Reklamı Kapat

Şimdi moda borçla yaşamak mı?

Eskiden, ülkemizde kişiler, aileler ve şirketler “ayaklarını yorganlarına göre” uzatırlardı.

Aldıkları maaşla tatile giderlerdi.

Gelirleriyle ev-araba alırlardı.

Kazandıkça evin eşyalarını düzerlerdi.

“Banka borcu” nedir bilmezlerdi.

Borç almaktan korkarlardı…

Sonra sonra “borçla yaşamak” moda oldu.

Bu modayı, devletimiz başlattı.

“Üretim ekonomisi”ni bırakıp “borç ekonomisi”ne geçti…

Ülkemiz ekonomisini dış borçlarla yönetmeye başladı…

Muhterem halkımız da devletimizin yolunda yürüdü.

Ev alacak, borçla…

Araba alacak, borçla…

Mobilya alacak, borçla…

Buzdolabı ve çamaşır makinesi alacak, borçla…

Tatile gidecek, borçla…

Çocuğunu özel okulda okutacak, borçla…

Aklınıza ne gelirse…

Adı üstünde tüketeceğiniz her şey için kredi var.

Borcu olmayan, hemen hemen yok gibi

Size BDDK’nın rakamını vereyim.

BDDK, yani Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun Ocak 2020 verilerine göre, bankalara “tüketici kredisi” ve “kredi kartı borcu” bulunan vatandaşların sayısı 31 milyon 983 bin.

Borçlu vatandaş sayısı, bir önceki yıla göre 725 bin artmış.

Bankalar, kime borç verir?

Belirli bir yaşın üstünde olanlara, yetişkinlere…

Eee, bu varsayımdan yola çıkarsak, ülkemizde “borçsuz kimse” hemen hemen yok sayılır.

BDDK’dan bir rakam daha vereyim.

20 Mart 2020 itibariyle vatandaşların bankalara toplam borcu, 632.7 milyar lira.

Bunun 517.5 milyar lirası tüketici kredisi, 114.6 milyar lirası da kredi kartı borcu.

Tablo böyle!

Şimdi…

İktidar…

Vatandaşın borca batık seviyesini yeterli görmüyor ki, daha da borca batırmak istiyor.

Son açıklanan paket, bunu gösteriyor.

Vatandaşa, “Mevcut borçlarını kafana takma, bak sana yeni krediler açacağım, borç al tatile git, borç al arabanı değiştir, borç al eve yatır” diyor.

İktidar, vatandaşı düşündüğünden bu paketi açmış değil. 

Amacı, inşaat sektörünü kurtarmak!

Amacı, turizm ve otomotiv sektörlerine destek vermek!

Vatandaş zaten borç batağında, çenesine kadar borçlanmış, borcu boyunu geçse ne olur?

Özetlersem…

Vatandaş, “borçla yaşamaya” alıştırıldı.

Vatandaşın önündeki 8-10 yıl ipotek altında.

Devletimiz, borçlu…

Vatandaşımız, borçlu…

Aileler, borçlu…

Şirketlerimiz, borçlu…

Çalışmadan, üretmeden, borçla yaşamanın sonu yok!

Bakalım bu doğru, ne zaman kafamıza dank edecek?

Bu nasıl iş?

Enflasyon düşüyor…

Ülke hızla büyüyor…

Ama işsizlik ve fakirlik diz boyu!

Sahi, nasıl oluyor bu?

Bir yaşlıdan bilim kurulu üyelerine açık mektup

Dün Cumhuriyet’i okurken ikinci sayfada Ayşe Kulin’in açık mektubu dikkatimi çekti.

Baştan sona okudum, 65 yaş üstü vatandaşların şikâyet ve isteklerini çok güzel özetlemiş.

Sizlerle paylaşmak istedim.

“Bilim Kurulu’nun değerli üyeleri,

Ülkemiz çok zor bir dönemden geçerken yapmakta olduğunuz işin önemini ve zorluğunu elbette biliyor, size çabanız için teşekkür ediyorum ama 65 yaş üstü bir vatandaş olarak, bizlerin sokağa çıkma iznimizle ilgili bir hususa dikkatinizi çekmek isterim.

Aranızda 65 yaş üstünde olanlar varsa, eminim beni anlayacaklardır. Eğer aranızda şu anda bu yaşta olanlar yoksa, sizler bu yaşlara erdiğinizde, eli ayağı tutan, kafası işleyen insanların haftada bir pazar günleri evlerinin önünde bir aşağı bir yukarı gezinmekten öte ihtiyaçlarının bulunabileceğini bizzat deneyimleyip bana hak vereceksiniz.
Haftalar süren eve kapanma sürecinin sonunda bize lütfedilen dışarı çıkma iznine elbette müteşekkiriz ama eğer şehrin binlerce sokağının herhangi birinde bir apartman dairesinde yaşıyorsak, evden uzaklaşmadan altı saatlik izni nasıl geçirebiliriz ki? Eğer varsa kendi arabalarımıza, yoksa önlemlerimizi alarak toplu taşıma araçlarına binerek belki bir deniz kıyısına, belki bir parka kadar gidebilmek, doğayla kucaklaşmak bizim de hakkımız değil mi?

