Reklamı Kapat

Babalar, anneler ve çocuklar...

Şu gelip geçici dünyada insan için en büyük mutluluk, sıcak bir aile ortamı içinde yaşayabilmek olmalı.

Sıcak, sevgi dolu bir ailede en büyük pay anne ve babanındır.

Onlar, öncelikle kendi aralarında “sevgi ve saygıya” dayalı bir ilişki içinde iseler, çocuklar da o insani değerlerden paylarını alırlar.

Bizim gibi “ataerkil” kültürün yaygın olduğu toplumlarda ailenin sorumluluğu öncelikle babanın omuzlarındadır.

Baba, en güç koşullarda yaşam mücadelesi veren bir kahramandır.

Anne, o kahramanın en büyük destek gücüdür.

Çocukların en büyük sorunu, baba sevgisinden yeterince pay alamamaktır.

Anne de çalışan bir kişi ise, bu özleme anne de katılır.

Elbette, anne ve babanın kültürel uyumu, bilinç düzeyi bu sorunu büyük ölçüde çözer.

Ancak, “ataerkil” yaşam biçiminin egemen olduğu, ekonomik ve toplumsal sorunların yaşandığı toplumlarda bu kolay değildir.

Düşünelim;

baba, vardiyalı çalışan bir işçi, ya da sabah ezanından önce yola çıkıp haftanın 7 günü pazarcılık yapan bir esnaf, yaşadığı kent dışında çalışmak zorunda olan bir kişi ise, çocuklarıyla yeterince ilişki kurabilir mi?

“Baba özlemi” yaşadığımız ülkenin en sık rastlanan sorunu değil mi?

Öte yandan, her insan zamanla, yaşadığı koşulları olağan saymaya başlar. Babaya hasret, kavuşma anında coşkuya da dönebilir, giderek artan bir ilişki kopukluğuna da neden olabilir.

Babaların yoğun iş yaşamı içinde olduğu koşullarda,“Büyükbabalar” baba özleminin giderildiği varlıklar olur. Onlar da kendi çocuklarına yeterince ilgi gösterememiş olmanın özlemini giderirler.

Çocuklar, baba sevgisini” onların sağlıklarında yeterince yaşayamazlar. Ama, bir baba özellikle de genç yaşta ebediyete çekip gitmişse, özlem katlanır, sevgi yücelir.

Bu noktada da sorunlar yaşanır; büyükbaba ekonomik ve kültürel açıdan yoksulsa, sorun yine çözümsüzdür!..

Pek çok büyükbaba, “emekli” bile değildir. Emekliler ise, bu ülkede sürekli yoksullaşmaktadır!

Ben babamı yitirdiğimde o güzel insan henüz 41, ben de 17 yaşımdaydım. Uzun yıllar yaşadığım bir acı, zamanla özlem ve saygıya dönüşmüştü. O büyük boşluğu bir ölçüde büyükbabam doldurmuştu.

Annemim emek ve fedakarlığını ise hiçbir zaman ödeyemem…

Şimdi, oğlumun ve torunumun hasretini yaşayan bir kişi olarak, yurt dışında yaşayan oğlumun ve torunumun arada bir seslerini duymanın heyecanı ile avunuyorum.

Oğlum da “insanca yaşayabilmek ve yaşatabilmek” için olanca gayretiyle mücadele ediyor. Biz ise bir gün onları “bedensel olarak” terk edeceğiz!

Çocukların, baba sevgisini gerçek anlamıyla yaşayabilmeleri için, yaşadığımız ülkede insana önem ve öncelik veren bir ekonomik, kültürel ve toplumsal düzenin olması gerek!

Bu ise, üretime dayalı bir ekonomi-politika ve gerçek anlamıyla SOSYAL DEVLET düzeni içinde yaşayabilmemize bağlıdır.

Her evlat, öncelikle bu gerçeği görebilmeli ve kendi çocukları ve torunlarının aynı özlem içinde kalmamaları için, yaşadıkları düzene müdahil olmalıdırlar!

Toplumsal huzur ve güven olmadan, bireysel mutluluk mümkün değildir.

Babalarımıza ve annelerimize saygıyla…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Küpçü - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Size göre en güvenli ulaşım aracı hangisi?