Reklamı Kapat

23 Nisan çoşkusu hepimize iyi gelecek

İçinde bulunduğumuz pandemi nedeniyle hepimiz sıkıntılı günler geçiriyoruz. Evlerimizde kalmak zorunda olmak, her zamanki alışkanlıklarımızdan uzaklaşmak anlamına da geliyor. Bazılarımız ev ortamında çalışmanın zorluklarını yaşarken, bazılarımız da işlerine devam edememenin sıkıntısı içinde. Küçük çocuklarıyla evde kalmak zorunda olan anne babaların da işi zor. Havalar ısındıkça hem yetişkinler hem de çocuklar sokaklarda olmak istiyorlar. Ancak hastalık riskinin azaltılması için tedbirler de giderek yoğunlaşıyor. Hepimizin biraz daha sabırla evlerimizde kalması ve sosyal mesafeye dikkat etmesi gerekiyor. Bu süreçte moralimizi yükseltecek, umutlarımızı yeşertecek şeylere sıkı sıkı tutunmamız lazım. İşte bütün bu sıkıntılar içinde önümüzde iki önemli tarih yer alıyor. Birincisi 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, diğeri ise 24 Nisan tarihinde başlayacak olan Ramazan ayı.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı gündür 23 Nisan. Meclisin açılmasından kısa bir süre önce Mustafa Kemal Anadolu Ajansı’nın kurulmasına öncülük etmiş ve böylece yeni hükümet ve ilan edilecek cumhuriyetle ilgili haberlerin bir kaynaktan akışını sağlamıştır. Bu meclis üç yıl sonra cumhuriyeti ilan edecek ve “asla kazanılamaz” denilen kurtuluş mücadelesini bağımsız ve çağdaş bir devlet yapısıyla taçlandıracaktır.

Bugün çoğumuzun ağzından kolayca dökülüveren “çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşmak” sözü, Mustafa Kemal’in ilk gençliğinden beri hayalini kurduğu bir ülküydü. O’nun için milli mücadele, yalnızca ülkeyi düşman işgalinden kurtarmak değil, köylülerin, işçilerin, kadınların ve çocukların topluma daha eşit biçimde katılacağı yeni bir yapının başlangıcıydı.

Cepheden cepheye koşmuş, zaferlerin yanında çok ölüm ve acı görmüş Mustafa Kemal’in aklında, savaşlar boyunca öksüz ve yetim kalan, hatta bizzat çocuk yaşta cepheye koşan küçük kahramanlar vardı. Meclisin toplandığı günü de çocuklara bir bayram olarak hediye etti. Bu önemli günün 100. yılını kutlayacak olmamız hepimiz için tarifsiz bir gurur. Evlerimizden çıkamayacak olsak da 23 Nisan coşkusunu balkonlarımızda marşlar ve şarkılar eşliğinde kutlayacağız. Hem bizim hem de çocuklarımızın unutulmaz bir 23 Nisan yaşayacağını düşünüyorum.

Uzun süredir okullarından, oyun bahçelerinden, sosyal faaliyetleri ve arkadaşlarından uzak kalan çocuklarımızın yüzünü güldürmek için Milli Eğitim Bakanlığı başta olmak üzere pek çok kurum ve kuruluş da çaba içerisinde. Milli Eğitim Bakanı Sayın Ziya Selçuk’un birkaç gün önce sosyal medya hesabından paylaştığı 100. yıl marşı videosu da hepimize moral verdi. Video, Haluk Bilginer’in seslendirdiği “23 Nisan bu ülkede her çocuğun üzerinde doğra doğmaz iliştirilmiş ve oradan asla alınamayacak bir bağımsızlık hediyesidir” cümlesiyle başlıyor. Bu bağımsızlık hediyesini tüm çocukların coşku ve mutlulukla kutlayabilmesini diliyorum.

Biz 23 Nisan akşamı bayraklarımız ve balonlarımızla balkonumuzda olacağız. Nice 100. yıllara…

Ramazan Ayı Umutlarımızı Arttırsın

23 Nisan gecesi aynı zamanda Ramazan ayının da başlangıcı. İlk sahuru yapıp 24 Nisan günü oruç tutmaya başlıyoruz. Aslında Ramazan ayının gelişiyle birlikte evimizde kalmanın bizim için olumlu bir yanı da olabileceğini düşündüm. Bu süreci sükûnet ve ibadetle geçirmek çoğumuza iyi gelebilir.

Belki bu ramazan sevdiklerimizle iftar sofraları kuramayacağız ya da bütçemiz biraz daha kısıtlı olacak. Ancak bütün bunlar bize, daha önce sahip olduğumuz ama değerini pek de anlamadığımız şeylerin ne kadar önemli olduğunu hatırlatmalı. Önceki yıllarda dini bayramlarda şirketler, büyüklerimizi ziyaret etmemize yönelik reklamlar yayınlardı. Bayram tatillerini deniz kenarlarında geçirmek yerine aile büyüklerimizle birlikte olmanın önemini vurgulardı. Sanırım bu bayram böyle reklamlar görmeyeceğiz. Hatta hepimiz bayramda, tatilden önce sevdiklerimize kavuşmayı dileyeceğiz.

Madem bu Ramazan’da evlerimizdeyiz, o halde sosyal mesafeyi ihlal etmeden komşularımızla ilişkilerimizi güçlendirebiliriz. Ben dört yıldır oturduğum evde daha önce hiç görmediğim alt komşumla tanıştım mesela. Arada balkondan sohbet ediyoruz. Karşı komşum markete giderken kapımı çalıp bir ihtiyacım var mı diye soruyor. Özellikle de bizim gibi evinden sabah çıkıp akşam girenlerin özlediği şeylerdi bunlar. En yakınımızda olanlara destek olmaya ve onlarla paylaşmaya çalışalım.

İftar sofralarımız için alışveriş yaparken de bu dayanışma ruhunu aklımızda tutalım. Aslında çok daha ihtiyacımız olmayacak şeyleri satın almak için kendimizi ve başkalarını riske atmayalım. Gerçekten karnını doyuramayacak durumda olabilecek insanları düşünelim ve elimizden geldiğince yardım edelim. 

Ramazan ayının herkese huzur ve umut getirmesini diliyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Emel Baştürk - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Anket Covid-19 nedeniyle bir süredir kapalı olan okullar, salgın kontrole alındığı taktirde 1 Haziran’da açılmalı mı?