Reklamı Kapat

Bu panik hali neden?

Panik…

Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre, “büyük korku, ani dehşet duygusu” demek.

Bu tariften hareket edersek…

Panik, “aklı” devreden çıkarıyor.

Kişi veya kurum, “sağlıklı düşünme ve doğru karar verme” yeteneğini kaybediyor.

Üzülerek söyleyelim ki, iktidar tam böyle bir “davranış” içinde.

Sağlıklı düşünemiyor…

Doğru karar veremiyor…

Panik, iktidarı esir aldı!

Bir süredir yaşadığımız olaylara bakar mısınız?

Onlar gibi düşünmeyen herkes “terörist”, herkes “vatan haini”, herkes “casus”!

Çizilmiş bir karikatürü, çekilmiş bir fotoğrafı ve yazılmış bir yazıyı beğenmek bile suç.

Savcı, anında ifadeye çağırıyor.

Sen bu karikatürü neden beğendin?

Haydi, buyurun bakalım!

Beğenmeye, düşünmeye sınırlama getirilebilir mi?

Eleştirmek, suç olabilir mi?

Bırakın, insanlar konuşsun!

Bırakın, insanlar yazsın!

Bırakın, insanlar eleştirsin!

Bırakın, insanlar istediğini beğensin!

Tornadan çıkmadık…

Herkes, sizin gibi düşünmek zorunda değil.

Herkes, AKP’li olmak zorunda değil.

Avukatlar bile hakkını arayamıyor

Sevgili okurlarım, biliyorsunuz, ülkeler “kurumlarla” ve “kurallarla” yönetilir.

Kurum ve kurallarla yönetilen ülkelerde her şey düzgün gider, çarklar tıkır tıkır çalışır, keyfilik yoktur.

Bizde “tek adam rejimine” bağlı olarak kurumlar ve kurallar yok edildi, kalan az sayıdaki kurum ve kural da bir bir yok ediliyor.

Nedeni belli…

“Bireysel” itirazlardan değil, “kurumsal” itirazlardan korkuyorlar.

“Kurallar” işlerine gelmiyor, çünkü kurallar olduğu sürece keyfi karar verilemeyeceğini biliyorlar.

“Yok etme-teslim alma” sırası “yargı”nın “savunma” ayağına gelmişti.

Biliyorsunuz, yargının 3 ayağı var.

İddia, savunma, hüküm…

Yani “savcı, avukat, hâkim”…

“Savcı” ve “hâkim” ayağını çoktan ele geçirdiler.

Sadece “savunma” ayağı, “avukat” ayağı kalmıştı…

Bir süredir bu “operasyon”a kafayı taktılar.

Baroları ele geçirip, işi bitirmek…

Tepeden başladılar, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Prof. Dr. Metin Feyzioğlu’nun yönünü değiştirdiler, böylece işi bitirdik sandılar, ama “arı kovanına çomak soktuklarını” fark etmediler.

Tabandan büyük tepki başladı.

Barolar, ayağa kalktı.

“Baroları bölerek düzenlemeye” tepki gösterdiler, geçen cuma 81 ilden Ankara’ya yürüyüş başlattılar.

Baro başkanları ve avukatlar, önceki gün Ankara’ya ulaştılar, ama polis barikatıyla karşılaştılar, şehre sokulmadılar.

Dün bu satırların yazıldığı dakikalarda, Ankara’da ve tüm illerde avukatların “hükümetin tutumuna” tepkisi devam ediyordu.

Bu olay, ülkemizde “hak aramanın” geldiği son nokta!

Artık bu ülkede “avukatlar bile” hakkını arayamıyor.

Yürüyüş yapamıyor, başkente giremiyor, Ata’nın huzuruna çıkamıyor…

Şimdi siz gelin bunu dünyaya anlatın.

Anlatamazsınız…

Böylesine basit bir konuyu dahi tartışmaya devam ediyoruz

Yürüme hakkı…

Eleştiri hakkı…

Protesto hakkı…

Bunlar artık bu yüzyılda tartışılacak konular mı?

Anayasal hak bunlar.

