Bugün de bayram… Haberiniz yok mu?

Dalga geçmiyorum…

Bugün de bayram.

Ama bu bayram hem “önemsiz” hem de “tatilsiz” olduğundan ilgi görmüyor, akıllarda tutulmuyor.

Eğer “tatilli bayram” olsaydı, kimse unutmaz en azından “hafta sonuyla birleşiyor mu” diye hesap yapardı.

Anlatmama gerek yok.

Bayramı, kutlanacak günü ve haftası çok olan bir ülkeyiz.

Bugün filanca bayram, yarın falanca bayram, öbür gün ne bileyim ne bayramı…

Boş yok, her gün ve her hafta kutlanacak bir şeyler var.

Salonlar, heykel önleri kutlamalardan geçilmiyor.

Bürokratlar, kutlama ve anma törenlerinden çalışmaya fırsat bulamıyor.

Törenden törene koşturmaktan helak oluyorlar.

Yapılan törenler de işe yarasa.

Halkımızın bilinçlenmesine ve ülkemizin kalkınmasına bir katkısı olsa…

Tamamına yakını “adet yerini bulsun” diye yapılan kutlama ve anma törenleri.

Basmakalıp.

Hep aynı formatta…

İddia ederim, konuşmalar bile daha önceki konuşmaların aynısı.

Anıldı mı, anıldı.

Kutlandı mı, kutlandı.

Hiç kimse bu anma ve kutlamaları sorgulamaz.

“Yahu biz bu anmayı neden yapıyoruz, yahu biz bu kutlamayı neden yapıyoruz” demez.

İşine gelir.

Bürokratsa, kaytarmak için bir fırsattır.

Siyasetçi ise, eee törende kendisini gösterecek, demeç verecektir.

Bunlar, ülkemiz için verimsiz, amaçsız, eğlenceli, boş işlerdir.

Bizler de böyle boş işlerle uğraşmaya bayılırız.

Şu “boş işleri” artık bıraksak

Bir önerim var.

Türkiye’nin şimdiye kadar uğraştığı “boş işler”in araştırılmasını ve bunlarla ilgili karar ve anlayış değişikliğine gidilmesini öneriyorum.

“Bayram” ve “anma” olarak adlandırılan bütün etkinlikler alt alta yazılsın.

Kutlanan gün ve haftalar da…

Adam gibi adamlardan oluşan bir kurul oluşturulsun, bu kurul otursun şu “bayram”, “gün” ve “haftalar”ı bir ayıklasın.

Bu anma ve kutlamalar için, kaç kişi ne kadar zamanını harcıyor?

Bu anma ve kutlamalar için, ne kadar harcama yapılıyor?

“Zaman”ın da değeri var, hepsi hesaplansın, bir görelim “boş işlerle uğraşmamızın bedeli” ne?

İnanın, bu boş işlere milyarlar harcıyoruz.

İsraf bu, yazık ve de günah!

Bizim, borçla yaşayan bir ülke olarak “tek kuruşu” dahi yerinde harcamamız gerekir.

Bizim, “bir dakikayı” dahi boş işlerle geçirmememiz gerekir.

Bugün o zımbırtı bayramlardan birini daha kutlayacağız

O kadar laf ettim, bugün ne bayramı, daha söylemedim değil mi?

Söyleyeyim.

Bugün, “Denizcilik ve Kabotaj Bayramı”…

O “zımbırtı” bayramlardan biri.

Neden zımbırtı?

Nasıl doğmuş?

Neden hâlâ kutlanıyor?

Böyle bir bayramı kutlamaya yüzümüz var mı?

Bunları anlatacağım size.

