Reklamı Kapat

Halk, seçebildiği vekillere hasret!..

“DEMOKRASİ” sözcüğünün anlamı, bu kavrama bakış açılarına göre değişiyor.

Kimilerine göre;

“seçimle işbaşına gelen, siyasal gücü elinde tutana her koşulda İTAAT” demokrasidir!

Oysa “seçim” demokrasinin ilk adımıdır.

“Temsili Demokrasi’nin bir örneği olan “demokratik parlamenter düzende”, vatandaşın seçtiği “milletin vekillerinin” MECLİS’te “vatandaş adına” görev yapmasıdır demokrasi.

Milletin vekilleri, yaptıkları ya da yapamadıkları işler için VATANDAŞA kaştı “hesap vermekle” yükümlüdürler!

Ancak, demokrasinin kör topal işlediği ülkelerde, “milletin vekili” sıfatını taşıyan kişileri vatandaş kendi iradesi ile seçemez!

Milletvekili adayları, partilerin genel başkanları ve onun çevresindeki bir dar grubun iradesi ile belirlenir ve vatandaşın önüne “fiks menü” olarak konur!

O zaman, “milletvekili” kimliğini bir “siyaset patronuna” borçlu olan milletvekillerinin hesap vereceği ilk kişi vatandaş değil, parti patronları olur!

Çünkü, patronun gözünden düşen tekrar “aday” bile olamaz!

Bu koşullarda, Milletin Meclisi’nde kaç milletvekili olduğunun hiç önemi yoktur!

Siyaset patronunun dilediği “yasa tasarıları” bir TORBAYA doldurulur ve Meclis’in onayına sunulur! O yasalar, Meclis’te enine boyuna tartışılmaz! Çoğu milletin vekili, milleti ilgilendiren o yasaların içeriklerini bile kavrama olanağı bulamaz!

Bunu açıkça ifade eden; “Yasa tasarılarını inceleyemiyor, parti yönetimi ne derse öyle el kaldırıyoruz” diyen milletvekillerine de tanık oluyoruz. Tabi, onlar da bu açık sözlülüklerinin bedelini ilk seçimlerde ödüyorlar!

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin, “temel görevleri” Anayasa’da belirtilmiştir. Meclis; Yasa çıkarır, uluslar arası anlaşmaları tartışır ve onaylar,  Devlet Bütçe’sini tartışır ve onaylar, sonra da ülkeyi yöneten siyasi iktidarı denetler. Bu denetimi; Meclis Araştırması, Genel Görüşme, Gensoru ve Meclis Soruşturması ile yapar. Ayrıca, Bakanlara soru sorma ve bilgi alma görev ve yetkisi de vardır.

Ne var ki; bu “denetim mekanizması” çoğunlukta olan partinin oyları ile engellenir.

Şimdi, “Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemi” ile yasa yapma ve denetleme yetkileri büyük ölçüde ortadan kalkmıştır!

Meclis, Cumhurbaşkanı’nca çıkarılan Kararnameleri oy çokluğu ile onaylamakta, her biri Meclis dışı birer “atanmış kişi” olan Bakanları denetleyemez, gensoru veremez…

Milletvekillerinin Bakanlara “soru önergesi” verme hakkı vardır. Bakanların bu soru önergelerini 15 gün içinde yanıtlamaları gerekir. Geçenlerde bu konuda resmi bir açıklama medyada yayınlandı;

Son 2 yılda milletvekilleri toplam 29 bin 218 soru önergesi vermişler. Bakan hazretleri, bunun 12 bin 771’ine hiç yanıt vermemişler!

İşte, ülkemizdeki “topal ördek demokrasisi” böyle oluyor!

Meclis, BÜTÇE yapma hakkını da kullanamıyor! Bütçe, Meclis’in değil, aynı zamanda parti başkanı olan Cumhurbaşkanı’nın Bütçesi olarak Meclis’e geliyor, sözüm ona tartışılıyor, “kabul edenler-etmeyenler” denilip, çoğunlukta olan partinin ve destekçisi olan diğer partinin milletvekillerinin el çoğunluğu ile kabul edilmiş oluyor!

Rahmetli hocam Muammer Aksoy’un deyimi ile “Cici Demokrasi” böyle oluyor!

Siyasi iktidarın mali denetimini de SAYIŞTAY yapar ve “Sayıştay Raporları” Meclis’e sunulur idi! Artık, Sayıştay Raporları da Meclis’e sunulmuyor!

Gerçek demokratik düzenlerde, siyasi iktidarın “Hesap verebilirliği” esastır.

Bunun için “vatandaşın GERÇEK İRADESİ” Meclis’e yansıyabilmelidir. Bu ise, öncelikle “vatandaşın kendi iradesi ile TEMSİLCİLERİNİ seçebilme” koşuluna bağlıdır. Milletvekilinin gerçek velinimeti ve patronu vatandaş olmalıdır!

Yoksa, demokrasi sözcüğünün hiçbir anlamı kalmaz!

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Küpçü - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Refik Sürer - Cumhurbaşkanı hükümet sistemi ile TBMM baypas edildi demişsiniz. Bu durumu sanırım eleştiriyorsunuz. Atatürk döneminden ne fark var ?. Mesela Atatürk ilkeleri laiklik, devrimler, TBMM nin seçimi midir? yoksa Atatürkün seçimi midir?. Atatürkün ilkesi olduğuna göre TBMM nin Atatürkün seçimdir ve devletin anayasasına girmiştir. Bir olay Atatürk yaptığı zaman doğru başkası yaptığı zaman yanlış mı ?. Çağdaş demokrasilerde eşit yurttaşlar yok mudur?. Yönetici olmak diğer rejimlerde olduğu gibi kişilere ayrıcalık sağlar mı ?.. Devrimler harf, şapka, vs hep Atatürkün ileri görüşlülüğü ile bu halka armağan ettiği yenilikler. O devirde de bu gün olduğu gibi TBMM nin yetkisi yok gözüküyor. Sanırım bu mentalite sizi Atatürke karşı olmaya da götürecek. Fakat her ne kadar eşit yurttaşlık denilse de biri yaptığında doğru diğeri yaptığında yanlış olur şeklinde çifte bir standartınız varsa ona bir şey diyemem.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 22 Haziran 00:01
03

Mustafa Küpçü - @Refik Sürer 01 nolu yoruma cevabı: Mustafa Kemal Atatürk, 622 yıl bir sülalenin egemenliğinde "Padişahın Kulları" olarak yaşamış bir toplumu Cumhuriyet düzeni ile "VATANDAŞ" kimliğine sahip kıldı. Ama "Demokrasi" gökten zembille inmez! Demokrasi bilinçle, ekonomik ve toplumsal özgürlükle yeşerir. Mustafa Kemal'in yetkin olduğu dönem 1923-1938 arasındadır. Yani bundan 100 yıl önce. Biz bugün, 21. yüzyılda yaşıyoruz. Bugünle 100 yıl öncesini kıyaslamak hangi akıl ve mantığa sığar? Bilgisizlik size mantık hatası yaptırıyor! Tam 70 yaşımdayım. Kendimi bildim bileli Atatürk'e saygı duydum. O'na karşı olmak için cehalet kuyusuna düşmüş olmak gerek! Çok şükür bu yoksulluk içinde değilim. Çifte standardım da olmadı.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 22 Haziran 20:06


Anket Dilovası Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?