Reklamı Kapat

Meltem Çömlekçioğlu ile sanat

Ben, Meltem Çömlekçioğlu’nun evine gidene kadar yaptıklarını sadece ilgi alanı zannediyordum ama gördüm ki Meltem Hanım, kendisi kabul etmese de bir sanatçı. Evet, kendisi “ben sanatçı değilim” diyor ama benim gördüklerim Meltem Hanımı yalanlıyor. Yaptıkları sadece bir değil iki değil üç ayrı grup. Çini, seramik, ve minyatür... Kendisi aynı zamanda küratörlükte yapıyor. Bunlar sadece benim bildiklerim ve gördüklerim.

Meltem Hanım bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Ben 1970 yılında İzmit’te dünyaya geldim. İlk, Orta ve Lise eğitimimi İzmit’te tamamladıktan sonra Gazi Üniversitesi Bolu İktisadi ve İdari Bilimler İşletme Fakültesini bitirdim. İzmit’e döndükten sonra Kocaeli Üniversitesi’nde İşletme dalında yüksek lisans eğitimimi tamamlayıp bir kamu bankasında işe başladım.  Arzu ettiğim meslek mimarlık olmasına rağmen eğitimim sonrası bankacılık mesleğini de severek ifa ettikten sonra emekli olarak iş yaşantımı sonlandırdım. Çok yoğun bir iş hayatı sonrası hobi olarak kendimi içinde bulduğum sanatsal kurslar bir süre sonra ciddi bir şekilde uğraşım haline geldi.  Sanatsal çalışmalarımla birlikte ikinci üniversite olanağı ile halen Eskişehir Anadolu Üniversitesi Tarih Bölümü 2.sınıfında öğrencilik hayatıma devam etmekteyim. ( Eşim İsmail Çömlekçioğlu kendine ait bürosunda serbest avukatlık yapmakta, büyük kızım Hukuk Fakültesi 4.sınıf, küçük kızım Veterinerlik Fakültesi 1.sınıf öğrencisi olarak öğrenim hayatlarına devam etmekte.) Şu anda evimde kurmuş olduğum atölyemde Seramik, Çini, Minyatür çalışmalarıma devam etmekteyim.

Çalışmalarınızı evinizde gördüm, ben burada anlatmak istemiyorum çünkü hepsi muhteşem, hepsi ilerde açacağınız serginizde görülmeye değer eserler. Eserlerinizi üç gruba ayırırsak ( çini, seramik, minyatür ) sizin için en önemlisi hangisi, bu sanat yolculuğunda önünüzü açan hangisi oldu?

Beğenileriniz ve güzel sözleriniz için çok teşekkür ederim. Ben ilk olarak Kocaeli Büyükşehir Konservatuarı Seramik bölümünün sınavını kazanarak, dört yıl seramik eğitimi aldım.  Bunu aynı kurumda yine sınavla girdiğim dört yıllık Çini eğitimi ve sonrasında üç yıllık Minyatür eğitimleri takip etti.  Minyatür eğitimime daha sonra Sakarya SAMEK’de iki yıl daha devam ettim. Ayrıca İzmit Çıraklık Eğitim merkezi Sınavlarına katılarak Çini dalında Kalfalık – Usta öğreticilik belgeleri aldım.

Çalışırken eserlerinizin arasındaki dengeyi nasıl sağlıyorsunuz? ( çalışma tercihi, sıra, zaman bakımından )

Bu denge pek mümkün olmuyor. Şöyle ki kimi zaman içimden geldiği gibi çalışırken kimi zaman tamamen konulu sergilere, sergi temasına uygun konu ve malzeme seçerek çalışma yapıyorum. Ama bu esnada içimden farklı bir çalışma yapmak gelirse hemen masamdaki malzeme ve zihnimdeki fikirler yer değiştiriyor ve çalışmaya oradan devam ediyorum. Yani atölyemde bir masada çini yaparken kalkıp seramik yapmaya geçtiğim oradan da bırakıp minyatür çalıştığım oluyor.

Yurtdışı gezileriniz oluyor, yurtdışında çini, seramik ve minyatür’e nasıl bakılıyor, hiç araştırmalarınız oldu mu bu konuyla ilgili?

Bu sanatlar ile uğraşmaya başladıktan sonra yurtdışı veya yurtiçi gezilerimizde eserlere bakışım hatta doğaya, çevreye gözle görülebilen her şeye bakışım çok değişti. Gezilerimizde eserleri sanatsal yönden ve teknikleri yönünden incelemeye çalışıyorum, özellikle gezi rotalarıma müze, sergi, ören yeri ekliyorum. Bu gezileri kendim için müthiş faydalı ve geliştirici buluyorum.  Özel bir araştırma yapmamakla birlikte, gözlemlerim neticesinde yurtdışında sanata özel bir yer ve değer verildiğini gördüm. Eski eserlerin korunması yanı sıra yeni üretimler, sanatsal ürünler oldukça kıymet buluyor. Seramik ve çini sanatı gittiğim çoğu ülkede biliniyor. Minyatür örneklerine de kimi ülkelerde farklı üsluplarda rastladım. Özellikle İtalya, İspanya, Japonya da bu sanatların çok güzel örneklerini gördüm.