Yıl, 1926…
Aylardan temmuz…
Temmuzun biri…
Yani 94 yıl önce bugün…
Türkiye’de çok önemli bir kanun yürürlüğe girdi.
815 sayılı Kabotaj Kanunu…
Bu kanun, “Türkiye limanları ve sahilleri arasında yük ve yolcu taşıması ile kılavuz ve römorkaj hizmetleri, Türk vatandaşları ve Türk Bayrağı taşıyan gemilerce yapılır” hükmünü getirdi.
Yani ne oldu?
Yabancıların elinde bulunan limanlar millileştirildi…
Kanunda belirtilen hizmetleri sadece Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının yapabilmesi karara bağlandı.
Ne için?
Ülkenin çıkarları için…
Ne güzel değil mi?
İşte o gündür bu gündür, 1 Temmuz, Denizcilik ve Kabotaj Bayramı olarak kutlanır.
İyi de, “Kabotaj” nedir?
Kabotaj, Fransızca kökenli bir kelime…
“Bir devletin kendi limanları arasında yolcu ve yük taşıma hakkı” anlamına geliyor.
Bu hak, Osmanlı Devleti tarafından kapitülasyonlar çerçevesinde yabancı ülke gemilerine verilmişti.
Lozan Barış Antlaşması’yla, bu hak yabancılardan geri alınarak Türklere verildi.
Yasa, 1 Temmuz 1926 tarihinde yürürlüğe girdi.

O günden bugüne, bakın neler oldu?

Yıl, 1926…
Yıl, 2020…
Bugün denizciliğimizin, kabotaj hakkımızın, limanlarımızın durumu ne?
Geride bıraktığımız 94 yılda denizciliği, liman işletmeciliğini geliştirmek için neler yaptık?
Ülke olarak denizcilik karnemiz” artı mı, eksi mi?
Lafı uzatmadan söyleyeyim.
Bu konudaki karnemiz, kelimenin tam anlamıyla “felaket”.
Bakın, anlatayım.
Lozan’dan sonra, yabancıların elinde bulunan limanlarımızı millileştirdik.
Kabotaj Kanunu ile de liman işletme hakkını geri aldık.
Ancaakkk…
Aradan geçen 94 yılı çok kötü kullandık.
Çok ama çok kötü…
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Osmanlı Devleti’nin kapitülasyonlar dönemine geri döndü.
Millileştirdiğimiz tüm limanlar, “özelleştirme” adı altında yabancılara yeniden peşkeş çekildi.
Karadeniz’deki Samsun, Ordu, Trabzon, Ereğli ve Sinop limanları yabancılara satıldı.
Ege’deki İzmir, Dikili ve Kuşadası limanları da bizim değil.
Akdeniz’deki Antalya, Mersin, Alanya, İskenderun limanları da artık Türk değil.
Limanların durumu böyle!
Ya 94 yılda “denizden yararlanma başarımız” ne?
Üç tarafı denizle çevrili olup da, denizi bu kadar sevmeyen, denizden bu kadar yararlanmayan başka bir millet yoktur.
Denizde ıslanmayı biliriz de, yüzmeyi bilmeyiz.
Avlanmayı bilmediğimizden deniz ürünlerini tükettik, şimdi ağzımızı açıp bakıyoruz.
Deniz yolunun yük taşımacılığındaki payı ise çok gülünç… Binde 3…
300 milyar dolar olan dünya deniz taşımacılığından, Yunanistan 60 milyar dolar pay alırken, bizim payımız sadece 2 milyar dolar.
Japonların yaptığı araştırmaya göre, karayolu taşımacılığı, deniz yoluna göre yüzde 166 daha pahalı.
Hal böyleyken, Türkiye’de, Avrupa’daki toplam sayıdan daha fazla kamyon ve otobüs var.
Görüldüğü gibi, “denizden yararlanma başarımız” da çok kötü.

Başkalarına yaptırmıyoruz da kendimiz yapıyor muyuz?

Yabancı bayraklı gemiler;  ülkemize sadece yolcu veya yük getiriyor, ülkemizden sadece yolcu veya yük götürüyor.

Bizim limanlarımız arasında yük ve yolcu taşıyamıyor…

Kabotaj Kanunu’nun düzenlemesi böyle!

