Reklamı Kapat

Krizi fırsata çevirmek

Koronavirüs salgını tüm dünyada günlük yaşam pratiklerimizin yanı sıra küresel ölçekte ticaret, tedarik, üretim ve stok yönetimi gibi alanlarda da devletler ve şirketler nezdinde büyük değişimler yaratacak.

Tüm dünyanın “daha ucuz” motivasyonuyla tüm tedarik zincirini Uzak Doğuya angaje etmesi, Çin mallarının tüm dünyayı sömüren bir şekilde pazarları işgal etmesi sebebiyle oluşan ticari üstünlük, bugün geri dönülmez bir noktaya gitmek üzere. Bu sebeple ABD ve Almanya başta olmak üzere gelişmiş ekonomiler çok kapsamlı çalışmalar yaparak tedarik zincirlerine kendi elleriyle musallat ettikleri Çin ve periferisindeki Güney Doğu Asya ülkelerini pasifize etmek istiyorlar.

Bu noktada Türkiye’nin önünde özellikle makine, tekstil, medikal ve gıda başta olmak üzere çok ciddi fırsatlar penceresi açılmış durumda. Eğitimli insan kaynağı, Türk Lirasının Batı ülkelerinin paralarına karşı zayıf konumunun yarattığı ihracat avantajı, lojistik konum, uzun yıllardır Batı ekonomik sistemi içerisinde yer almanın getirdiği kalite ve standardizasyon kabiliyetleri başta olmak üzere birçok konuda elimizde güçlü kozlar var.

Koronavirüs salgınıyla birlikte dünyanın maske, koruyucu tulum, cerrahi önlük gibi ürünler konusunda kapısını çaldığı ilk ülke olmamız sadece tekstil altyapımızın güçlü olması ve ürünlerimizin ucuz olması sebebiyle değildi. Küresel kaos durumlarında Türkiye en hızlı ve makul çözümü sunabilen ülke konumundadır her zaman için.

Lojistik avantaj ve eğitimli işgücünün yanı sıra Batı ekonomik sisteminde yer aldığımız için mantıklı iş planlarının hayata geçmesi için sermayeye kolay ulaşabilir olma ve hepsinden önemlisi iş dünyamızın yüksek adaptasyon kabiliyeti bizi bu kriz döneminde öne çıkartan birincil etken oldu.

Türk iş dünyası sürekli olarak ekonomik ve siyasi krizler, yüksek enflasyon, dalgalı kur gibi bir sürü ticaretin köküne kibrit suyu döken, çanına ot tıkayan ortamlarda ayakta kalma becerisini kazanmış ve bu değişken şartlara yıllar yılı en sağlıklı şekilde adapte olmayı becermiştir. Bundan dolayı her kriz ve kaos anında yapısını korumayı, yeni alanlara anlık reflekslerle açılmayı ve tüm bunları iptidai de olsa bir plan ve strateji çerçevesinde yapmayı başarabilmiştir.

Her ne kadar burjuva olarak ellerindeki yumuşak gücün, örtülü iktidar kapasitesinin farkında olma konusunda diğer ülkelerin burjuvalarıyla kıyaslarsak oldukça geri durumda olsalar; bilim ve sanata yapılacak yatırımın kendilerini ayakta tutacak yegane normlar olduğunun pek farkında olmasalar da ticaret ve finans konusunda sahip oldukları bilgi birikim; üretime yönelik içgüdüleri sebebiyle ülkemiz ekonomisinin lokomotifi ve her çalkantıdan çıkma sürecinde itici güç olma konumundalar.

TİCARET SAVAŞLARI

 

ABD’nin Çin’le yaşadığı ticaret geriliminin altında sadece Koronavirüs sürecinde ortaya çıkaran tedarik zinciri aksamaları ya da bu salgını örtbas etme girişimi sebebiyle dünyayı bir felaketin eşiğine sürükleyen dikta rejimine yönelik ilkesel bir duruş yok. Hatta bunlar pek yok. Zira ABD gibi merkez bankası para bastıkça ülkesinde enflasyon yaratmayan dünyanın tek ekonomisi için bunlar çok kolay aşılabilir konular.