Kaldı ki hava almanın yanı sıra başka ihtiyaçlarımız da var. Biz orta yaş üstü vatandaşların çoğu, özellikle yaşımızdan dolayı, işlerimizi sanal pazarlarda halletmeye, banka işlemlerimizi internet üzerinden yapmaya pek alışık değiliz. Şahsen benim evime birkaç yüz metre uzaklıktaki bankamda atmam gereken imzalar birikti. Her seferinde nazik bir banka elemanını kapıma kadar getirmek beni çok üzmekte...
Gönül isterdi ki bizlere bağışlayacağınız izin, bir keresinde de hafta içi bir güne rastlasın, bankama gidip işlerimi halledebileyim, eczaneme uğrayıp biten ilaçlarımı, ihtiyaçlarımı alabileyim. Eskidiği için toz alma yerine toz püskürten elektrikli süpürgemi, pahalı bir meta olduğu için sanal ortamda değil, gözlerimle görerek yenileyebileyim. Arabamı on beş dakika mesafedeki deniz kenarında kadar sürüp camımı açarak deniz kokusunu soluyabileyim. Şubat ayında geçirdiğim ameliyatın sonuçlarını belirleyecek röntgeni, altı hafta rötarla da olsa çektirip doktoruma göndererek telefonda olsun içimi rahatlatabileyim.

Yukarıda saydıklarım benim şahsi isteklerim. Sekiz milyonu bulan grubumuzda kim bilir daha kaç binlerce kişi, başka nedenlerle sokağa çıkma hakkını hafta içinde kullanmak istemektedir.

Yaş grubu olarak hastalanma eşiğimiz yüksek olduğundan bizleri korumaya çalıştığınızı, iyi niyetinizi biliyorum ama çoğumuz ömrümüzün yeryüzünde kalan sürecini, bazı özel ihtiyaçlarımı başkalarından hizmet talep etmeden, haftada bir iki gün de olsa kendimiz karşılayarak onurlu bir şekilde geçirmek istiyoruz.

Talebimizin değerlendirilmesi ricasıyla, Bilim Kurulu'na saygılarımla...”

Uzay asansörü ve çocuk evliliği

Bir Japon firması, “uzay asansörü” projesi üzerine çalışmaya başladığını açıkladı.

ABD, güneşten dünyaya kablosuz enerji sağlamak için çalışmalarını sürdürüyor.

Ruslar, Mars ve uydusu Fabos arasında teleferik sistemini andıran bir sistem oluşturmaya çalışıyor.

Bilim ve teknoloji zengini ülkelerin, gelecekle ilgili çalışmaları inanılmaz!

Yerkürenin 50-100 yıl sonrasını planlıyorlar.

Ya biz?

Dünya bu tür bilimsel çalışmalarla uğraşırken, biz hâlâ çocukların evlenmelerini tartışmaya devam ediyoruz.

Profesör ve siyasetçi kılıklı yobazlarla kuşatıldı ülkemiz.

Amaçları, Türkiye’yi dünyadan koparıp ilkçağlara taşımak!

İşi gücü bıraktık bunlarla uğraşıyoruz.

Çubuklu Osmaniye ve elektrik kesintileri

Çubuklu Osmaniye, İzmit’ten Kandıra yönüne giderken önümüze çıkan ilk köylerden biri.

İzmit’e çok yakın, ama derdi büyük.

Sıkça yaşanan elektrik kesintileri, köy halkını bezdirdi.

Defalarca durumu yetkililere bildirmişler, düzelme yok!

Dün köyün köklü isimlerinden Hüseyin Uzun dostumuz aradı, “Köşende bu sorunumuza bir yer ver, bizi dertten kurtar” dedi.

SEDAŞ yetkililerine sesleniyorum…

Çubuklu Osmaniye’nin elektrik sorunuyla bir ilgilenin!

Bu yıl doğanlara isim önerisi

Erkek olursa: Koronalp, Koronacan, Koronay.

Kız olursa: Pandenur, Pandenaz, Pandegül, Pandesu.

Sosyal medyada dolaşan isimler bunlar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Kocaeli Valiliği'nin aldığı koronavirüs tedbirlerini yeterli buluyor musunuz?