Reklamı Kapat

Akşener’e alkış, Kılıçdaroğlu’na serzeniş

“Şimdi Cumhuriyet iptal edilip saltanat geri mi getirilmiş oldu?” başlıklı dünkü yazımın girişinde, “Ayasofya kararı” konusunda topa girmeyen, korkan ve geri duranlara giydirmiştim.

Demiştim ki…

“Sevgili okurlarım, ülkemizde çok garip şeyler oluyor. İşin üzücü tarafı, bu olup bitenler, bu davranışlar karşısında; Cumhuriyet’in kurucusu CHP sessiz, Cumhuriyetçi ve Atatürkçü çizgideki İyi Parti sessiz, yeni kurulan DEVA ve Gelecek Partisi sessiz, yeri geldiğinde mangalda kül bırakmayan diğer bazı partiler sessiz, sözde laik Cumhuriyetçiler sessiz, üniversiteler sessiz, meslek kuruluşları sessiz, sivil toplum örgütleri sessiz. Anlaşılır gibi değil. Sanki üzerimize ölü toprağı serildi.”

Yazıya böyle girmiştim.

Gün içindeki bazı işlerim nedeniyle sabahın erken saatlerinde yazmıştım yazımı.

Partilerin grup toplantılarını beklemeden…

Biliyordum, yine sessiz kalacaklardı.

Topa girer gibi yapacaklardı, ama girmeyeceklerdi.

Ucundan köşesinden değinerek geçiştireceklerdi…

Sonra “dindar kesim” ne derdi?

CHP’nin net tutumunu baştan biliyordum.

Danıştay’ın kararı açıklanır açıklanmaz, bütün teşkilatlarına mesaj göndermişti.

“Karar hukuki… Siyasi değil… Yorum yapmayın!”

Anlamı şuydu; “Siyasal İslamcılar yıka yıka ilerlese de, aman ha sesinizi çıkarmayın. Dindar kesimden oy alamayız…”

CHP’nin tutumu bu olacaktı, ama İyi Parti belki bir sürpriz yapabilirdi.

Meral Hanım’ın “Atatürkçü damarı” kabarabilirdi.

Bunları düşünerek grup toplantı saatlerini bekledim.

Meral Akşener’e alkış

İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, önceki gün, bugüne kadarki en iyi grup konuşmalarından birini yaptı.

Ayasofya konusuna pek damardan girmese de, Atatürk’e söz söyletmemesi, hepimizin yüreğine su serpti.

Bazı satırbaşları şöyle:

* Türkiye bu hafta önemli bir gelişmeye sahne oldu. Sultan Mehmet Han'ın emaneti Ayasofya, artık tamamen ibadete açılacak. Milletimizin bir beklentisi yerine getirildi. Hayırlı olsun.

* Hayırlı olsun, ama işin daha en başında yaptığım bir uyarıyı, tekrarlama ihtiyacı hissediyorum; Ayasofya ibadete açılsın, ama siyasete kapatılsın.

*  Biliyorsunuz; Sayın Erdoğan, Danıştay'ın kararından sonra ekranlara çıktı ve bir konuşma yaptı.

* Bekledim ki; Milletimizden gelen talep ve beklentiyi, Siyasetin her kanadından gelen desteği, ağduyuyla ve birleştiren bir dille karşılasın.

* Yine yapamadı. Kavgadan beslenen bir ruh haliyle, Cumhuriyetle bitmeyen kavgasının dışa vurumu niteliğinde, birleştiren değil, yine ayrıştıran bir konuşma yaptı.

* Türkiye'nin Cumhurbaşkanı olarak değil, yine AK Parti Genel Başkanı olarak karşımızdaydı… Yine olmadı, yine yakışmadı…

* Çıktı, utanmadan,Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün, Cumhurbaşkanlığı döneminde alınan kararı, hem hukuki bir hata, hem de ihanet olarak tanımladı.

* Kendine gel Sayın Erdoğan! Ağzından çıkanı kulağın duysun.

* 19 Kasım 1936 tarihinde düzenlenen tapu evrakında, Fatih Sultan Mehmet Han'ın vakfiyesinden sonra, yeni Türk devletinin kayıtlarına Ayasofya'yı, Cami-i Şerif olarak tescil eden ikinci kişi, o beğenmediğin Mustafa Kemal Atatürk’tür.