Demokrasinin olmazsa olmazları…

Ama günümüz Türkiye’sinde hâlâ gündemde.

Türkiye’yi yönetenler, 50 yıl önce bile “yürüme ve protesto hakkı”nı tartışma konusu yapmamışlar ve yaptırmamışlardı.

Hatırlayalım Süleyman Demirel’in o sözünü.

Yıl, 1968…

Adalet Partisi il kongrelerinden biri…

Bir delege, Başbakan Demirel’den gençlik yürüyüşlerinin engellenmesini istiyor.

Demirel’in o delegeye cevabı, bugün tarih sayfalarında “demokrasi abidesi” gibi yerini alıyor.

Şöyle diyor Demirel:

“Ne diye rahatsızlık duyuyorsun? Anayasa ne diyor? ‘Herkes gösteri ve yürüyüş hakkına sahiptir’ diyor. Protesto, miting, gösteri… Yürüyüş… Bunlar demokrasinin olmazsa olmazları… Yürümek isteyen varsın yürüsün… Tabanı kuvvetli olan, tabanı yanana kadar yürüsün. Yollar yürümekle aşınmaz.”

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni 52 yıl önce yönetenlerin, vatandaşın anayasal hakkı olan protesto ve yürüyüş hakkına bakışını görüyor musunuz?

Aradan yarım asır geçmiş, bugün ülkemizi yönetenler, avukatlara dahi bu hakkı kullandırmıyorlar.

İşte dönüp dolaşıp geldiğimiz “vahim durum” bu!

Bu panik hali neden?

Başlıktaki sorumuza dönersek…

Ne oluyor, bu panik hali neden?

Neden gazeteciler iki satır yazdı diye hapse atılıyor?

Neden gazetecilik suç olarak kabul ediliyor?

Neden anayasal haklar bir bir yok ediliyor?

Neden eleştiriye tahammül yok?

Neden her eleştirene “FETÖ” veya “PKK” damgası vuruluyor?

Bu hoşgörüsüzlük neden?

Hoşgörünün olmadığı toplumlarda “saygı” ve “barış” kalır mı?

Saygı ve barışın kaybolduğu toplumlarda “huzur” olur mu?

Yönetenlerin bu panik hali, yandaşlarını da havaya soktu, onları da panikletti.

Her gün yazıyorlar, çiziyorlar.

Yakıp yıkıyorlar…

Yazık bu memlekete!

Eğer bu panik hali “iktidarı kaybetme korkusu” ise, değmez!

İnanın değmez.

Elbette bir iktidar gidecek, diğer bir iktidar gelecek.

Tıpkı bugüne kadar olduğu gibi…

Siyasi iklim değişir, iktidarlar değişir, ama önemli olan ülkemiz.

Hırsımıza esir olup; vatanımıza, milletimize, ülkemize yazık etmeyelim!

Başka Türkiye yok!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

05

Kozluk - akp nin durmu seka parka döşenen zemin mermerleri gibi. ilk yıllar iyi idi sonra çatladı..şimdi tamamen çoktü...

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 24 Haziran 13:45
04

Izmitli - Değerli, Tanzer Ağabey; İzmitimiz sizin gibi bir basdın duayenine sahip olduğu için çok şanslı.

Duyarlılığınıza, deneyiminize, kaleminize sağlık.

Saygılarımla...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 24 Haziran 12:08
03

gölcüklü - 10-) Otogar tesislerinin taşınması için mevcut mezbahanın yıkılarak yerine yapılacağını açıkladınız. Mezbahanın kullanılmadığını söylediniz. Kullanılmayacak tesisin yapımına kim karar verdi? Halen burada kaç görevli var. Mezbaha binası yapılırken ne kadar masraf yapıldı? Bu alan yeterli mi? Yapım için ne kadar masraf yapılacak?

11-) Belediye binası önünde sökülüp yenisi yapılan üst geçidin sadece plakaları değiştirilip, o bütçe ile Gölcük içinde farklı bir yere üst geçit yapılabilirdi. Sökülen üst geçit taşıyıcı sisteminde hiçbir bozulma yoktu.