Sanatla ilgilenmek, yapmak, bir eser ortaya çıkarmak ayrı bir konu, siz birde sanat üzerine çok kitap okuyorsunuz, peki bu konuda yazmayı düşündünüz mü hiç?

Kendimi geliştirebilmek için sanat üzerine yazılmış kitapları çok okumaya gayret ediyorum. Kendime evimde normal kütüphanemin dışında ayrı bir sanat kütüphanesi oluşturmaya, farklı türlerdeki sanat kitaplarını imkanlarım ölçüsünde edinmeye çalışıyorum. Ama sanat o kadar engin bir deniz ki bu konuda bir yazı yazmayı hiç düşünmedim. Şu an daha çok okuma ve öğrenme aşamasındayım.

Çini tarihinden kısaca bahseder misiniz, çininin Türkiye’de ilk çıkışıyla bugüne gelişinde nasıl bir değişim var?

Çini; bir yüzü sırlı ve desenli pişmiş toprak levhalar ve objelerdir. Yaklaşık bin yıllık bir geçmişe sahip olan ilk örnekleri Karahanlılar dönemine ait yapılarda görülmeye başlayan çini sanatı Karahanlıların, Uygurların, Harzemşahların, Gaznelilerin döneminde kullanılmış özellikle Büyük Selçuklular ve Anadolu Selçukluları zamanında gelenek haline gelmiştir. Daha sonra Osmanlı döneminde bu gelenek devam etmiştir. Geleneksel Türk Sanatının en önemlilerinden biri olan Çini genellikle mimari eserlerin, cami, köşk, saray, türbe gibi yapıların iç ve dış süslemelerinde kullanılmıştır. Osmanlı döneminde duvar kaplamaları için “kaşi” kap kacak formları için “evani” terimleri kullanılmakta idi. Bu 18. yy kadar böyle devam etmiştir. Daha sonraları “çini’’ genel bir terim olarak yerleşmiş ve çini ustaları “duvar çinisi’’, “çini tabak’’, “çini vazo’’ gibi terimleri Türkçeye yerleştirmişlerdir.

Bursa İznik ilk zamanlarda saraya çini üretiminde ve tasarımlarında, genelde halka çini üreten Kütahya’nın önünde gitmekte idi. Zamanla bu fark azalmış günümüzde ise kalmamıştır.  Günümüz çini sanatında geleneksel motiflerden etkilenilmekle birlikte farklı arayış içerisine giren Çini sanatçıları değişik form ve desen üretimleri yapmaktadırlar. Ben geleneksel terbiyeden çok uzaklaşılmadan ve desen, kurgu kuralları dışına fazlaca çıkılmadan yapılan bu yenilikleri beğeni ile takip ediyorum.  Kendi bilgilerim ışığında uygulamaya çalışıyorum.

Üç sanat dalı için de geçerli, örnek aldığınız, etkilendiğiniz bir sanatçı var mı?

Tüm bu sanatlarda geçmişteki ve günümüzdeki değerli hocalarımızın teknik bilgilerinden faydalanıyorum, ama tarz olarak seramikte içimden geldiğince özgün çalışmayı tercih ediyorum. Çini sanatında geleneksel çizgide duayen olmuş geçmiş sanatçılarımızın eserlerinden yaptığım çözümlemeler ve kompozisyonlar ile çalışmalar yaptığımdan tümünden etkilendiğim söylenebilir. Minyatürde ise Levni hayranıyım.  Kendisinin çalışmalarını seramik ve çinide de reprodüksiyon olarak çalıştım. Kimi çalışmalarımda aslında tüm sanat dallarındaki sanatçılardan zaman zaman etkilenme yaşamaktayım. Şöyle ki ünlü ressamların eserlerinde renkleri kullanması, isimsiz Osmanlı Saray Nakkaşlarının desen çalışmaları, kimi doğa ansiklopedileri dahi beni etkileyen çalışmalarımı yönlendiren kaynaklar olmakta.

Estetik açıdan özgünlük kavramı eserlerinizde size göre nasıl, bunu kendiniz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Reprodüksiyon çalışmalar yapıyorum ama kendi ürettiğim özgün çalışmalarda fikir, duygu ve düşüncelerimi tam olarak yansıtabildiğimi düşünüyorum. Bu çalışmalarımı sergilerimizde izleyen misafirlerimizin geri dönüşleri sonucunda duymak da fikrimi destekliyor.

