Yaraşırlık

Son yıllarda “Liyakat” kelimesini çok duyar olduk. Çünkü görevlendirmelerde “liyakat” yeterli olarak dikkate alınmıyor ve bu durum toplumu yakından da ilgilendiren problemlere neden oluyor.

Bu kelime  Türkçe kökenli değil. Sözlükte baktığınızda  karşısında  layık olma, yaraşma, yaraşırlık, uygunluk, yeterlilik, yetenek yazıyor. Ben düşündüm taşındım ve bunların içinden en uygun Türkçe karşılığının   “yaraşırlık” olduğuna karar verdim.

Birçok iş alanında, yaraşırı bulma açısından da ileri ülkelerin çok gerisindeyiz. Çünkü bizde kıstaslar onların kullandıklarından çok farklıdır. Öyle ki bu ülkede bazen bilgi düzeyi bile dikkate alınmamaktadır. 

Herhangi bir çalışma alanında, karar verici konumdaki kişinin yaraşırlık “fakiri” olup olmadığını anlamak oldukça kolaydır.

Çünkü yaraşır olmayan kişinin çok belirgin özellikleri vardır:

Bizim toplumda, çalışılan konuda diploma sahibi olmak  yaraşır olmak için yeterli sayılır. Halbuki öyle değildir. Yaraşırlıktan uzak kişi diplomanın her işi çözeceğini zannettiğinden bilgisini arttıracak hiçbir çalışmada bulunmaz. Sonuçta, karşılaşılan problemleri çözemez, ileride hangi problemlerin oluşacağını tahmin edemez. Hatta var olan problemleri göremez.

Böyle kişilerde temsil kabiliyeti yoktur. Giyimi, davranışları ve konuşma tarzı olumsuzluk sergiler. Sorumlu olduğu iş ile ilgili olarak kısa, anlaşılır ve sonuç alıcı açıklamalarda bulunamaz. Olumsuz davranışları nedeniyle kişi ve kurumlarla, işiyle ilgili olarak saygın ilişki kuramaz.

Ast görevlere yaraşır kişileri seçme becerisi gösteremez. Kendini örnek alır. Bu oluşumun zincirleme etkisinin doğal bir sonucu olarak hem   astları hem de üstleri yaraşırlıktan kesinlikle yoksundur.

Bu kişiler –tabirimi caiz görünüz-  “yalakalığa” ve “yağcılığa “ prim verir. Çünkü yaraşır olmadığı üst makama bu yolla gelmiştir ve bunun faydasına ve gerekli olduğuna inanır.

Bunlar  Türkçemizde “ torpil” olarak tanımlanan etkiyi  çok önemserler. Çünkü bulunduğu makamı bu yolla elde etmişlerdir.

Yaraşır olmaktan uzak kişi işi, çalıştığı konuda üstlerinin bilimsel esaslara kesin olarak aykırı  uygulamalarına bile hiçbir itirazda bulunmaz. Hatta  onaylayan davranış sergiler. Çünkü ona göre amirin her yaptığı doğrudur. Bu onaylama hastalığı (!) yüzünden astlarının yaptığı yanlışları da göremez. Ast konumdakiler onun bu durumunu kendileri için bir avantaj olarak kullanırlar ve keyfi tasarruflarda bulunurlar. Örneğin bunlardan biri odasındaki saksıya çiçek yerine manolya ağacı dikse, “bu da ne!..”diyemez.

Böyle kişiler astlarına karşı  Türkçemizdeki anlamıyla ya “yüz-göz” olur ya da onların iş konusunda dertleriyle bile ilgilenmez.

Yaraşırlıktan uzak kişi, beraberinde  çalışan kişilerin, kendisi gibi  yapılan iş konusunda bilgilerinin artmasına gerek duymaz. Çünkü kendisinde, ”Böyle gelmiş- böyle gider” mantığı yer etmiştir.

Ancak dikkat ediniz!.. Yarayışsız olmak için bu özelliklerin  tamamının olması şart değildir.  Bunlardan biri bile yarayışlı olunmadığının kanıtıdır.

Örnek aramanıza gerek yok..Etrafınıza bakın…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Necdet Güler - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Anket Cumhurbaşkanı'nın açıkladığı normalleşme sürecini nasıl karşılıyorsunuz