Reklamı Kapat

Ulusal Egemenliğe ulaşan yol...

Dünyada 200 kadar ülke ve devlet var.

Ancak, bu ülkelerin büyük çoğunluğu “Egemen” değil!

Ekonomik, siyasal ve kültürel açıdan güçlü ilkelerin zincirsiz köleleri bunlar!

Bunun doğal sonucu olarak, bu ülkelerin vatandaşları için “ULUSUN EGEMENLİĞİ” bilinci de yok!

Özellikle Asya, Afrika ve Ortadoğu ülkelerinde, insanın “İNSAN” olarak hükmü yok!

Bu ülkelerin vatandaşları ya bir diktatörün, ya dini aktörlerin ya da  terör örgütlerinin kölesi gibi yaşıyorlar!

İş, ekmek ve barınma ihtiyaçları karşılanıyorsa, başka bir beklentileri, hayalleri yok!

Örneğin, egemen güçlerin desteklediği kimi terör örgütleri “kadın köleleri” pazarlayıp satıyor! Sözde, “din adına” kelle alıyor!

Bugün 23 Nisan.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve bu devletin yurttaşları için bugün “ULUSAL EGEMENLİK ve ÇOCUK BAYRAMI.”

Bu  Cumhuriyet’i kuran devrimci güç, köklerinin olduğu Osmanlı Devleti’ni yok saymadılar. Bu devlet içinde onurlarıyla hizmet verenleri saygıyla andılar.

Ancak, Osmanlı “bilim, teknoloji ve ekonomiye” ters bakmanın sonucu önce manevi olarak sonra da maddi açıdan çöktü, paylaşıldı.

Mustafa Kemal ve O’na inanan silah arkadaşları, Anadolu halkı ile onurlu bir mücadele vererek, önce yabancı orduların işgalinden ülkeyi temizlediler, sonra da “Bağımsız bir devlet” kurdular.

Bu Cumhuriyet’in temel hedefi; “Demokratik, Laik, Ssosyal bir HUKUK DEVLETİ” olarak belirlendi.

Ancak, onlar da biliyorlardı ki; 622 yıl bir sülalenin “kulları” olarak yaşamış bir toplumda, “VATANDAŞ” olma bilinci kolay olmayacaktı.

Önce, çağın koşullarına uygun ciddi bir “ULUSAL EĞİTİM”  süreciyle, “Üretken ve bilinçli yurttaşları” yetiştirmek gerekiyordu.

Çünkü, ancak “meslek sahibi, üretken, nitelikli işgücü” olan insanlar özgür yaşama bilincine ulaşabilirlerdi!

Eğitim seferberliğinin yanı sıra, fabrikalar kurdular, iş sahaları açtılar. ÜRETEN BİR TÜRKİYE oluşturdular.

Ne var ki, Mustafa Kemal Atatürk’ün bedensel ölümü sonrasında, bu Cumhuriyet’e yönelik gizli ve aleni pek çok ihanetler yaşandı!

Öyle bir zamana tanık olduk ki; koskoca profesörler “CAHİLLİĞE ÖVGÜ” düzdüler! “Ben cahilin ferasetine güvenirim” dedi kimileri!

Kimileri; Mustafa Kemal’e yönelik her türlü iftirayı genç beyinlere bir zehir gibi şırınga ederken, “Mustafa Kemal’e zerre kadar muhabbeti olanlar cenazeme gelmesin” derken, özel masalarda ağırlandılar ve bu Cumhuriyet’in temsilcilerinin yakın ilgi, takdir ve iltifatıyla uğurlandılar!

Son yıllarda bu ülkede “Ulusal bayramlarımızı halkın katılımı ve coşku ile kutlama” heyecanı yol edildi!

Siyasetin çirkin yüzü, birilerinin doymak bilmeyen ihtirasına hizmet ederken, bu toplumu adeta ikiye parçaladılar! En acılı, sıkıntılı zamanlarımızda bile “BİZ ve ONLAR” diye siyasi ayrım yaptılar, KİN ekip NEFRET biçtiler!

“Ulus olarak egemen olmak” yurttaşların “ULUSAL BİRLİK ve BİLİNCİ” ile oluşur. Bu bilinç, ülkeyi yönetenlere “köle” değil, “efendi” olmanın bilincidir!

Bu bilinç, “vatandaşa hizmet” için görev ve yetki sahibi olanlardan HESAP SORMA hak ve ödevini de verir vatandaşa…

23 Nisan, ülkenin ve ulusun geleceği olan çocuklarımıza karşı toplumsal sorumluluğumuzu da hatırlatmanın ve hatırlamanın vesilesidir. Çocuklarımızın yeri önce “aile sevgi ve şefkati” sonra ciddi bir eğitim olanağıdır. Daha çocuk yaşta yoz yobaz takımı eliyle o tertemiz beyinlerinin kirletilmesi değildir!

Ulusal Egemenlik Bayramımızı kutlamanın tercihi, bu güne kadar Cumhuriyet’e, laik Devlet’e ve Mustafa Kemal Atatürk’e ters bakan, ama bugün halka şirin gözükmek için “kutlama fantezileri” üreten iki yüzlülerin işi değildir!

 “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun.”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Küpçü - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

02

Hasan Eryılmaz - Osmanlıda teknoloji olmadığını nereden çıkarttınız?. Osmanlı 1852 Yılında Londra'da yapılan sanayi fuarına İmparatorlukta üretilen ürünlerle katılıyor. 1886 da Abdülhamit tarafından denizaltı üretiliyor, Samuel Mors ilk telegrafı Osmanlıda hayata geçiriyor. Tünel dünyanın 2. metrosu. 1910 Yılında Samsunda sanayi fuarı açılıyor..1909 yılında Osmanlı hava kuvetleri kuruluyor. Bu iddialarının tarihi gerçekleri yansıtmıyor. Askeri darbeci İttihatçılar Sultan Abdülhamitin başlattığı teknoloji hamlesini, onu iktidardan ederek engel olmasaydılar bu gün çok daha büyük bir ülke ve teknolojik açıdan çok daha ilerde olacaktık.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 24 Nisan 21:35
01

Mustafa Güner - İçtenlikle kutluyorum Mustafa bey 12 sen vurmak diye buna derler

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 23 Nisan 20:25


Anket Hafta sonları sokağa çıkma yasağı kalksın mı? Kalkmasın mı?