Ey özgürlük...

İNSAN, doğası gereği özgür yaşama uygun bir varlıktır.

“Özgürlüğün kısıtlanması” insandan insana “görecelidir.”

Kimi insan; genleri, eğitimi, kültürü ile bir egemen gücün altında “edilgen yaşamayı” içine sindirebilir!

Kimi insan ise; yaşamın her anı ve alanında “ÖZGÜR” olmak ister.

Bu insan tipi ne yazık ki çoğunlukta değildir!

Çünkü, insanlık tarihi boyunca egemen olan “sömürü düzeni” insanı güç karşısında boyun eğdirici bir baskı düzeni kurmuştur.

Her ülkede geçerli olan bir “YASA DÜZENİ” vardır.

Ama bu düzenin “HUKUKİ ve İNSAN ONURUNA UYGUN” olduğu tartışılır!

Çünkü, ülkede egemen olan güç kimdeyse, onun çıkarlarına uygun bir “yasa düzeni” vardır!

Ekonomik gücü ve eğitim düzeyi ile yetersiz, “duygu ve inanç egemen” bir kültüre bağlı insan kitleleri için “düşünmek, akıl ve mantıkla karar vermek” yetileri güdük kalmıştır! Onlar için aslolan “karın doyurmaktır!”

Peki ya “ÖZGÜRLÜK BİLİNCİ” nedir?

“İnsan” kimliğine sahip olmaktır.

AKLI EGEMEN KILMAK dır.

“ONURLU YAŞAMAK” bilincidir…

Özgürlük bilinci ve onuruna sahip kişi ya da halk kitleleri her türlü tutsaklığa karşı koyar.

“ULUSAL KURTULUŞ MÜCADELESİ” bunun en somut örneğidir.

Bir de, “Doğal ve doğallığı tartışılan olaylar” sonucu özgürlüğün yitirilmesi vardır.

Örnek; halen yaşamakta olduğumuz Corona Virüs olayının zorunlu kıldığı koşullar gibi.

Karşımızda, insan ve toplum yaşamını tehdit eden, “düşmanı belirsiz” bir tehdit var.

Bilim insanları, bu yaşamsal tehdide karşı toplumsal yaşamın belirli bir süre sınırlanmasını öngörüyor.

Kolay mı bu?

Ücretli çalışan, çalışmazsa geçimini sürdüremeyecek, kötü beslendiği için “BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ” zayıf insanlar için bu koşullarda yaşamak kolay mı?

Gündelikçi ve sigorta güvencesi olmayan işçi,  iş bulamazsa yaşayabilir mi? Bu koşullardaki bir insan “ÖZGÜR İNSAN” mıdır?

DEVLET, gerçek anlamıyla “SOSYAL DEVLET” ise, devlet bu insana sahip çıkacak ve yaşatacaktır. Değilse, bu insan ve benzeri insanlar için yaşamak zor hatta imkansızdır.

Toprağını işleyip, emeğini ve kıt maddi olanaklarını üretim için harcayan insanlar, bu tür afet olayları karşısında yaşamını sürdürme ve özgür olma şansına sahip olabilirler mi?

Ya emeği tarlada kalacak, ya da yok pahasına alıcı bulacak! Ama birileri bu fırsattan istifade kısa sürede zengin olacak!

Öte yandan, virüs salgınına karşı önlemler çerçevesinde “seyahat özgürlükleri kısıtlanan insanları” düşünelim;

Evet, “sokağa çıkma ve seyahat özgürlüklerini kısıtlamak” TOPLUM YARARINA bir zorunlu tercihtir. Ancak, sağlık ve üretime katılmak öncelikli olarak seyahat etmeleri gerekli olan insanlar ne yapacaklar? Bugünün koşullarında, gerekli denetim ve önlemleri alarak seyahat mümkün olamaz mı?

Evlerde tutsaklığın “Ruhsal sorunları” olmayacak mı?

Bireysel sorunlar büyüyerek “TOPLUMSAL SORUN” haline gelmeyecek midir?

-         Peki arkadaş, başka çözüm mü var? Diyeceksiniz.

Hayır. Elbette ki kısa ya da uzun bir süre bu yaşamsal sorun ortadan kalkana kadar bu tutsaklığa katlanacağız.

Ancak; bu ülkeyi yönetme erkini üstlenenlerin, doğru zamanda doğru çözümler içinde olduklarına güven duyarak!

“Ölmezsek de sürüneceğiz” kaygıları duymadan!

SİZ; bu ülkenin “Özgür Yurttaşları” olarak bu konuda ne düşünüyorsunuz?

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Küpçü - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Anket Cumhurbaşkanı'nın açıkladığı normalleşme sürecini nasıl karşılıyorsunuz