EMEĞİN BAYRAMI MI?

Yarın, 1 Mayıs.

Yani “Emeğin Bayramı.”

Sizce bu ülkede “EMEK ve ALINTERİ” ile yaşamak kolay mı?

Emeğin bayram edebilmesi için, önce “İŞ OLANAKLARI” olacak!

Oysa, bu ülkede en büyük sorun “İŞSİZLİK.”

Üstüne bir de Korona Virüs belası geldi ve öncelikle emeği ile yaşayan insanları vurdu!

Sanayi ve hizmet sektöründe çalışanların büyük kısmı işini yitirdi. Yardımla yaşamaya muhtaç hale geldi.

Bu koşullarda bile “İş Kurumu” önünde, ekmeğini kazanmak için iş bulmanın telaşında insanlar.

Bu ülkede “İŞ GÜVENCESİ” ve “İŞ GÜVENLİĞİ” zaten yoktu.

Çalışanların yalnızca yüzde 10’u Sendikalı.

Yüzde 90’ı sendikal hak nedir bilmiyor!

Sendikalı olanların da gerçek anlamda “GREV HAKKI” yoktu.

Şimdi, zaten greve çıkmak mümkün değil.

Öte yandan, emekçilerin en büyük iki sorunu;  “Meslek Hastalıkları” ve “İş Kazaları.”

Engelli vatandaşların iş bulabilmeleri “yok” ölçüsünde. 

Bir başka sorun, “Çocuk İşçilik.”

Okulda öğrenim görmesi, oyun oynaması ve çocukluğunu yaşaması gereken o küçük vatandaşlarımız, “ucuz emek” olarak kullanılıyor ve iş kazalarına da maruz kalıyorlar.

Elbette “emekçi” denince yalnızca sanayi ya da hizmet sektöründe çalışanlar anlaşılmıyor; Kağıt toplayıcıları, günübirlik yevmiye ile iş peşinde koşan “amale” denilen insanlar, ayakkabı boyacıları, boya-badana işi yapanlar, simitçiler, seyyar börekçiler, tezgahtarlar, ücretli öğretmenler, mevsimlik tarım işçileri hemen akla gelenler.

Bu insanların hiçbir “güvenceleri” yok. Sigortalı bile değiller.

Ama, Anayasamıza bakılırsa; “SOSYAL BİR HUKUK DEVLETİ” olarak  tanımlanıyor.

“Yürütme erki” yani siyasi iktidar, kimi işadamları ve şirketlerin vergi borçlarını erteliyor, ya da silebiliyor! Ama asgari ücretliden vergi alıyor!

Oysa; o asgari ücretli de, sendikalı-sendikasız ya da sosyal güvencesi olmayan “kayıt dışı” işçi de aynı zamanda bir “tüketici” olarak aldığı her ürün için, KDV ve ÖTV ödüyor.

Bu ülkede emek sınıfı “sağlıklı ve dengeli bir BESLENME” olanağı bulamıyor.

Sağlıksız bir toplumun göstergesini, hayatın her alanında görebiliyoruz;

·Hastanelerin hemen hepsi her gün tıklım tıklım hasta dolu,

·Cezaevleri tıka basa dolu. 90 bin civarında hükümlü, “İnfaz Yasası” ile dışarı çıktılar ama dışarıda kalabilecekleri şüpheli! Çünkü, iş bularak çalışma olanakları yok!

·Bu ülkede gazete, dergi, kitap satışları, pek çok ülke ile kıyaslanmayacak ölçüde geride ve giderek daha da azalıyor.

·İşsizlik, işini yitirme, yeterli gelirden yoksun kalma, işinden çıkarılma gibi nedenlerle aile içi çatışmalar artıyor, “toplumun temeli” olarak tanımlanan “AİLE” yapısı çöküyor! Aile içi şiddet de artarak sürüyor.

·İnsanlar, en küçük anlaşmazlıklarda kolayca şiddete başvuruyor, kolayca “GAZA GELİYOR!.”

·Bu ülkenin vatandaşları işsizlik sorunu yaşarken, başka ülkelerin vatandaşları ya da;  ülkemize “mülteci” olarak gelenler “ucuz emek” olarak çalıştırılıyorlar! Bu da aynı “sınıfsal yapıda” olan insanları birbirine düşman ediyor!

·Siyasi iktidarın çıkardığı yasalarla “Esnek çalışma”, “stajyer işçilik” ve benzeri yöntemlerle “zincirsiz köle” gibi çalışıyor kimileri.

Bu açık gerçeklerin yanı sıra;

Ülkemiz, 2020 yılına;  447 milyar dolar dış borç, 139 milyar batık kredi, 12.5 milyon icralık insan ve 8 milyon işsizle girdi.

Üstüne bir de Korona belası geldi…

İşte bu koşullarda emeğin bayramını kutlayacağız.

Alın teri ile, emeği ile, çalıp çırpmadan, bir başka insanı sömürmeden, tüm çilelere göğüs gererek yaşamaya çalışan emek sınıfının güzel insanlarını saygı ile selamlıyorum.

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Küpçü - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Feridun Koca - Vergi borcu silinmesi ifadenizi görünce afalladım. Sokaktaki kara cahilin hiç bir iktidarın kanun değişikliği olmadan 1 kişinin dahi vergi borcunu silmesinin mümkün olmayışını bilmemesini normal karşılayabiliriz. Fakat köşe yazarlığı yapıp halka yön vermek durumunda olan yazarların bunu söylemesini anlayabilmek mümkün değil. Siz yazınızı yazmadan önce bu basit hatayı yapan konumuna düşmeden bir mali müşavire danışsaydınız iyi olurdu. Bu ülkede orta okul eğitim seviyesinde olan asgari kültürel seviyedeki insan bilir devlet vergi borcunu affetme yetkisi yoktur. Gerek bu hükümet gerek daha önceki hükümetlerin yaptığı vergi borcundan oluşan faiz ve cezalar, ana para ödendikten yani vergi borcu ödendikten diğerleri sonra silinir. Bu her dönemde olan bir uygulamadır. Bunun adında vergi borcunun silinmesi değil, vergi borcundan kaynaklana ceza ve faizlerin silinmesidir ki bu cezalar ve faiz asla vergi değildir. Sokaktaki insanın bildiği bu çok basit mali gerçeği sizde öğrenseniz iyi olur. Bu uygulama beli şahıs ve şirketlere değil vergi mükellefi olan herkese uygulanır. Sizi anlıyorum AKP hükümetine çakmak istiyorsunuz ama bu yalanı kimse yemez ki?, Bu yazıyı okuyanlar gülecek size.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 30 Nisan 22:00
02

Mustafa Küpçü - @Feridun Koca 01 nolu yoruma cevabı: Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile yapılabilecek bir işi dolandırmışsınız! Çok daha ağır hükümlerin, C.B Kararnameleri ile "yasal hüküm" haline geldiğinden habersiz misiniz? Amcınız beni eleştirmekse, daha sağlam dayanak bulmalısınız!

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 01 Mayıs 14:16


Anket Cumhurbaşkanı'nın açıkladığı normalleşme sürecini nasıl karşılıyorsunuz