İşin altında yatan asıl gerekçe Çinli teknoloji şirketlerinin hizmet sağladıkları ülkelerde insanların, kurumların ve devletlerin bilgilerini sistematik olarak çalmaları ve bunları ticari şantajlar, ticari misillemeler ve sabotajlar için kullanıyor olmaları yatıyor.

Uzun süredir bu konuda Amerikalı şirketlerin tedariklerini Çin’den yapmamaları konusunda baskı yapan Amerikan hükümeti, Koronavirüs salgınıyla birlikte konuya çok daha sert yaklaşabilecek bir argümanı eline geçirdiği için; peşine Avrupa’yı da takarak bu konuda oldukça hızlı adımlar atacak. Amerika’nın dev teknoloji şirketleri bir süredir Çin’den tedarik sağlamama konusunda adımlar atıyorlar ancak serbest piyasanın şartları ve ortaya koyduğu zorunluluklar sebebiyle süreci yavaş yürütmek dışında seçenekleri olmadığı için devletin ajandasına pek de uymuyorlardı.

Amerikan Devletinin Çin’deki insanların çalışma şartları, devletin bir faşist dikta olması gibi sudan gerekçeleri hiçbir şekilde etkili olmuyordu zira ilkesellik dendiği zaman ne ABD ne AB ne İngiltere ne İsrail ne Rusya ne de Çin hiçbiri bu çerçevede ciddiye alınacak ülkeler değildir, tarih boyunca da olmamışlardır. Uluslararası ilişkilerin doğasının pragmatik olması, ilkesel söylemlerin ve eylemlerin aslında güzel birer mazeretten öte değeri olmadığı bir düzlemdir. Bundan ötürüdür ki bugün yaşanan ve şiddeti giderek artacak olan ABD – Çin ticaret savaşları gerçek bir sebep bulduğu için geri dönülmez bir noktaya doğru evrilecektir.

TÜRKİYE’NİN FIRSATLARI

Ülkemiz bugün dünyanın en ileri sanayi ve teknoloji merkezi ülkelerinin tümüne yan sanayi, temel tedarik zincirinde komponentler, gıda, medikal, tekstil gibi alanlarda uzun soluklu angajmanlara girme fırsatının önünde duruyor. Elbette bu fırsatları bize “alın sizin olsun” diye vermeyecekler. Dış politika ve küresel ticaretin olmazsa olmazı “al gülüm ver gülüm” pazarlıkları çok ciddi bir şekilde yaşanacak. Türkiye’nin bu süreçte elinde büyük kozlar var.

Doğu Akdeniz’de uygulamaya başlanan zorlayıcı diplomasi hamleleri, Libya’daki mücadelenin dengelenmiş olması, Suriye’de Rusya – ABD arasındaki denge siyasetinin sürekli olarak darbe alsa da belirli bir yörüngede gidebiliyor olması, Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimiyle ilişkilerin temel bir zeminde sağlıklı işliyor olması, Arap mülteciler konusunda AB için bir tampon konumunda olmamız gibi; iç politika açısından bakınca maliyetli, sıkıntılı ve toplumun büyük kısmını negatif yönde tetikleyen meselelerin tümü; doğru ve bütünleşik bir strateji kapsamında değerlendirilerek uygulanacak bir yol haritasında elimizde çok güçlü birer koz ve kaldıraç konumunda.

Mısır ve İsrail’le bir şekilde aranın düzeltilerek Münhasır Ekonomik Bölge anlaşmalarının yapılması sağlanırsa ve ilişkiler normalleşirse Türkiye yukarıda saydığımız tüm kozlarını elinde tutma noktasından, masaya koyma noktasına gelebilir.

Ortadoğu’nun dört başat gücü olan Türkiye, Mısır, İsrail ve İran esasen bu coğrafyanın dört kadim milletinin devletleridir. Tabii bir de ABD’nin bölgemizdeki eyaleti olan Suudi Arabistan var. Türkiye eğer bu dört devletle ilişkilerini normalleştirebilirse, önümüzdeki süreçte AB ve ABD’nin yeni tedarik merkezi olabilir ve hatta ABD’de sıklıkla dile getirilen Afrika’da birlikte ticari çalışmalar yapma gibi Türkiye’yi çok kısa sürede bulunduğu refah noktasından çok ileriye taşıyacak işbirliklerinin önünü açabilir. Lojistik kapasitemiz, üretim gücümüz ve yetişmiş insan kaynağımızla; dünyanın girdiği bu yeni sürecin ekonomik olarak parlayan yıldızı olmamızın önünde çözümsüz bir engel bulunmuyor.