İyi de, yabancılara yasakladığımız bu işi kendimiz yapabiliyor muyuz?

Türkiye, bir yarımada…

Üç tarafımız denizlerle çevrili.

Kıyı şeridimizin uzunluğu, 8 bin 337 kilometre.

170 limanımız var.

Ama gelgelelim, bu limanlar arasında düzenli yolcu ve yük taşıyan gemilerimiz yok.

Hatırlarsınız, eskiden “Devlet Demiryolları” mız gibi bir de “Devlet Denizyolları” mız vardı.

Birilerinin bir yerlerine battığı için özelleştirdiler…

Bu işletmenin gemileri, dış hatta 16 limana, iç hatta ise 50 limana düzenli yolcu ve yük seferi yaparlardı.

İstanbul’dan vapura binip, Karadeniz sahillerindeki herhangi bir kente gidebilirdiniz.

Abana, Akçakoca, Fatsa, İnebolu, Zonguldak, Samsun, Trabzon, Rize, Hopa…

Veya Ege ve Akdeniz’deki şehirlere…

Bozcaada, İzmir, Kuşadası, Marmaris, Bodrum, Fethiye, Kaş, Finike, Antalya, Alanya, Mersin, İskenderun…

Var mı şimdi bu seferler?

Yok…

Denizyolları İşletmesi’ni özelleştirdik, hepsi kalktı.

Limanlarımız arasında ne yolcu, ne de yük taşıyabiliyoruz.

İstanbul’dan gemiye binerek Samsun’a, Trabzon’a, İzmir’e, Antalya’ya gidemezsiniz, ama Yunan adalarına gidersiniz, İtalya’ya veya Fransa’ya gidersiniz…

Ülkemizi böylesine garip bir duruma düşürdüler.

Marmara bölgesinde üretilen ev eşyaları, buzdolabı, çamaşır makinesi ve diğerleri, Karadeniz ve Akdeniz’e kıyısı bulunan kentlere gemilerle değil, kamyonlarla taşınıyor.

Böylesine bir “mantıksızlık”, affedersiniz böylesine bir “gerilik” olabilir mi?

Aynı şekilde o bölgelerde üretilenler de İstanbul’a yine kamyonla getiriliyor.

Bırakın şehirlerarası yolcu ve yük taşımayı, acaba İstanbul’da, Kocaeli’nde denizi ne kadar kullanıyoruz?

Toplu ulaşımın yüzde kaçı deniz araçlarıyla yapılıyor?

İstanbul gibi bir kentte bu oran yüzde 2.5…

Kocaeli’nde ise yüzde sıfırın biraz üzerinde!

İşte “denizi kullanma” konusunda böyle ağlanacak durumdayız.

Ama biz ağlanacak halimizi “bayram” olarak kutluyoruz.

Yıllardır kutlamaya da devam ediyoruz.

Ne yerel ne de genel bazda, birileri çıkıp da bu sorunlara el atmıyor.

Sabahtan akşama kafa ütülemekten, böylesine önemli konulara zaman ayıramıyorlar.     

Üç tarafımız denizlerle çevrili…

Ne balık üretebiliyoruz, ne de üzerine ulaşım yapabiliyoruz!

Deniz bize bakıyor, biz denize…

Ben de her yıl bunları yazmaktan inanın bıktım. 

Bugün neyin bayramı?

Sevgili okurlarım, bugün Denizcilik ve Kabotaj Bayramı’nın 94’üncü yıl dönümü.
Yine Atatürk Heykeli önünde tören var.
“Törenciler”, Atatürk Anıtı’na çelenk koyacaklar, “günün anlam ve önemine uygun” konuşmalar yapacaklar.

Muhterem büyüklerimiz, mesajlar yayınlayacak.
Ne söyleyecekler, çok merak ediyorum.

