Yaşlı ve çocuklar olmadan hayat olmuyor…

Merhaba sevgili okuyucularımız,

Binlerce yıldır Türk milleti olarak “aile” hayat akışımızın en önemli yerini kaplar. Geniş aile modeli bizim varlığımız ve yaşam kaynağımızı oluştururdu.

Bizim aile yapımızda büyükanne - büyükbaba, çocuklar ve torunlar olmak üzere üç neslin bir arada yaşaması toplumumuzun önemli değerlerinden biriydi.

Günümüzde belki farkında değiliz ama aile, her yaş grubundaki bireyler için en önemli sosyal destek sistemidir. Ailede kuşaklararası dayanışmanın sağlanması ve sürdürülmesi hem yaşlanan büyükler, hem de toplumda yetişkin olmaya hazırlanan çocuklar ve gençler için ayrı bir önem taşır.

Ailede gerçekleşen ilk sosyalleşme günlük hayatta öğrenilmesi gereken oturma, kalkma adabı, insana saygının öğrenilmesi, dede, büyükanne ve torun arasındaki kuşakların ilişkisi ile oluşabilmektedir.

Diğer yandan yaşlılar da çocuklarına, torunlarına ve yakınında bulunan akrabalarına güvenerek, ömürlerini yaşadıkları evde tamamlamak isterler.

Yaşlılar toplum içinde; yaşam boyu kazandıkları tecrübeler sayesinde geçmiş – gelecek arasındaki ilişkileri ve köprüyü oluştururlar. Toplumun sürekliliğini sağlarlar.

Kazandıkları tecrübelerini gelecek nesillere aktarmaları onların olaylar karşısında nasıl davranmaları gerektiğini ve hayatın gerçeklerini kısa yoldan öğrenmelerini sağlar.

**

Son yıllarda evlenmelerin azalması, boşanmaların artması, anne veya baba ile yaşamayı tercih etme zorunluluğu, köyden kente göç, küçük dairelerde tek yaşama tercihleri “geniş aile” yapısını yok ederek “çekirdek aile” yapısını ön plana çıkardı. Aile ve toplum ilişkileri değişmiş. Kuşaklararası ilişkiler bozuldu. Değişen yaşam kültürü tüm dünyada olduğu gibi, küreselleşmenin de etkisiyle Türk toplumunu da değiştirmeye başladı.

Ancak toplumları tamamen yalnızlaştıran Koronavirüs ( Covid-19) bize bazı yitirmeye başladığımız özellikleri yeniden gözden geçirmemiz gerektiğini öğretti.

65 yaş ve üstü ile 20 yaş ve altının evlere kapanması sokakların, mahallelerin, sahillerin bomboş olmasına neden oldu.

**

Oturduğum ev Karamürsel’in sahil bandında Mart ayına kadar yaz kış sahil kısmında birçok yaşlı yürüyüş yapar, selamlaşır, birbirlerine hatır sorarlardı. Çocuk ve gençler okula giderken ya da arkadaşları ile buluşmak için sahil bandını tercih ederlerdi. Bende büyük bir mutluluk ile onları seyreder çokta keyif alırdım. Eminim ki herkes o mutluluğu yaşıyordu.

Ne zaman 65 yaş ve üstü ile 20 yaş ve altı mecburen evlerden dışarı çıkamadı ortalık büyük bir sessizliğe büründü. İnsanlar yaşlı ve çocuklara özlem duymaya başladı.

**

Gençler ve yaşlılar ancak internet üzerinden konuşur oldular. Ayrı evlerde, birbirinden uzak yaşam genç ve yaşlıların birbirlerini hatta arkadaş gruplarını özlem duymaya başlamalarına neden oldu.

Samimi söylüyorum benim de hayatımda büyük bir boşluk oluştu. Selam verecek hal hatır soracak kimse ortada kalmadı. Oğlumu, gelinimi özler oldum. Hele hele insanın insana dokunamaması ne kadar zormuş hepimiz anladık.

Geçen hafta Pazar günü ilk defa 65 yaş ve üstü sokağa çıktı, bütün yaşlılarımız sudan çıkmış balık gibi yürümeye çalışıyor özledikleri sahil bandına akın akın iniyor derin derin deniz havasını ciğerlerine çekiyorlardı. Tabii “Fiziksel mesafeye” dikkat ederek yürümelerinin, altını çizmemiz gerekir.

Birbirlerini özlemişler anlatılmaz sohbetler vardı. Balkonda oturdum saatlerce onları izledim. Nasıl özlemişim anlatamam. Bir yandan da manzara karşısında kendimi tutamıyor ağlıyordum. İki aydır göremediğim ağabeyim ile balkondan konuşmak bana ağır geldi. Ona dokunamamak, sohbeti uzaktan yapmak çok yavandı. Her güzel saatin sonu gibi o günde 15.00 da hepsi evlerine çekilmiş sahil, sokaklar yine bomboş, sahipsiz kalmıştı.

Ben bu sefer 13 Mayıs Çarşambayı heyecanla bekledim. Bu sefer 0 – 14 yaş grubu dışarda idi. Ve çocuklar anne babaları ile koşa koşa sahile iniyorlardı. Birbirlerini özleyen çocuklar çılgınca birbirlerine sarılıyor, hasret gideriyorlardı. Doğal olarak çocuklarda Fiziksel mesafe yoktu, ancak anneler babalar ellerinden geldiğince fiziksel mesafe için yoğun çaba gösteriyorlardı.

Çocuklar ve yaşlılar olmadan hayat olmazmış bir kere daha anladım. Çocuklardan uzak geçirilen her gün daha fazla hasret ateşi kor gibi insanın ciğerlerini yakıyor.

Türk topluluklarının geniş aile modeli aile yapısını oluştururken dış tehlikelere karşı toplumu ne kadar çok koruduğunu bir kez daha anlamamızı sağladı.

Bir şeyi daha öğrendik. Kurumlara ve hükümete halk güvenmediği zaman toplumsal dayanışmanın kendi arasında geçmişte olduğu gibi yapılabildiğini de bize çok güzel öğretti. Belediyelerin hayatımıza dokunan ne kadar önemli kurumlar olduğunu İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Mersin gibi Büyükşehir Belediyeleri ve İzmit Belediyesi bize öğretti.

Demek ki bazı şeylerin modası hiç geçmiyor. İnsanların birbirine ne kadar muhtaç olduğunu şu meşhur Koronavirüs bize çok güzel anlattı.

Çocuk, yaşlı, akraba ve komşu olmadan hayat olmadığını yeniden öğrendik. Güzel günlerde görüşmek dileğim ile şimdilik hoşça kalın.

19 Mayıs Salı günü saat 19.19’da balkonlarımızdan ve pencerelerimizden İstiklal marşımızı ve Gençlik marşımızı söylemeyi unutmayalım. Sizleri balkonda bekliyor olacağım.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bilgutay Bağdat - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Anket Cumhurbaşkanı'nın açıkladığı normalleşme sürecini nasıl karşılıyorsunuz