Reklamı Kapat

Kılıçdaroğlu’nun KOVİD-19 sonrası önerileri ve Türkiye’nin kayan ekseni

Önceki gün CUMHURİYET Gazetesi’nde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun uzun bir “değerlendirme yazısı” yayınlandı.

Kılıçdaroğlu, uzun yazısının son bölümünde, KOVİD-19 sonrası ülkemizde yapılması gerekenleri 16 madde halinde sıralıyor.

Bu önerilerini dün TBMM’deki 100.yıl töreninde de dile getirdi.

16 öneriyi hem gazeteden okudum, hem de konuşması sırasında dinledim.

Özenle hazırlanmış.

Bilinmeyen şeyler değil, ama “geleceği kurtarmak” için yapılması gerekenler “reçete” üslubuyla bir araya getirilmiş.

Bu yönüyle önemli!

“Hiçbir şey eskisi gibi olmayacaksa, gelecek Türkiye için nasıl olmalı, ne yapılmalı?” sorusunun cevabını 16 maddede toplamış.

Toplumun her kesimine çağırıda bulunuyor, “Gelin, ülkemiz için yapılması gerekenleri beraber yapalım, dünyaya örnek olalım” diyor.

“Türkiye’nin kayan eksenini birlikte düzeltelim” demeye getiriyor.

Kılıçdaroğlu’nun bu önerilerini belki gözünüzden kaçmıştır diye köşeme alıyorum.

Okuduysanız bile göz gezdirmede yarar var.

1-Tüm toplumsal, siyasal ve kültürel kesimlerin katılımıyla yeni demokratik bir anayasa yapmalıyız. Bu anayasanın temeli, “yasama, yürütme ve yargının ayrılığı” demek olan kuvvetler ayrılığı ile keyfiliği önleyecek denge/denetim esasına dayanmalıdır.

2-Yeni anayasanın omurgası “Cumhuriyetin demokrasiyle taçlandırılması” olarak nitelendirdiğimiz yeni ve güçlü demokratik parlamenter sistem olmalıdır. Bu kapsamda antidemokratik tüm yasalar, kararnameler, kararlar, yönetmelikler, genelgeler ve tüzükler mevzuatımızdan temizlenmelidir. Unutulmamalıdır ki demokrasiyle taçlandırılmış Cumhuriyetimizde, fikir, düşünce ve inanç özgürlüğü ile medya ve sendikalaşma dahil örgütlenme özgürlüğünün önündeki tüm engeller de kaldırılmış olacaktır.

3-Kuvvetler ayrılığı ilkesinin ve hukuk devletinin en önemli ayaklarından biri olan yargı kurumunun tam bağımsızlığı, geri dönülmesi mümkün olmayacak şekilde kesin kurallara bağlı olarak tesis edilmelidir. Adalete erişim hakkının önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır.

4-Kuvvetler ayrılığı ilkesinin bir diğer önemli ayağı da yasamadır. TBMM’de milli iradenin en geniş haliyle temsil edilmesini sağlayacak yeni bir seçim sistemi yaşama geçirilmelidir. Demokratik parlamenter sistemin yasama organı olan TBMM’nin kanun yapma hakkı, parlamento çoğunluğunun veya parlamento çoğunluğu üzerinde tahakküm kurabilecek kişi ve zümrenin keyfine, taleplerine bırakılmayacak şekilde düzenlenmelidir. Bu düzenleme, milli iradenin üzerinde bir vesayet kurulmasının önüne geçecek şekilde olmalıdır.

5-Kuvvetler ayrılığı ilkesinin bir diğer önemli ayağı da yürütmedir. Yürütme, tüm icraatlarıyla mutlak denetime ve hesap verebilirliğe açık olarak kurgulanmalıdır. Örneğin yürütme erkinin sorumluluğu altında olan tüm kamu kurum ve kuruluşları, TBMM adına görev yapan Sayıştay’ın tam denetimine açık olmalıdır. Yürütmenin bütçe kullanımının denetimi kapsamında TBMM’de kurulacak “Kesin Hesap Komisyonu”nun başkanlığı tartışmasız bir şekilde muhalefet partilerine verilmelidir.

