Reklamı Kapat

“Tâbi Olmanın” olmazsa olmazı

Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur: “Ey Peygamber! İnanmış kadınlar, sana gelip, Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmayacaklarına, hırsızlık yapmay...

Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur:

“Ey Peygamber! İnanmış kadınlar, sana gelip, Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmayacaklarına, hırsızlık yapmayacaklarına, zina etmeyeceklerine, çocuklarını öldürmeyeceklerine, kimseye asla iftira etmeyeceklerine ve iyi olan hiçbir işte sana karşı gelmeyeceklerine dair biat etmek istediklerinde, onların biatını kabul et…” (Mümtehine, 12)

İlk okuduğunuzda, meseleyi sadece kadınların Hz. Peygamber’e (S.A.V.) biat etmesi olarak görebilirsiniz.

Üstelik “biat” kelimesini duyunca bazılarınız rahatsız da olabilir.

Evet, ayette kadınların Hz. Peygamber’e (S.A.V.) biat etmesi meselesine temas ediliyor.

Ancak, ayetteki bir ifade, bu biatın “koşulsuz” olamayacağını da belirtiyor.

Hangisi mi?

“…iyi olan hiçbir işte sana karşı gelmeyeceklerine…” ifadesi.

Bu ne demektir?

Hz. Peygamber’e (S.A.V.) bile “biat” ederken, bu biatın “iyi işler” çerçevesinde gerçekleşmesi, peygambere dahi “iyi işlerinde” tabi olunması gerektiğidir.

Düşünün…

Allah tarafından hataları kontrol altına alınan, anında müdahale edilen ve “ismet” sıfatına sahip ve dolayısıyla “kötü iş”le “işi” olmayan Hz. Peygamber’e (S.A.V.) itaat ederken bile Cenab-ı Hak “iyi işler” kaydını koymuş ve diğer bütün fiillerin yanında bunu da ayrıca vurgulamış.

Ve adeta buyurmuş ki:

Bir insana tabi olurken o kişinin “yaptığı işin niteliği”ne dikkat edin.

Ne kadar güvenirseniz güvenin, bir kişiyi takip ederken, yaptığı her işin “iyiliği” üzerinde düşünün, anlayın ve buna göre hareket edin.

Ne kadar güvenilir olursa olsun, insanların “hatasız” olabileceğini asla düşünmeyin.

O nedenle ne kadar güvenirseniz güvenin bir insanı “mutlak otorite” kabul etmeyin.

Bir işin “iyi olup olmadığına” karar verme donanımınız yoksa, bilenlerle istişare edin.

Anlamıyorsanız, tabi olmayı düşündüğünüz otoritenin “izah” etmesini isteyin.

“Ben yaptım, oldu!” demesini kabul etmeyin.

“Neden, neye göre” yaptığını belirtmesini, en doğal hakkınız olarak, talep edin.

“Bir bildiği vardır” diyerek sorgusuz sualsiz, hayatınızı şekillendirmelerine izin vermeyin.

Kısacası tâbi olacağınız otoriteden sizi “gütmesini” değil, “gözetmesini” isteyin (Bakara, 104).

“Bilmediğiniz” ya da tam manasıyla bilemediğiniz şeyin peşine düşüp, “kulak, göz ve kalbinizi” ondan sorumlu hale getirmeyin (İsrâ, 36).

Aksi halde, yaşanabilecek kötülüklere binaen dünyada da ahirette de, tâbi olduğunuz kişilere sorumluluğu atmaya çalışmanız sizi kurtaramaz (İbrahim, 21).

“Peki, bunları kimlere buyurmuş?” derseniz:

Elbette iman eden “akıl” sahiplerine…

Aklını kullanabilenlere…

Yoksa “akıl sahibi olmayanlar”ın körü körüne tâbi olmak dışında bir seçenekleri var mı ki?

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Banu Gürer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Kocaeli Valiliği'nin aldığı koronavirüs tedbirlerini yeterli buluyor musunuz?