12-) Gölcük ve Değirmendere de belediye tarafından düzenleme yapılan yerlerin karpuz-kavun satıcıları tarafında işgal edilmesine belediye izin vermeye devam edecek mi? Bu alanların bu kişilere verilmesine kim karar verdi. Bu alanlara belediye imkanları ile mıcır döküldü mü?

13-) Aslında tüm Kocaeli için çok önemli olan ilçe üstgeçit eksikleri belirlendi mi?

14-) Değirmendere Uğur Mumcu okulu önünde 1 yıldan fazladır duran bordur taşları ne zaman alınacak. Burada bulunan dere yatağına molozlar atılmış olup, bu çirkin görüntünün önüne ne zaman geçilecek? Devam eden inşaatların önünde kaldırımlar inşaat molozları ile dolu. Bu konuda herhangi bir cezai işlem uygulamanız oldu mu? Yine bu bölgede peyzaj çalışması adı altında dikilen onlarca ağacın daha şimdiden kuruduğunu gördünüz mü? Kuruyan bu ağaçların değişimi ücretli mi? Ücretsiz mi yapılacak?

15-) Çiftyol çalışmasından sonra Değirmendere de anayola bağlantısı kapatılan sokaklar ile ilgili bir çözüm getirilecek mi? Bu sokaklarda bulunan molozlar temizlenmeyecek mi?

16-) Halıdere mıcır ocağı kapatılması ile ile ilgili çalışma var mı?

Yanıtla . 4Beğen . 0Beğenme 24 Haziran 08:27
02

gölcüklü - 1-) Gölcük-İzmit arasında raylı sistem için proje çalışmalarına başlanması ve güzergahın belirlenmesi ile ilgili çalışma var mı?

2-) İlçe ile diğer ilçeler arası toplu ulaşımın geliştirilmesi, ulaşım süresinin kısaltılması, durak yanaşma imkanlarının iyileştirilmesi ile ilgili çalışma var mı ?

3-) Gölcük, Karamürsel, Gebze arasına yapılması planlanan otobüs seferlerinin başlama tarihi nedir?

4-) Yıkılan küçük sanayi bölgesinde molozların ne zaman kaldırılacak? Yıkılamayan binaların niye yıkılmadığının açıklanması.

5-) D-130 yoluna alternatif olarak ilçe içine yapıldığı söylenen yolun getireceği trafik karmaşası için hangi çözümler alındı? Bu yolun en az bir şeridinin bisiklet yolu olarak düzenlenmesi. Burada araç trafiğini artırmak halkın daha fazla eksoz gazı solumasına, daha fazla gürültüye maruz kalmasına sebep olmayacak mı? Kaldırımlar ağaçlandırılmayacak mı? (daha önce kaldırımlarda ağaç vardı) .Bu ağaçlar daha özenli bir çalışma ile korunamaz mı idi? Bu kaldırımda şimdi ağaç yok. Kaldırıma dökülen kumlar bile süpürülmedi.

6-) Gölcük içinde yıkılıp (Eski Adı Gazi Okulu) , varisleri tarafından mahkeme süreci başlatılan okulun tekrar yapılmasına ne zaman başlanacak? (AVM yapılacağı söylenerek yıkılan okul öğrencileri artık servis ile okuluna gitmek zorunda.)

7-) İhsaniye otoparkı ne zaman kullanıma açılacak? Bu kadar yatırım ve çekilen eziyet boşa mı gitti?

8-) Temizlik firmasında alınan ve Şahsınızın makam aracı olarak kullandığı araç firmaya iade edilecek mi? Firma bu bağışı ne karşılığında yapmıştır?

9-) Necati Çelik hastanesi yakınında büyükşehir belediyesi tarafından “ücretsiz otopark” tabelası asılmış alan toprak dolgu yapıldığı için araçlar artık burayı kullanmıyor. Bu konuda bir çözümünüz olacak mı?

Yanıtla . 4Beğen . 1Beğenme 24 Haziran 08:26
01

Resul Kamil - Bu yazıyı kimse beğenemiyorsa, vay ülkemin haline

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 24 Haziran 02:16


Anket Dilovası Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?