Reklamı Kapat

Küresel korona salgını, çevre sorunlarının bir yansımasıdır!

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu, Dünya Çevre Günü nedeniyle mesaj yayınladı. Mesajda önemli konulara temas edildi… Çevreyi ve doğayı seven biri olarak  TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası’nın açıklamasını sizinle paylaşmak istiyorum.

“Çevre sorunları insanın doğayla etkileşimi ile başlamıştır. Doğa, son derece kırılgan bir yapıdadır. Ne var ki sanayi devriminde oluşan çevresel sorunlar, küreselleşmenin yarattığı yağma ile bu kırılgan yapı, daha da derinden etkilenmiştir. ‘Mağara yaşamından yüzlerce katlı gökdelenlere, avcılık ve toplayıcılıktan devasa lüks restoranlara, ok fırlatmaktan kıtalar arası balistik füzelere, uçurtmadan uzay gemilerine ulaşıldı. Öküz ile çekilen kağnılardan, saate 500 km hızla giden trenler yapıldı. Sal’dan, uçak gemilerine, kuşdili ile haberleşmeden, gelişmiş elektronik ortamda cep telefonu ile haberleşmeye varıldı’. ‘İnsanlığın en büyük gereksinimi enerjidir’ denilerek plansız-programsız HES’ler, termik ya da nükleer santraller inşa edildi. Elbette tüm bu faaliyetlerin bir bedeli olmalıydı. Ve bu bedel özetle:

TEMİZ İÇME SUYU

‘Dünya’ya her 20 dakikada 3500 yeni doğan bebek katılırken bir ya da birden fazla hayvan/bitki türü yok olmaktadır. Bu da yılda yaklaşık 27000 türün yok olması demektir.

Tüm dünyada tatlı su tüketimi, her 20 yılda 2 kat artmaktadır. Bu oran nüfus artışının 2 katından daha fazladır. Halen birçok ülke, su kıtlığı tehlikesinde olup 1.4 milyar insan temiz içme suyu kaynağından yoksundur.

Tüm dünyanın üçte ikisi, yetersiz ve dengesiz beslenmektedir. Dünyanın en zengin ilk üç kişinin serveti, Dünya’daki en yoksul 48 ülkenin ulusal gelirinden fazladır. En zengin 225 kişinin toplam serveti, dünya nüfusunun yarısının yıllık gelirine eşittir.

Dünyanın en büyük şirketlerinin 222`si, ilk 50 şirketin 34`ü ABD` ye aittir. Dünya nüfusunun %5`ine sahip ABD, dünya kaynaklarının %40`ını tek başına kullanmaktadır’.

*************************************************************

ULUSAL POLİTİKALAR

Giderek büyüyen çevre sorunları, artık toplumsal ya da ulusal politikalarla çözülemeyecek boyuta eriştiğinde, uluslararası bir çabanın gereksinimi kendiliğinden ortaya çıktı. Bu çabanın devamında, Birleşmiş Milletler Örgütü’nün, 1972 yılında İsveç‘in başkenti Stockholm‘de 133 ülkenin ve 20.000’den fazla insanın katılımı ile düzenlediği zirvede, 5 Haziran gününün, "Dünya Çevre Günü" olarak anılması oybirliği ile kabul edilmiştir. İlgili tarihten bu yana, çevre sorunlarına kamuoyunun dikkatini çekmek, tüm çevresel sorunlara halkın katılımını sağlayabilmek ve politik ilgiyi artırmak üzere dünya genelinde çeşitli etkinliklerle "Dünya Çevre Günü" kutlanmaktadır.