94 yıl önce alınan kararları mı, yoksa bugünün gerçeklerini mi anlatacaklar?
Şimdi sizlere dönsem, desem ki, “Biz neyin bayramını kutluyoruz?”
*Olmayan limanlarımızın bayramını mı?
*Denizlerimizi, yabancılara peşkeş çekmenin bayramını mı?

*Denize bu kadar yabancı kalmamızın bayramını mı?
Siz ne dersiniz?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

02

gölcüklü - 11-) Belediye binası önünde sökülüp yenisi yapılan üst geçidin sadece plakaları değiştirilip, o bütçe ile Gölcük içinde farklı bir yere üst geçit yapılabilirdi. Sökülen üst geçit taşıyıcı sisteminde hiçbir bozulma yoktu.

12-) Gölcük ve Değirmendere de belediye tarafından düzenleme yapılan yerlerin karpuz-kavun satıcıları tarafında işgal edilmesine belediye izin vermeye devam edecek mi? Bu alanların bu kişilere verilmesine kim karar verdi. Bu alanlara belediye imkanları ile mıcır döküldü mü?

13-) Aslında tüm Kocaeli için çok önemli olan ilçe üstgeçit eksikleri belirlendi mi?

14-) Değirmendere Uğur Mumcu okulu önünde 1 yıldan fazladır duran bordur taşları ne zaman alınacak. Burada bulunan dere yatağına molozlar atılmış olup, bu çirkin görüntünün önüne ne zaman geçilecek? Devam eden inşaatların önünde kaldırımlar inşaat molozları ile dolu. Bu konuda herhangi bir cezai işlem uygulamanız oldu mu? Yine bu bölgede peyzaj çalışması adı altında dikilen onlarca ağacın daha şimdiden kuruduğunu gördünüz mü? Kuruyan bu ağaçların değişimi ücretli mi? Ücretsiz mi yapılacak?

Yanıtla . 1Beğen . 1Beğenme 01 Temmuz 10:34
01

Gölcüklü -

1-) Gölcük-İzmit arasında raylı sistem için proje çalışmalarına başlanması ve güzergahın belirlenmesi ile ilgili çalışma var mı?

2-) İlçe ile diğer ilçeler arası toplu ulaşımın geliştirilmesi, ulaşım süresinin kısaltılması, durak yanaşma imkanlarının iyileştirilmesi ile ilgili çalışma var mı ?

3-) Gölcük, Karamürsel, Gebze arasına yapılması planlanan otobüs tam fiyatı 25 TL olarak belirlenmiş olup bu bedel oldukça yüksektir. Daha önce İzmit Pendik arası tren ücretinin 10TL olduğunu, Belediye otobüs ücretinin Sabiha Gökçen İzmit arasının 17 TL olduğunu ve belediyenin aslı görevinin kamu yararı gözetmek olduğunu hatırlatmak isteri

4-) Yıkılan küçük sanayi bölgesinde molozların ne zaman kaldırılacak? Yıkılamayan binaların niye yıkılmadığının açıklanması.

5-) D-130 yoluna alternatif olarak ilçe içine yapıldığı söylenen yolun getireceği trafik karmaşası için hangi çözümler alındı? Bu yolun en az bir şeridinin bisiklet yolu olarak düzenlenmesi. Burada araç trafiğini artırmak halkın daha fazla eksoz gazı solumasına, daha fazla gürültüye maruz kalmasına sebep olmayacak mı? Kaldırımlar ağaçlandırılmayacak mı? (daha önce kaldırımlarda ağaç vardı) .Bu ağaçlar daha özenli bir çalışma ile korunamaz mı idi? Bu kaldırımda şimdi ağaç yok. Kaldırıma dökülen kumlar bile süpürülmedi.

6-) Gölcük içinde yıkılıp (Eski Adı Gazi Okulu) , varisleri tarafından mahkeme süreci başlatılan okulun tekrar yapılmasına ne zaman başlanacak? (AVM yapılacağı söylenerek yıkılan okul öğrencileri artık servis ile okuluna gitmek zorunda.)