Minyatür kağıt dışında başka bir obje üzerine yapılır mı?

Minyatür ilk zamanlarda el yapımı aharlı kağıtlara, fildişi ve benzer maddeler üzerine nakşedilirmiş. Günümüzde teknoloji sonucu kağıt üretimi hayli ilerlemiş olmasına rağmen halen makbul olan el yapımı, aharlı kağıtlar kullanmak. Fakat arayış içerisinde olan sanatçılar günümüzde ebru kağıt üzerine, tuval üzerine, kurutulmuş yaprak üzerine, sunta tahta üzerine, taş ve benzer zemin üzerine minyatür çalışmaları yapmaktadırlar. Bu da bana göre eserlerden kimilerinde oldukça farklı ve güzel etkiler yakalanmasını sağlamaktadır.

Geleneksel klasik minyatür mü yoksa bugünkü modern tarz minyatür mü, hangisi size daha yakın?

Her ikisinin de lezzetinin farklı olduğunu düşünüyorum.  Önemli olan minyatür çalışırken genel kurallarını ihlal etmemek bence. Modern olup da çok güzel minyatür çalışmalar yapılmakta günümüzde, o nedenle klasik, geleneksel sanatlarda, işlerde ‘’kitsch’’leşmeye gitmeden yenilik yapmanın sanat ve sanatçıya faydalı olduğunu düşünüyorum.  Bu olumlu fayda dolaylı olarak sanatseverlere renklilik ve çeşitlilik sunarak bu sanata olan ilgi ve sevginin artmasını sağlayacaktır diye düşünüyorum.

Teknoloji çağındayız ve yapay zeka insanlığı etkisi altına almış durumda. Bu açıdan baktığımızda sizce sanatın geleceği nasıl olabilir?

 Sanat hep hayatımızda olmak durumunda bana göre.  İlk çağlarda ilk insan öncelikle yaşama ve ihtiyaçlarını giderme kaygısı yaşarken aynı zamanda hayat içinde kullandığı araçları, eşyaları süslemeyi düşünmüş ve uygulamış, buna ihtiyaç hissetmiş, bunu döneme ait eserlerde gözlemliyoruz. Buradan yola çıkarak insanoğlunun içgüdüsel olarak hayatına güzellik, dekorlama katma ihtiyacının dünya ne kadar gelişirse gelişsin hep var olacağını düşünüyorum. Yani bana göre insanoğlunun yaşamında sanat hep var olacak ve olmalı da.

Meltem Hanım, size son bir soru, Küratörlük yapma fikri sizde nasıl oluştu, bize biraz bu oluşumdan da kısaca bahsedebilir misiniz?

Tabi memnuniyetle… Adapazarı’nda ders aldığım eğitmenimin son derece güzel çalışmaları vardı ama kişisel bir sergi açmamıştı. Onun çalışmalarını İzmit’teki sanatsal faaliyette bulunan arkadaşlarımın da görmesini çok istedim. Kendisini teşvik ettiğim hocamla bu yola çıktık. Tüm hazırlık ve sergileme aşamalarını yürüttüğüm benim içinde küratörlüğe ilk adım olan minyatür sergimiz beklentilerimizin çok üzerinde beğenildi. Tamamıyla organizasyonunu üstlendiğim bu oluşum ve gelişen bu süreç sonucunda böylelikle bana da yeni bir yol açılmış oldu.

Meltem Hanım, misafirperverliğiniz için, sanat dolu söyleşiniz için çok teşekkür ediyorum. 

Bende sizinle birlikte böylesine güzel bir sohbeti yapma, fikirlerimi aktarma, imkanı bulduğum için size çok teşekkür ediyorum.  Sanata ve sanatçılara gösterdiğiniz hassasiyetten, ilgiden dolayı şahsınızda gazeteniz ve size şükranlarımı sunuyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gül Anasal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Meltem Çömlekçioğlu - Sanata ve sanatçıya değer vererek görüşlerimi paylaşan siz kıymetli yazarımıza ve gazetemize çok teşekkür ederim . Sağlıkla sanatla dolu günler dilerim .

Yanıtla . 4Beğen . 0Beğenme 03 Temmuz 07:12
03

Gül Anasal - @Meltem Çömlekçioğlu 01 nolu yoruma cevabı: Meltem Hanım, bize sanat dolu vaktinizi ayırdığınız için asıl biz teşekkür ederiz.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 21 Temmuz 23:35
02

Neşe Berik - @Meltem Çömlekçioğlu 01 nolu yoruma cevabı: Tebrik eder,başarılarının devamını dilerim....

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 20 Temmuz 20:24


Anket Kocaeli Valiliği'nin aldığı koronavirüs tedbirlerini yeterli buluyor musunuz?