***************************************************************

BİLİNÇ YETERSİZLİĞİ

Ne yazık ki yetkililerin ve ilgililerin söylediği tüm güzel sözlere karşın, çevre sorunları, her yıl çığ gibi büyümektedir. Günümüzde ortaya çıkan küresel korona salgını da çevre sorunlarının bir yansımasıdır. Mevcut sorunların altında ciddi bir bilgi ve bilinç yetersizliği vardır. İnsanın doğayı rant ve talan alanı olarak görmesi, bilgi ve bilinç yetersizliğinin bir başka yansımasıdır. Bu yetersizlik, ne yazık ki tüm geleceğimizi olumsuz etkilemektedir. Dünya Çevre Günü, oluşan devasa çevre sorunlarına yönelik duyarlılığın ve farkındalığın yaratılması gereken bir gündür. İşte böyle bir günde, hem de sorumluluk taşıyan kimi meslek odaları ya da yerel yönetimler, 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nü kutlamayı tercih etmektedir. Oysa, böyle bir günü şenliğe dönüştürmek mümkün müdür? Oluşan devasa çevre sorunlarına ve bu sorunların yarattığı kirliliklere dikkat çekerken neyi ve nasıl kutlayabilirsiniz? Hem de söz konusu kirlilikten sorumlu bireyler ya da kurumlar olarak…

****************************************************

CİDDİ BİR AÇGÖZLÜLÜK

Çevreye yönelik duyarsızlık, çevre kirliliğinin önemli nedenlerindendir. Çevre sorunu denildiğinde, görsel kirlilikten çok, insanın halen anlayamadığı ve tüketim alışkanlığının hızla arttığı kirlilik olarak algılamak gerekir. Ciddi bir açgözlülük, üretmeden tüketmek, az çalışıp çok harcamak, doğal kaynakları bir araç olarak görüp ranta dönüştürmek, günümüzün en ciddi çevre kirliliği olarak karşımıza çıkmaktadır. İktidarların etrafında pervane olan, kim güçlü ise onun yanında nemalanmak isteyen sosyal çevreler hep olmuştur. Böyle bir durumda sürekli kaldırımları değişen, yolları kazılan, asfalt dökülen, madencilik faaliyetleri, enerji santralleri, imar ve kentsel rant alanları yaratmak üzere sürekli tahrip edilip tüketilen doğa ile birlikte dağ gibi oluşan çöp alanları ortaya çıkmaktadır. Kentlere karşı işlenen suçlar her birimizin gözleri önünde cereyan etmektedir.

***********************************************************************

FELSEFİ BİLİNÇ

Doğa sevgisi oluşmadan çevre bilinci gelişemez. Çevre bilinci felsefi bilinçten geçer. Felsefi bilinç de yeryüzündeki kaynakların sınırlı olduğunu, yaşamı ve geleceği buna göre planlamayı öngörmektedir. Doğa sevgisinden yana bir anlayış, çevre bilincini yaratabilir. Çevre bilinci ancak gelişmiş, kendisi ile barışık, öz güveni olan eleştiri ve öz eleştiri yapan insanlar tarafından sağlanır. Dünyaya gelen her bireyin bireysel ve toplumsal sorumlulukları vardır. Her bireyin kendisi ile birlikte diğer canlıların yaşam haklarına saygı göstermesi beklenir. Toplumsal sorumluluklar, aileden başlayarak yaşamın bütün alanlarından ulusal ve küresel sorumluluklara dek uzanır.

**************************************************************************

DUYARLI OLMALIYIZ

Sonuç olarak; Çevre sorunları, günümüzde doğa-insan ilişkisi ekseninde yeniden ele alınmalıdır. İnsanın her şeyden önce belirli bir bilgi ve bilince erişmesi ve aç gözlülükten kaçınması zorunludur. Yetkili ve ilgililerinde bu gerçeği görmesi gerekmektedir. Bugünün ve geleceğin kuşaklarına, duygusal ekolojik akıllarını kullanması öğretilmelidir. Bu da ancak çevre duyarlılığı ile eğitilmiş toplumlarda mümkündür. Dünya Çevre Günleri, gelecek kuşaklara yaşanabilir bir çevre bırakmak için çözümlerin arandığı, doğa ve çevre sevgisinin ve yaşam mücadelesinin yüceltildiği günler olarak değerlendirilmelidir.