7-) İhsaniye otoparkı ne zaman kullanıma açılacak? Bu kadar yatırım ve çekilen eziyet boşa mı gitti?

8-) Temizlik firmasında alınan ve Şahsınızın makam aracı olarak kullandığı araç firmaya iade edilecek mi? Firma bu bağışı ne karşılığında yapmıştır?

9-) Necati Çelik hastanesi yakınında büyükşehir belediyesi tarafından “ücretsiz otopark” tabelası asılmış alan toprak dolgu yapıldığı için araçlar artık burayı kullanmıyor. Bu konuda bir çözümünüz olacak mı?

Yanıtla . 0Beğen . 1Beğenme 01 Temmuz 08:14

HİDROS GRUP BÜNYEMİZDE ÇALIŞTIRILMAK ÜZERE ARKADAŞLAR ARIYORUZ

Yurtiçi Satış bölümüne; * Teknik okul veya Ön lisans mezunu * Askerlik vazifesini yerine getirmiş 28 yaşını geçmemiş * Ehliyetli ,araç kullanabil...

0262 335 63 66 /67/68/69

SEVKİYAT ŞOFÖRÜ ALINACAKTIR

- 20- 40 Yaş aralığında - İstanbul ilinde tüm semtleri bilen - B Sınıfı Sürücü ehliyetine ve SRC belgesine sahip - İzmit-Başiskele-Kullar çevresin...

0 262 349 50 81-83-84

SATILIK DUBLEKS DAİRE

- Lüks + lüks - Lebiderya manzaralı - 298 m2 dublex daire - 4 Oda, 2 Salon, 2 Teras - 2 Banyo, 2 Mutfak, kombili - Asansörlü ve otoparklı - T...

0545 200 04 04

ELEMAN ARANIYOR

- İş yerimizde - İmalatçı, mekanik bakımcı ve montaj yapacak, - 20 ila 45 yaş arası, - Askerliğini yapmış, - MYK belgeleri ve eğitim sertifikal...

0262 335 51 15 OLCAY ÇELİK YAPI VE MAKİNE İMALAT BAKIM ONARIM A.Ş.

ACİL ELEMAN ARANIYOR

İddAa bayiine ­­­- İzmit merkezde ikamet eden, ­­­- Haftada 4/5 gün ve ­­­- Saat 14:00-22/23:00 arasında çalışacak - Emekli bay eleman aranıyo...

SATILIK DUBLEX DAİRE

- Lüks + lüks - Lebiderya manzaralı - 298 m2 dublex daire - 4 Oda, 2 Salon, 2 Teras - 2 Banyo, 2 Mutfak, kombili - Asansörlü ve otoparklı - T...

0545 200 04 04

SAHİBİNDEN SATILIK DÜKKAN

Başiskele Sanayi Sitesi’nde dış cepheleriyle toplam 500 m2, iç cepheleri 195m2 kullanım alanı olan 2’li dükkan

0537 308 16 63 NİHAT BAKLACI

İKİZLER KURBANLIK

Büyükbaş ve küçükbaş kurbanlık satım ve kesimi yapılır. Büyükbaş hayvanda hisse verilir.

0533 214 85 04 İKİZLER KURBANLIK

Gayrimenkul Danışmanı ALINACAKTIR

İNALTAY Gayrimenkul Hizmetleri firması bünyesinde çalışmak üzere “Gayrİmenkul Danışmanı” aranıyor. Başvurular bizzat yönetim ofisine yapılacaktır.

0262 322 99 17 İNALTAY GAYRİMENKUL, DANIŞMANLIK HİZMETLERİ

SAHİBİNDEN KİRALIK ve SATILIK DÜKKAN

Başiskele Sanayi Sitesi’nde Dış cepheleriyle toplam 500 m2, İç cepheleri 195m2 kullanım alanı olan 2’li dükkan

0537 308 16 63

Anket Fethiye Caddesi için hangi projeyi beğendiniz?