O mahallede olup bitenlerden o mahalle halkı rahatsız

Önce açıklık getireyim.

“O mahalle” dediğim, “Diyanet” mahallesi.

Yani “din konusunda toplumu aydınlatmakla görevli” olanların mahallesi.

Bu mahallede oturanlar, son günlerde bu mahalle ve çevresinde olup bitenlerden rahatsız.

Çoğu sesini çıkarmıyor veya çıkaramıyor, ama medeni cesaret gösterip sesini çıkaran ve uyarı görevlerini yapanlar da var.

Bunlardan biri de Mehmet Ali Karadaşlı.

Türk Diyanet Vakıf Sen Kocaeli Şube Başkanı…

İzmit Eren Camii İmamı…

İmam Karadaşlı, önceki gün sendika başkanı olarak yazılı bir açıklama yaptı ve dedi ki; “Sorun İslam’da değil, bazı Müslümanlarda…”

Ve Karadaşlı, bildirisinin sonuna “Bu yazı; insanların canıma ve namusuna göz diken bazı namussuzlara ithafen yazılmıştır” notunu düşmeyi de ihmal etmedi.

Bildiride isim yoktu, ama “insanların canına ve namusuna göz diken namussuzlar” derken, kimleri kastettiği belliydi.

Sosyal medyada “Bakalım karınızı kızınızı kim koruyacak?” diye sırıtan o soytarıdan söz ediyordu.

Elindeki silahla poz verip, “Bir mangaya yetecek kadar silah depoladım” diyen eski belediye başkanının o oğlunu anlatıyordu.

Televizyondan “Öldüreceğim 50 kişilik listem hazır” açıklamasını yapan o cani ruhlu kadını ima ediyordu.

“İnsanların canına ve namusuna göz diken namussuzlar” dediği bunlar ve bunun gibi olanlardı.

Son günlerde “pıtrak gibi” her taraftan fışkırıyorlardı.

“Din” kisvesi altında “siyasi şov” yapıp, birilerine yaranmak istiyorlardı.

Tehlikeli bir oyundu.

“İç savaş çağrısı” kokuyordu.

Ve bunu “İslam adına” yapıyorlardı.

İşte bu nedenle sendika başkanı, İmam Mehmet Ali Karadaşlı’nın bu bildirisi çok önemli.

Karadaşlı, tam zamanında “uyarı” görevini yerine getirdi. 

Mehmet Ali Karadaşlı diyor ki:

                                               *******

İmam Mehmet Ali Karadaşlı’nın bildirisini ayrıntılarıyla bugünkü manşet haberimizde bulacaksınız.

Ben bazı satırbaşlarını köşeme alıyorum:                                 

*Allah'ın mescitlerini, ancak Allah'a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah'tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte onların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur. (Tevbe-18)

Kur’anın ortaya koyduğu hakikatler apaçık ortadayken, Nebevi ölçüler yolumuza kılavuzluk etmeye devam ediyorken; içimizden bazıları o hakikatlerle çelişen bir yaşantı ve gazetelerin manşetlerine konu olan davranışlar sergileyerek İslam’a ve Müslümanlara zarar vermeye devam ediyor.

*Bu yazıda büyük laflarla dine, diyanete, camiye, cemaate ve insanlığa hizmet ettiğini düşünen ancak; Müslümanlık ve İslam ahlakı ile bağdaşmayan davranışlar sergileyen, insanlıktan nasibini almamış, sosyal medya paylaşımları yaparak cihat ettiğini düşünen, insanların can ve namusuna göz diken, ahlak ve akıl fukarası, özde değil sözde bazı Müslüman tiplere sesleniyor, bir yanıyla da Ramazan muhasebesi yapmak istiyorum.

*Orucu bozan şeylerden daha ziyade, imanı bozan ve darmadağın eden davranışların üzerinde durmalıydık. Bedenin orucunu konuştuğumuz kadar; kalbin dilin, elin, gözün ve gönlün orucunu öncelemeliydik.

*İmanın ve İnsanlığın olmazsa olmazı kabul edilen esasları olan; canın, malın, aklın, dinin ve namusun korunmasını hedefleyen bir hayat yaşamaya çalışmak yerine, insanların namusuna dil uzatarak dinimize de imanımıza da halel getirdi bazılarımız.

*İçinde bulunduğumuz acı hali, yaşadığımız çıkmazları ve bazı Müslümanların sergilediği davranışların neticesini Mısırlı düşünür Muhammed Abduh, şu anlamlı sözleri ile dile getirmiştir: “İslam denince, akla problemler, çıkmazlar ve çelişmeler geliyorsa, bunun sebebi İslam değil Müslümanlardır.” 

*Tam da bu noktadayız. Bir yanımızla namaz, oruç, zekât gibi ibadetlerle Allah’a yaklaşmayı hedeflerken, bir yanımızla da elimiz ve dilimizle güven insanı olmaya çalışmak yerine; o el ve o dil ile şeytanın;  bu kadarını ben bile hayal edemezdim dediği davranışların sahibi oldu bazılarımız.

*Kur’an’ı dilimizle okuduğumuz kadar duygu ve düşüncelerimizle hayatımıza yansıtmamız gerektiğini kavrayamadık.

Doğuştan sahip olduğumuz imanın özünü ilimler kaynağı Kur’an’ın sözüyle buluşturup o sözün gereği olan doğruluğu, dürüstlüğü, namusu, ahlakı ve aklı kuşanamadı bazılarımız.

*Eğer Efendimizin hayatına bütüncül bakabilseydik onun ahlakını da görürdük. O ahlakın kaynağında, sosyal ve toplumsal hayata dönük kurallarını da görürdük.

Savaş hukukunu ortaya koyarken bile tecavüzü, silahsıza sivile saldırmayı yasakladığını öğrenirdik. Bunları bilmeden tuttuğumuz oruçlardan bize açlık ve susuzluktan başka bir şey kalmayacağını da idrak ederdik.

*İman sahibi bir insanın hiç kimseyi tehdit etmeyeceğini, kötülük ve zulüm ile korkutmaya çalışmayacağını bilirdik.

Doğru yola davet eder, “Aksini yapan bizden değildir" diyerek içimizdeki had, hudut tanımayanlara fırsat vermezdik.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Fethiye Caddesi için hangi projeyi beğendiniz?