ÇEVRE-SORUMLULUK BİZİM

5 Haziran Dünya Çevre Günü’nün, öncelikle kendi kendimizi ve içinde yaşadığımız toplumu, çevre sorunları konusunda sorgulayabileceğimiz ve çevreye yönelik olumsuz davranışlarımızı gözden geçirebileceğimiz bir atmosferin oluşmasına katkı sağlamasını diliyoruz. Unutmayalım, çevre de bizim, sorumluluklar da bize ait. Temiz bir çevrede barış, özgürlük ve umut dolu bir Dünya özlemiyle, gelecekteki ‘5 Haziran Dünya Çevre Günleri’ ne...”

**

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu’nun Dünya Çevre Günü ile ilgili açıklamasını sizinle paylaştım.

Bu önerilere dikkate almalıyız…

Zira hepimiz bu dünyada yaşıyoruz…

Temiz bir doğaya, temiz bir çevreye ihtiyacımız var…

**********************************************************************************

Tatil için ‘bekle-gör’

Geleneksel araştırma yöntemlerini yeni nesil teknolojilerle harmanlayan CURIOCITY Araştırma ve Danışmanlık Şirketi, iş ortağı Diyalog Araştırma ile Türkiye'nin Kovid-19'la sınavını anlamak için dördüncü araştırmasını tamamladı

SEYAHATE ÇIKMAK

1 Haziran itibariyle karantina iş dünyası ve halkın yüzde 60’ını oluşturan 19 - 64 yaş arası 50 milyon için kalktı. Araştırmaya katılanların yüzde 62'si haziran ayının tatil için çok erken olduğunu söylüyor, yüzde 29 ise ayın başlarında beklemekten yana. Yüzde 75 yurt dışına seyahat için haziranı çok erken buluyor, yüzde 18 beklenip gözlem yapılmasından yana.

RESTORANA GİTMEK

Yüzde 44 haziran ayının alışveriş, dükkan gezme kalabalığına girmek için çok erken olduğunu belirtirken yüzde 59 haziranı AVM’ye gitmek için çok erken buluyor. Yüzde 9 restoranlara hemen gidebileceğini belirtiyor, yüzde 56 için ise haziran restorana gitmek için erken. Yüzde 8 spor salonuna hemen başlamayı planlıyor, yüzde 28 ise ay içinde gidişatı gözlemlemekten yana. Yüzde 64 ise haziranın spor salonuna gitmek için çok erken olduğunu söylüyor.

*********************************************************************

Türkiye’nin % 69’unda BANKA HESABI VAR

Ajans Press’in WorldBank verilerinden ve medya yansımalarından derlediği bilgilere göre, Türkiye’nin yüzde 69’unda banka hesabı olduğu görüldü. Listenin en başına yerleşen ülke ise Avustralya olurken, yüzde 100’ünde banka hesabı olduğu kaydedildi. Kanada da Avustralya ile aynı sırayı paylaşırken, orada da oran yüzde 100 olarak kayıtlara geçti.  Üçüncü sıraya ise Almanya yerleşirken banka hesabı olan kişilerin oranı yüzde 99 olarak belirlendi. Buna karşın en az oran Pakistan’da görülürken, burada banka hesabı olan kişilerin oranı yüzde 21 olarak karşımıza çıktı.

*********************************************************************

TARİH 7 HAZİRAN 2012

Başbakan Erdoğan’ın konuşması sırasında “Parasız eğitim” pankartı açtıkları için örgüt üyeliğinden yargılanan iki üniversite öğrencisine 8’er yıl 5’er ay 20 gün hapis cezası verildi.

GÜNÜN SÖZÜ

Bir yengece, doğru yürümesini asla öğretemezsiniz. (Aristophanes)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mesut Akbulut - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Kocaeli Valiliği'nin aldığı koronavirüs tedbirlerini yeterli buluyor musunuz?