6-Yerel yönetimlerin, rant ilişkilerini düzenleyici kurumlar olmaktan çıkartılarak, refah devletinin asli unsurları haline getirilmeleri sağlanmalıdır. İyi tanımlanmış bir işbirliği ve işbölümü çerçevesinde yerel yönetimlerin işlevleri artırılmalıdır. Bu çerçevede ekonomik krizlerin ve salgın hastalıkların yarattığı sorunların yerel düzeyde çözümünde belediyeler aktif görev almalıdır.

7-Kamu istihdamında nepotizmden uzak, liyakate dayalı personel politikasına ivedilikle geçilmelidir. Liyakate dayalı kamu personeli istihdamı, tüm siyasi partilerin, işçi ve memur sendikalarının ve sivil toplum örgütlerinin denetimine açık ve hesap verebilir olmalıdır.

8-Liyakate dayalı istihdam politikaları kapsamında özellikle eğitim, sağlık, sosyal güvenlik ve güvenlikte “sıfır” istihdam açığı hedeflenmelidir. Çocuklarımızın geleceği, vatandaşlarımızın sağlığı, engellilerimizin ve yaşlılarımızın bakımı, ülkemizin iç ve dış güvenliği söz konusu olduğunda bütçe dengesi veya bütçe açığından bahsedilemez. Hızla artan işsizlik karşısında kamu elindeki güç ve imkânları vatandaşları için kullanmaktan geri duramaz. Bunun yanında orta ve küçük boy işletmelerin kredi ve benzeri destek programlarıyla desteklenmesi ile kooperatifçilik uygulamalarının genişletilmesi kamunun temel hedeflerinden biri olmalıdır.

9-Vatandaşlarımıza asgari bir gelir düzeyi mutlaka sağlanmalıdır. Bu bağlamda “Aile Yardımları Sigortası” vakit geçirmeksizin uygulamaya konulmalıdır. Tüm vatandaşlarımızın asgari gelir güvencesi (Aile Yardımları Sigortası) olmalıdır.

10-Vergi politikamız, dolaylı vergiler yoluyla verginin tabana yayılması şeklinde organize edilmiştir. Oysa vergi tavana doğru, gelir tabana doğru yayılmalıdır. Krizi aşmaya yönelik müdahalelerin finansmanında yeni bir yaklaşıma ihtiyaç vardır. Acil ihtiyaçları karşılamak için belli oranda para basma bir çözüm olarak değerlendirilse bile yapısal çözüm, kısmen yüklerin adil bölüştürülmesine olanak sağlayacak adil vergilendirme politikasından geçmektedir. Bu konuda uygulanacak yeni vergiler, üst gelir gruplarına yönelik olarak geliştirilmelidir. Asgari ücretten vergi kesilmesine son verilmelidir. Üreten, istihdam yaratan işletmelere yönelik vergi muafiyeti yelpazesi genişletilmelidir.

11-TÜİK verilerine göre her üç çalışandan biri kayıt dışıdır. Kayıt dışı istihdamla toplumsal destek sağlanarak mücadele edilmelidir. İşverenin bizzat kendisi, yasal önlemlere ihtiyaç duyulmaksızın kayıt dışı istihdamın karşısında ve iş güvencesinin yanında durmalıdır. Kovid-19, çalışanların tüm sosyal ve sağlık güvenceleriyle birlikte güvende olduğu bir düzenin gerekliliğini sermaye sahiplerine de göstermiş olmalıdır.