Görünürde tek engel bölgemizin diğer başat devletleriyle aramızdaki siyasi krizler. Yapılması gereken çok cephede mücadele eden durumumuzu; sulh yoluyla daha az mücadeleye daha çok enerji aktaracak duruma getirmektir. Öyle bir noktadayız ki, tüm cephelerde zafere ulaşacak gücümüz yok ancak hemen hepsinde doğru stratejik planlar ve bu plana sadık taktik hamlelerle hızlı çözüm süreçlerine girerek enerjimizi farklı alanlara; yapılan anlaşmalardan da güç alarak daha odaklı bir şekilde yönlendirebiliriz. Türkiye’nin önüne gelen bu tarihi fırsat, yüzümüzü yeniden tam anlamıyla Batı’ya dönerek; küresel ticaret savaşında yenilmesi kesin olan Doğu’dan uzaklaşmak ve arada kalma tehlikesinden kendimizi kurtarma şansıdır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Arda Süar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.


ELEMAN ARANIYOR

YAFA İnşaat A.Ş. olarak İzmit projemizde değerlendirmek üzere; - Mobil Vinç, Greyder, Silindir, Beko-Loder ve - Lastikli Loder operatörleri, - Bet...

0533 382 15 64

KİRALIK OFİS

İzmit Belediye İşhanı 7. kat, eşyalı Deniz manzaralı, 28 m2 kiralık ofis

0 532 344 19 97

HİDROS GRUP BÜNYEMİZDE ÇALIŞTIRILMAK ÜZERE ARKADAŞLAR ARIYORUZ

Yurtiçi Satış bölümüne; * Teknik okul veya Ön lisans mezunu * Askerlik vazifesini yerine getirmiş 28 yaşını geçmemiş * Ehliyetli ,araç kullanabil...

0262 335 63 66 /67/68/69

SEVKİYAT ŞOFÖRÜ ALINACAKTIR

- 20- 40 Yaş aralığında - İstanbul ilinde tüm semtleri bilen - B Sınıfı Sürücü ehliyetine ve SRC belgesine sahip - İzmit-Başiskele-Kullar çevresin...

0 262 349 50 81-83-84

SATILIK DUBLEKS DAİRE

- Lüks + lüks - Lebiderya manzaralı - 298 m2 dublex daire - 4 Oda, 2 Salon, 2 Teras - 2 Banyo, 2 Mutfak, kombili - Asansörlü ve otoparklı - T...

0545 200 04 04

ELEMAN ARANIYOR

- İş yerimizde - İmalatçı, mekanik bakımcı ve montaj yapacak, - 20 ila 45 yaş arası, - Askerliğini yapmış, - MYK belgeleri ve eğitim sertifikal...

0262 335 51 15 OLCAY ÇELİK YAPI VE MAKİNE İMALAT BAKIM ONARIM A.Ş.

ACİL ELEMAN ARANIYOR

İddAa bayiine ­­­- İzmit merkezde ikamet eden, ­­­- Haftada 4/5 gün ve ­­­- Saat 14:00-22/23:00 arasında çalışacak - Emekli bay eleman aranıyo...

SATILIK DUBLEX DAİRE

- Lüks + lüks - Lebiderya manzaralı - 298 m2 dublex daire - 4 Oda, 2 Salon, 2 Teras - 2 Banyo, 2 Mutfak, kombili - Asansörlü ve otoparklı - T...

0545 200 04 04

SAHİBİNDEN SATILIK DÜKKAN

Başiskele Sanayi Sitesi’nde dış cepheleriyle toplam 500 m2, iç cepheleri 195m2 kullanım alanı olan 2’li dükkan

0537 308 16 63 NİHAT BAKLACI

İKİZLER KURBANLIK

Büyükbaş ve küçükbaş kurbanlık satım ve kesimi yapılır. Büyükbaş hayvanda hisse verilir.

0533 214 85 04 İKİZLER KURBANLIK

Anket Fethiye Caddesi için hangi projeyi beğendiniz?