Evde kalmanın fark ettirdikleri

Gözle göremediğimiz bir virüs bizi de tüm Dünya’yı da kendisine esir etti. Zengin olma, iktidar olma, egemen olma duygusu ile insanlığın geliştirdiği tüm araçlar adeta küçücük bir virüse teslim oldu. Dünyanın en gelişmiş ülkelerinde çaresizlik kol geziyor. İnsanlık bu virüs nedeniyle evlere kapanmak durumunda kaldı. Hepimiz yakınlarımızı, dostlarımızı ve arkadaşlarımızı çok özler olduk. Allahtan görüntülü telefonlar var da ,bir birimizi hiç olmazsa görüntülü olarak görebiliyoruz.

Bu haliyle evde kalmak özgürlüğümüzü elimizden aldı. Ama, belki de içimize dönerek, iç muhasebemizi yaparak bizi içsel bir özgürlüğe kavuşturdu. Virüs öncesi, sistemin nasıl bizi yabancılaştırdığını, kendimizi nasıl olmadık şeylere kaptırdığımız ve hayatı ıskaladığımızı, bir çok dost ve arkadaşlarımızı, en önemlisi kendimizi ihmal ettiğimizi bize hatırlattı.

Evde kaldığımız süre çocukluğumuzu, gençliğimizi ve şu anki halimizi hatırlamaya, kendimizce hayatımızı sorgulamaya ve ondan dersler çıkartmaya başladık. Belki bir çoğumuzun hayat mücadelesi içinde fark etmediği içimizdeki çocuğu fark ettik.Sistemin bizi nasıl kendisine esir ettiğini fark ettik.

Kendi adıma Eşme’de sabanla çift sürerken ,çıraklığa ,seka çırak okuluna ,oradan akşam lisesi ve hukuk fakültesine, mesleki ve siyasi çalışmalarıma, toplumumuzun her kesiminden edindiğim ve hiçbir zaman unutmadığım arkadaşlarıma , özel hayatıma ve hayatın anlamına kadar her şeyi gözden geçirme fırsatı buldum.

Aslında insanlığın tarih boyunca mücadelesini verdiği eşitlik,özgürlük,adalet ve insan hakları gibi kavramların insanın özünü oluşturduğunu, hayatın içersinde bu özü ıskalamamak gerektiğini fark ettim.

Fark ettim ki; insan dostluk,insanlık ve insanca yaşam için bizi kendimize yabancılaştırmaya çalışan sisteme direnmeli.Dünyadaki en önemli varlığın maddi varlık değil, manevi varlıklar  olduğunu ve onları geliştirmeye çalışması gerektiğini  unutmamalı. Esasında çok sesli bir orkestra olan hayatı için bu orkastrayı  oluşturmaya çalışmalı, kendini tanımak ve tamamlamaktan ibaret olan hayatında zamanın kıymetini bilerek yaşamalı.

İnsan hata yapmaktan da çekinmemelidir. Zira hayatın kendisi hatalar üniversitesidir.İnsan öncelikle oradan mezun olmaya çalışmalı.

Dünyada hem kendi kendimizin konuğu, hem de Dünya’nın misafiriyiz. Dünya’daki konumumuz, gücümüz ne olursa olsun.Her an mal, mülk,makam mevkii olmadan  gidebiliriz.Tek başımıza geldik ve yine tek başımıza gideceğiz. Öyle ise kendimizle ve insanlıkla yabancılaşmaya asla izin vermemeliyiz. Hayat üniversitesinden mezun olma amacımızı hiç bir zaman ıskalamamalıyız. Önemli olan hayatta tatlı bir seda bırakmak değil mi ?

İnsanın gerçek özgürlüğü, mala,mülke,makama ve sistemin dayatmalarına engel olduğu ölçüde vardır. İnsan,dünyadaki en kutsal ve gelişmiş yaratıktır. Eşitlik,özgürlük,adalet,gibi kavramlar insanın doğasında, içindeki şarkıda, gizlidir. Bu şarkı hayat üniversitesinin diplomasıdır. Asla sistemin içimizdeki şarkıyı bitirmesine, sistemin bizi yabancılaştırmasına izin vermemeliyiz. Özgürlüğün içsel olanı daha önemli.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fahri Örengül - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Anket Cumhurbaşkanı'nın açıkladığı normalleşme sürecini nasıl karşılıyorsunuz