Reklamı Kapat

Türk-Yunan sorunları-5

Değerli okuyucularımız, Türk-Yunan sorunlarından dünkü yazımızda Batı Trakya Türk Azınlığı konularını açıklamıştık. Bugünkü yazımızda “Fener Patrikhanesi” sorununu ele alacağız. Fener Patrikhanesinin Tarihçesi; Büyük Roma İmparatorluğu, İmparator Theodosius tarafından iki oğlu arasında M.S.395 yılında Doğu ve Batı Roma İmparatorlukları olarak ikiye bölünmüştür. Hudut Balkanlar’da Saraybosna’nın üzerinden geçti. Batı Roma’nın merkezi Roma olmuş, Roma’nın içindeki Vatikan da Katolik dünyasının merkezi kabul edilmiştir. Katolik mezhebi başta İtalya, İspanya, Fransa olmak üzere bütün Avrupa ülkelerinin resmi mezhebi idi. Doğu Hristiyanlığının siyasi ve dini merkezi ise, o günkü adı ile Konstantinopolis olan İstanbul idi. Yunanistan, Bulgaristan, Sırbistan, Romanya ve Rusya’yı kapsayan Ortodoks mezhebinin bütün kiliseleri İstanbul’a bağlıydı. İstanbul’daki Fener Patrikhanesi Bizans İmparatorluğu döneminde bütün Ortodoks kiliselerinin bağlı olduğu en yüksek dini makamdı. Ekümenik, yani dünya Ortodoksluğunun Merkezi sayılıyordu. Osmanlı döneminde nazır yani bakan yetkileri verilen ve büyük imtiyaz ve imkâna kavuşan patrikhane, Yunan İsyanı’nda Osmanlı Devleti’ne ihanet etmişti. Dil bildiklerin-den dolayı Sarayda görev alan Rumlar elde ettikleri gizli bilgileri Fener Patrikhanesine
getiriyorlar, Patrik V. Gregorius bu bilgileri Rus Çarı I nci Nicola’ya gönderiyordu. Osmanlı Devleti’nin sırları Patrikhane kanalı ile en azılı düşmanın eline geçiyordu. Çarın Türk asıllı doktoru Fener Patrikhanesi’nin mührünü taşıyan gizli bilgileri koynuna koyarak İstanbul’a geldi ve Padişah II nci Mahmut’a ihaneti açıkladı (Tarihçi Cemal Kutay’ın “Ege’de Kurtuluş Savaşı Başlarken” eserinde açıklanmaktadır.). Diğer yandan Sadrazam Benderli Ali Paşa
Patrikhanede yaptığı aramada bütün delilleri ele geçirdi. Sadrazamın başkanlığında kurulan mahkemede suçunu itiraf eden patrik Gregorius  ölüm cezasına çarptırıldı.


Osmanlı geleneğinde din adamlarına ölüm cezası verilmezdi. Padişah Gregorius’u huzuruna kabul ederek, sırf cezasını hafifletmek hatta affetmek için “Sen Osmanlı Devleti’nin ekmeği ile beslendin ve bu imtiyazlara kavuştun, pişmansın değil mi? Diye sorduğunda; Patrik “Ben Elen savaşçısıyım, Türklük yok oluncaya kadar mücadele edeceğim” diye küstahça bir cevap verince, Padişah idam hükmünü onayladı. Patrik cübbesi ile Fener Patrikhanesi’nin tören kapısında ibret olsun diye asıldı. Patrikhane bu kapıya “Kin Kapısı” adını vererek kapatmıştır. İddiaya göre; Bir Türk devlet adamı burada asılmadıkça ve Ayasofya’nın üzerine çift başlı Bizans Kartalı Bayrağı çekilmedikçe bu kapının açılmayacağı bildirilmiştir. Atatürk’ün Nutuk’ta belirttiği şekilde Fener Patrikhanesi Mavri Mira isimli bir örgüt kurmuş, Yunanistan’dan silah ve para yardımı alarak Anadolu’yu istila eden Yunan Ordusu’nun yanında Türklere karşı savaşmıştı. Kurtuluş Savaşı’nda da ihanet eden patrikhane için Atatürk; İsmet Paşa’ya Lozan görüşmeleri için verdiği direktifte; “Bir Fesat yuvası olan patrikhane, Türkiye hudutları dışına çıkarılmalı” demiş ve Selanik şehrinin güneyinde bulunan Halkidikya Yarımadasının en doğu
ucunda bulunan Aynaroz Adası’na Patrikhanenin gönderilmesi istenmiştir. Bu ada Fener Patrikhanesi’nin tapulu malı idi. Lozan görüşmelerinde büyük tartışmalara ve konferansın kesilmesine sebep olan konulardan biri olduğu için yerinde bırakılmış ancak Laik Demokratik Türkiye Cumhuriyeti’nde hiçbir dini kuruluşun siyaset yapamayacağı gibi patrikhanenin de siyasi hiçbir imtiyazı olamayacağı karara bağlanmış ve Eyüp kaymakamlığına bağlı bir ilçe müftülüğü seviyesine indirilmiştir.


T.C. Anayasası’na göre Laik ve Demokratik Türkiye’de dini bir kurum olan Patrikhane siyasi faaliyette bulunamaz. Lozan Antlaşması ile birlikte Patrikhane’nin idarî, siyasî ve yargısal yetkilerine son verilmiş ve sadece Türkiye’de yaşayan Rum Ortodoks cemaatinin bir kilisesi olarak kalması sağlanmıştır. Buna rağmen, Yunanistan Fener Patrikhanesi’nin hala Ekümenik sıfatı taşıdığını iddia ederek Patriği Devlet Başkanı gibi kabul ediyor. Siyasi nüfuzunu Türkiye’ye karşı bir baskı unsuru olarak kullanmak istiyor. Fener Patriği de hem devlet başkanlarını bir siyasi makammış gibi kabul ediyor ve diğer devletlere siyasi geziler yapıyor. Bu durum T.C. Kanunlarını tanımamak demektir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Oğuz Kalelioğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Dilovası Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?