* Bu gerçek ortadayken, öyle hukuki hatadan söz etmek, daha da ötesi, utanmadan tarihe ihanet yakıştırması yapmak, makamı ne olursa olsun, kimsenin haddi değildir.

* Ayasofya'nın Osmanlı dönemindeki fatihi Sultan Mehmet Han; Cumhuriyet dönemindeki fatihi de Gazi Mustafa Kemal Atatürk'tür.

*Topu, gereksiz yere idari yargıya atıp, oradan çıkan kararla, kendini Ayasofya fatihi ilan etmeye kalkmak ise, acizliktir, kendini gülünç duruma düşürmektir.

* Sayın Erdoğan; milletimizin talebiydi, partiler destek oldu, yargı karar çıkardı, iş bitti. Bütün bunları yapabilme imkânını da, Mustafa Kemal'in kurduğu Cumhuriyet verdi. Mesele bundan ibaret! Tarihini bilerek konuş. Makamının farkındalığıyla konuş.

* Demem o ki; Kimse, bu güzel kararı kirletmesin. Kimse, Ayasofya üzerinden Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarına kin kusmaya kalkmasın.

* Çünkü onlar olmasaydı, tapusunda Türk devletinin mührü bulunan ve cami yazan bir Ayasofya'mız olamazdı. Hatta, onlar olmasaydı, Türkiye genelindeki 84.684 camimiz de olamazdı.

* Bu işler yapılırken, tarihi gerçeklere ve kimseyi incitmemeye özen göstermek gerekir. Devlet insanı olmak da, Cumhurbaşkanlığı makamı da bunu gerektirir.

* Allah aşkına; Sokakta Ayasofya kararı üzerinden kavga eden tek bir Allah'ın kulunu gördünüz mü? Birbirine hakaret eden tek bir vatandaşımız var mı?Yok.

* O halde, niye böyle bir birlikteliği kirletip de, devletin zirvesinde, sanki “Kavga varmış” gibi pozlar veriyorsunuz? Milleti birbirine düşürmeye çalışmaktan hâlâ bıkmadınız mı?

                                      ********

Gördüğünüz gibi, Akşener, Danıştay’ın “Cumhuriyet hukukunu yok sayıp saltanat hukukuna göre karar almasına” ve bunun önümüzdeki günlerde başımıza açacağı belalara hiç girmiyor.

Salt Atatürk’e yapılan haksızlık ve saygısızlık üzerinde duruyor.

Bu da önemli…

Alkışımız bundan…

Kemal Kılıçdaroğlu’nun tepkisizliği

Önceki gün Kemal Kılıçdaroğlu’nun grup konuşmasını da izledim.

Ağırlıklı olarak “15 Temmuz kalkışması” üzerinde durdu.

Yine “İki 15 Temmuz var” vurgusu yaptı.

“FETÖ’nün siyasi ayağı”nı bir kez daha dile getirdi.

“Çoklu baro düzenlemesi”ne Meclis’te nasıl karşı çıktıklarını anlattı, “Çoklu baroyla Türkiye’nin birlik ve beraberliğine dinamit koydular” dedi.

Konuşmasında “Ayasofya” konusuna da değindi.

Bana göre, salt “değinmiş olmak” için, “yasak savmak” için…

Erdoğan’ın Ayasofya konusunda Mart-2019’daki konuşmasını hatırlatarak, “Devlet yönetiminde ikiyüzlülük olmaz. Samimiyet esastır. Hangi kararlılık? Bunun adı sahtekârlıktır. Ortada kahraman gibi geziyorsun” şeklinde konuştu.

Hepsi bu kadar!

Kılıçdaroğlu’nun “dişe dokunur” bir eleştirisi yoktu.

Atatürk’e “hain” denmesi…

Cumhuriyet hukukunun “yok”, saltanat hukukunun “geçerli”  sayılması…

Bu kararın ileride başımıza açacağı dertler…

Kemal Kılıçdaroğlu, sorunun özüne yine inmedi.

Gerçekleri anlatma cesaretini yine gösteremedi.

“Ürkek muhalefet” tavrını yine sürdürdü.

Sonuç:

Atatürk’ün kurduğu CHP ve sözde laik Cumhuriyetçiler susarken, siyasal İslamcılar yıka döke yol almaya devam ediyor.

Bakalım, bu filmin sonu nasıl bitecek?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Size göre en güvenli ulaşım aracı hangisi?