Reklamı Kapat

En tepeden “Adil yargılanma ihlal ediliyor” uyarısı

Türkiye’de yargının “adil” olduğunu söylemek mümkün mü?

Değil.

Ülkemizin yıllardır en büyük sorunlarından biri.

Şimdi bu sorun Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan tarafından da dile getirildi.

Yani “Türkiye’de yargının adil olmadığı” tescillendi.

Hem de en yüksek mahkeme başkanı tarafından…

Zühtü Arslan, yeni bir üyenin yemin töreninde yaptığı konuşmada aynen şunları söyledi:

“Yüzde 52.1 oranında adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini görüyoruz. Bu da, adil yargılanmayla ilgili önemli bir mesele olduğunu ve çözümlenmesi gerektiğini söylüyor. Anayasa Mahkemesi’nin temel görevi özgürlükleri korumaktır.

Bireysel başvuruyu uygulayan hiçbir ülkede bizdeki kadar başvuru yapılmamaktadır. Mahkememize sadece 2019’da 43 bin civarında başvuru yapıldı.”

Başkan Zühtü Arslan’ın bu sözleri, Türkiye’deki yargı sorununun en net anlatımı.

“Adil yargı yok” diyor.

“Yüzde 52.1 oranında adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini” söylüyor.

Daha ne desin?

Bütün bunları da havaya söylemiyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan orada…

TBMM Başkanı Mustafa Şentop orada…

Devleti yöneten kafa adamlarının çoğu orada…

Başkan Arslan’ın uyarısı bu kadar da değil.

Başka uyarılarda da bulunuyor.

Diyor ki:

*”Hukuksuz kalan devlet, yaşam destek ünitesine bağlı bir hasta gibidir.”

*”Temel hakların korunması, hukuki olduğu kadar aynı zamanda ahlaki bir meseledir. Bizim gibi olmayan, bizim gibi düşünmeyen ve bizim gibi yaşamayanların da haklarının olduğunu kabul etmemiz gerekir.”

Anayasa Mahkemesi Başkanı, bu konuşmasıyla “Türkiye’de adil yargılanmanın ihlal edildiği” gerçeğini tarihe not düşmüş oldu.

En tepeden gelen bu uyarı, bakalım ülkeyi yönetenler üzerinde etkili olacak mı?

Ne zaman “Türkiye’de yargıçlar var” diyeceğiz?

Bir ülkede “adalete güven duymak” çok önemli.

Eğer adalete güven varsa, pek çok sorun çözülür.

Eğer yoksa, her şey Arap saçına döner.

Adalete duyulan güvenin çarpıcı bir örneği var.

Aktarayım:

Prusya (Almanya) Kralı Büyük Friedrich, 1750 yılının güzel bir bahar günü Potsdam ormanlarında at gezintisi yaparken yeşillikler içinde bir tepeye gözü takıldı… Hayatında gördüğü en güzel yerlerden biriydi; cennet tasvirlerine örnek sayılabilecek bu tepeye bir yazlık saray yaptırmak istedi, adamlarına “Tam şu tepeye bir saray yapılmasını istiyorum, hemen başlasın” emrini verdi…

Hemen ertesi gün adamlar tepenin bulunduğu yere gittiler, baktılar ki Kral’ın pek beğendiği yerde bir değirmen. Kapıyı çaldılar, yaşlı bir adam çıktı karşılarına:

–Buyurun?

-Bizi Kral Friedrich gönderdi. Burayı gördü ve çok beğendi, satın alacak. Kaç para?

-Satmıyorum ki, ne parası?

-Saçmalama Kral istedi!

-Bana ne! Ben satmadıktan sonra kimse alamaz ki!

Adamlar dil döktüler, tehdit ettiler, değerinin çok üstünde para teklif ettiler ancak değirmenci “Nuh” diyor, “Peygamber” demiyordu! Adamlar Kral’ın huzuruna çıkarak dert yandılar:

–Efendim, beğendiğiniz yerdeki değirmenci delinin teki, satmıyorum diye tutturdu…

Friedrich hem kızmış hem de çok merak etmişti; bir de kendi gözleriyle görmek istediği “kaçık” ihtiyarı, emir verdi:

–Çağırın bakalım bana şu adamı!

Yıldırım hızıyla gidildi, yaşlı adam derdest edilip Kral’ın huzuruna getirildi… Büyük Friedrich adamı şöyle bir süzdükten sonra konuştu:

-Yanlış anladınız herhalde, ben satın almak istiyorum…

-Yoo, yanlış anlamadım, adamların da dün bunu söyledi. Satmıyorum!

-Beyefendi inat etmeyin, paranızı fazlasıyla vereceğim…

-Sen koskoca kralsın, paran çok, git Almanya’nın her yerine saray yap. Burayı benden önce babam işletiyordu. Ona da babasından kalmış, ben de çocuğuma bırakacağım. Satmıyorum!

Büyük Friedrich tahtından doğruldu, öfkeyle söylendi:

–Unutma ki ben kralım, istersem zorla alırım!

Değirmenci biraz da hüzünlü ve acıyan gözlerle baktı krala ve tarihe kazınan şu sözlerle yanıt verdi:

–Asıl sen unutma ki BERLİN’DE HAKİMLER VAR! Hiçbir güç, hiçbir siyaset, hiçbir iktidar, kral bile olsa adaletten üstün değildir. Hiç kimse adaletin üstüne çıkamaz, orada oturamaz!..

Potsdam’da o saray yapıldı; hem de o değirmenle yan yana! Yüz yıllar boyunca adaletin simgesi olarak örnek gösterildi! Kral sarayına artık komşusu olan değirmenci Sans-Soici adını verdi. Büyük Friedrich’in şöyle söylediği rivayet edilir:

–Adalet her sabah bana sıcak bir ekmek kokusuyla gelirdi.

Berlin’e yolu düşenler o şahane sarayla, mütevazi değirmenin bugün de sarmaş dolaş ayakta olduğunu görebilirler…

Biz de acaba gün gelecek, haksızlıklara karşı “Türkiye’de yargıçlar var” diyebilecek miyiz? 

Ne seçimi?

Gazeteler yazıyor:

“2-12 Temmuz tarihleri arasında TBMM Başkanlığı seçimi yapılacak…”

Haberi okuyunca ilk tepkim, “Ne seçimi?” oldu.

Seçim de ne demek?

Muhterem, tek seçici ve tek karar verici.

Kimi işaret ederse, o TBMM Başkanı olacak.

Ne anlama geliyor?

*Ayasofya’nın ibadete açılması düşüncesi: Dışarıda, Türkiye düşmanlığını körükler.

*Gazetecilerin ve milletvekillerinin tutuklanması: İçeride, kaosu artırır.

Başka bir işe yarayacağını sanmıyorum.

 

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Kocaeli Valiliği'nin aldığı koronavirüs tedbirlerini yeterli buluyor musunuz?