kafadan o ithalat kapısını kapatsana!

Koronavirüsten sonra Türk tarımını nasıl kalkındırırım diye kafa yoracağına, karpuz ithalatı peşinde…

Yazık!

Demek virüs belası bile, henüz aklımızı başımıza getirmiş değil.

Görünen bu.

Kafa, aynı kafa!

İster iğne batır, ister çuvaldızı…

O kafaları uyandırman mümkün değil!

Yiyin bakalım…

Turfanda İran karpuzunu yiyin, yemezseniz belki bir taraflarınız şişer!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Anket Hafta sonları sokağa çıkma yasağı kalksın mı? Kalkmasın mı?