12-Kamu harcamalarındaki israf ve kayırmacılık Türkiye ekonomisinin üzerinde ağır bir yük yaratmaktadır. Kamudaki savurganlık düzeyindeki harcamaların kısıtlanması sadece iktisadi değil, aynı zamanda ahlaki bir zorunluluktur. Bugün acı bir gerçekle karşı karşıyayız. “Kayırmacı” Kamu İhale Sistemi, ekonomimiz için tam bir kara deliğe dönüşmüştür. Bu durum sürdürülemez. Demokratik standartlarda, adaletli ve denetime açık bir “Kamu İhale Sistemi”ne geçilmelidir. Tüm “kayırmacı” ihaleler de iptal edilmelidir. Unutulmamalıdır ki yoksulluğun en önemli nedeni yolsuzluktur. Savurganlık ve kayırmacılığın ortadan kaldırılması, gerçek üreticinin, sanayicinin yatırım ve istihdam gücünü de artıracaktır.

13-Türkiye sanayisi, katma değeri yüksek ürün üretimi hedefiyle yeniden yapılandırılmalıdır. Kamu, katma değeri yüksek ürün üretiminde sanayiciye her türlü desteği vermelidir. Küçük ve orta ölçekli işletmelere yönelik kamu desteğinin içeriğinin belirlenmesi bizzat bu işletmelerin kendi örgütlerine bırakılmalıdır. Tüm üretim politikaları, diğer üretim biçimleriyle birlikte tümüyle ekolojik olmalıdır.

14-Sağlık hizmetlerine önkoşulsuz erişim bir haktır ve ücretsiz olmalıdır. Sağlık hizmetleri, refah devletinin en önemli uygulama alanlarından biri olarak yeniden -özel sektörle de koordineli bir biçimde- kamunun etkin olduğu bir yapıya dönüştürülmelidir. Koruyucu ve temel sağlık hizmetleri bu doğrultuda planlanmalıdır ki koruyucu ve temel sağlık hizmetlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte sağlık hizmetlerinin maliyetinin de kısa sürede düşeceği dünyadaki uygulamalardan görülmektedir. Öte yandan küresel salgın, temel sağlık malzemelerinde kendi kendine yeterliliğin önemini göstermiştir. Başta koruyucu sağlık ekipmanları ve aşı olmak üzere stratejik ürünlerin üretim planlaması yapılmalıdır.

15-Anayasada da tanınmış olan konut hakkı, refah devletinin mutlak güvencesi altına alınmalıdır. Salgının önlenmesine dönük ev merkezli strateji göstermiştir ki özellikle alt gelir gruplarına ilişkin konut politikaları ve sağlıklı bir kent planlanması hayatidir. Bir başka temel hak olarak gıdaya sağlıklı koşullarla erişim hakkına ilişkin yapısal düzenlemeler yapılmalıdır.

16-Eğitim, Türkiye’nin kalkınma stratejisinin en önemli, en temel parçası olarak yeniden ve paydaşlarıyla birlikte planlanmalıdır. Eğitim politikalarının tek hedefi fikri hür, irfanı hür ve vicdanı hür nesiller yetiştirmek olmalıdır. Üniversitelerimizde, her türlü fikir, düşünce özgürce tartışılmalı, her türlü bilimsel çalışma özgürce yürütülmelidir. Eğitimin tüm aşamaları ücretsiz olmalıdır.

                                                                       *******

Okudunuz…

Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin kayan ekseninin düzeltilmesi için bu önerilerde bulunuyor.

Geleceği kurtarmak için…

İçinde, “Kabul edilemez” dediğiniz bir madde var mı?”

Her kesim önerilerini ortaya koysun, tartışılsın, ülkemiz için olmazsa olmazlar belirlenip yola çıkılsın.

Yoksa içinde bulunduğumuz inatlaşma ortamının acısını çok çekeriz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

02

Cenk Cemil - Sayın Yazar, Kılıçdaroğlunun bu fikirleri ülkede bir tutarsa valla Kemal Bey önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde şuan sıfır olan kazanma şansına rağmen adaylığını bile koyar diye düşünüyorum.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 24 Nisan 17:01
01

hl - kılıçdaroğlunun bu ülke için söylediği hiçbir şey önemli değildir anlamsızdır,...n

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 24 Nisan 15:15


Anket Covid-19 nedeniyle bir süredir kapalı olan okullar, salgın kontrole alındığı taktirde 1 Haziran’da açılmalı mı?